SON DAKİKA
Hava Durumu

YENİ YILA ZOR BİR TABLOYLA GİRERKEN

Yazının Giriş Tarihi: 05.01.2026 09:20
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.01.2026 09:20

2026 yılına, bölgesel ve küresel gelişmelerin yarattığı ciddi belirsizlikler eşliğinde girdik. Doğu Akdeniz’de Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail arasında güvenlik iş birliğine yönelik atılan adımlar; Orta Doğu’daki gerilimler; Rusya–Ukrayna savaşının seyri ve Suriye sahasındaki kırılgan denge, Türkiye’nin çevresinde giderek daha karmaşık bir güvenlik ortamı oluştuğuna işaret ediyor. Bu gelişmeler, doğal olarak kamuoyunda gelecek döneme ilişkin kaygıları artırıyor. Böylesi bir uluslararası atmosferde, “önümüzdeki yıl daha iyi olacak” yönündeki iyimser beklentilerle, sahadaki riskler arasında ciddi bir mesafe olduğu görülüyor. Buna rağmen, barış rüzgarlarının esmesi dileğimi muhafaza etmeye çalışıyorum...

Sadece ulusal güvenliğimiz değil, ekonomi başta olmak üzere iç gelişmeler de yakından değerlendirilmesi gereken bir tablo sunuyor. 2026 yılı bütçesi, Meclis’te yapılan tartışmalar ve muhalefetin itirazlarına rağmen kabul edildi. Bütçe rakamlarına bakıldığında, vergi gelirlerinin önemli bir bölümünün dolaylı vergilerden oluştuğu görülüyor. Özellikle KDV ve ÖTV gibi vergilerin toplam içindeki payı, dar ve sabit gelirli kesimler üzerindeki yükün devam edeceğine işaret ediyor.

Gelir dağılımındaki adaletsizlik tartışmaları sürerken; yüksek enflasyon, artan yaşam maliyetleri ve sınırlı gelir artışları, geniş toplum kesimleri için geçim mücadelesini zorlaştıracağı görülüyor. Buna karşılık bütçede öngörülen açık ve borçlanma ihtiyacı, ekonomik kırılganlıkların önümüzdeki dönemde de gündemden düşmeyecek.

Güvenlik ve terörle mücadele başlıkları, kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Suriye’nin kuzeyindeki gelişmeler ve yürütülen diplomatik süreçlere ilişkin yeterli bilgilendirme yapılmadığı yönündeki eleştiriler öne çıkıyor. Bu konularda şeffaflığın artırılması, toplumsal güven açısından önem taşıyor.

Öte yandan uyuşturucu kullanımı, suç oranlarındaki artış ve adalet sistemine duyulan güven konuları toplumda kaygılar gittikçe artıyor. Güvenlik güçlerine yönelik saldırılar ve yaşanan can kayıpları ise kamu vicdanında derin bir üzüntüye neden oluyor. Bu alanda daha güçlü ve bütüncül adımların atılması ihtiyacını ortaya koyuyor.

Sonuç olarak, 2026 yılına girerken gerek dış politika gerekse ekonomi ve toplumsal meseleler açısından zorlu bir dönemin bizi beklediği görülüyor. Bu tabloyu dile getirmek karamsarlık değil; riskleri zamanında görme ve çözüm arayışlarını güçlendirme çabası olarak değerlendirilmelidir. Umut, ancak gerçekçi analizler ve akılcı politikalarla anlam kazanır. Sonuç mu?

Kahin olmaya gerek yok; mevcut gelişmeler, 2026’nın 2025’ten daha zorlu geçebileceğini gösteriyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.