Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942’de doğmuş, 24 Ocak 1993’te bombalı bir suikast sonucu yaşamını yitirmiştir. Aradan geçen yıllara rağmen, bu suikastın tüm yönleriyle aydınlatılamamış olması, Türkiye’nin yakın tarihindeki en önemli toplumsal ve hukuki sorunlardan biri olarak varlığını sürdürmektedir.
Mumcu’nun yaşamını yitirmesinin ardından, olayın aydınlatılacağı yönünde kamuoyuna çeşitli açıklamalar yapılmış, ancak zaman içinde bu dosya çözüme kavuşturulamamıştır. Soruşturma sürecinde adı geçen kişilerle ilgili olarak da, hukuki ve cezai sorumluluğa ilişkin farklı değerlendirmeler yapılmış; bazı sanıklar hakkında cezai ehliyeti bulunmadığı yönünde raporlar düzenlenmiştir.
Gazeteci ve yazar kimliğiyle Uğur Mumcu; Abdi İpekçi, Duygu Asena, Sebahattin Ali, Hrant Dink, Aziz Nesin, Ahmet Taner Kışlalı, Çetin Emeç ve daha pek çok basın emekçisiyle birlikte, düşünce ve ifade özgürlüğü mücadelesinde önemli bir yer edinmiştir. Bu isimlerin ortak noktası, kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunu her türlü baskının üzerinde tutmalarıdır.
Uğur Mumcu, 12 Mart dönemi koşullarında kaleme aldığı yazılar nedeniyle “orduya hakaret” ve “toplumsal sınıflar arasında tahakküm oluşturma” suçlamalarıyla yargılanmış, yedi yıl hapis cezasına çarptırılmış; Yargıtay’ın bozma kararıyla serbest bırakılmıştır. Tahliyesinin ardından askerlik görevini yerine getirmek üzere silah altına alınmış, Tuzla Piyade Okulu’ndaki eğitiminin ardından “sakıncalı” statüsünde değerlendirilerek askerlik hizmetini er olarak tamamlamak üzere Ağrı Patnos’a gönderilmiştir.
Daha sonra açtığı dava sonucunda yedek subaylık hakkını kazanmasına rağmen, askerlik görevini Patnos’ta er olarak tamamlamayı tercih etmiştir. Bu tercihi, onun hayata ve güce bakışını özetleyen önemli bir duruş olarak hafızalarda yer etmiştir.
Uğur Mumcu’nun aramızdan ayrılışının 33. yılında, onun da sıkça vurguladığı gibi, zaman içinde birçok şey unutulabilir. Ancak düşünce özgürlüğünü savunan, dik duran, kalemini hiçbir koşulda satmayan yazarlar, sanatçılar ve aydınlar unutulmaz.
Uğur Mumcu, kalemini satmayan bir gazeteciydi. Onu bir kez daha saygı ve rahmetle anıyoruz.