Yılbaşı...
Sanki biten yıl çok iyiymiş de, ona güle güle 2025, gelene de “hoş geldin”ler yaparak karşılama törenleri yapıyoruz…
Komik buluyorum bu tavrı...
Ne değişiyor?..
Ne değişti ki yıllardır?..
Severdim çocukken yılbaşılarını.. Yanımda annem, babam, kardeşlerim, eş dost, akraba olurdu…
En güzeli de bayram sofrası gibi hazırlanan etli, sebzeli yemeklerdi. Yemeklerden sonra devam eden kuruyemiş faslını hiç unutmuyorum...
Artık yılbaşlarını eskisi gibi sevemiyorum…
Nedir ki yani?
Toplumsal olarak bu kadar çok sorun konuşulurken, insanın içinden eğlenmek gelmeyebiliyor.
Demokrasi, insan hakları ve Cumhuriyetin temel değerleri konusunda uzun süredir kamuoyunda ciddi tartışmalar var. Eğitim sisteminin durumu, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler, yargıya duyulan güven konusundaki endişeler sıkça dile getiriliyor.
Basının bağımsızlığına ilişkin eleştiriler, kadın cinayetleri, yüksek enflasyon, komşu ülkelerde süren savaşların yarattığı tedirginlik…
Geniş bir kesimin yoksulluk ve geçim sıkıntısıyla mücadele ettiği, seçilmiş yöneticilerle ilgili hukuki süreçlerin toplumda farklı görüşlere yol açtığı bir ortamda, benim için yılbaşı kutlamalarının anlamı eskisi gibi olmuyor.
Elbette herkesin eğlenme hakkı var; buna kimsenin itiraz etmesi mümkün değil.
Ama ben, olan biteni düşünmeden eğlenebilenlerden olamıyorum.
Gülüyormuş gibi yapmak, eğleniyormuş gibi görünmek bana samimi gelmiyor.
Bu bir tercih, bir hissiyat…
Sadece benimkisi.