Enver Paşa'nın babası, Malta sürgününde kendisini övüyormuş:
“Ben hayatımda harama uçkur çözmedim!”
Osmanlı İmparatorluğu’nun çökmesinden Enver Paşa’yı sorumlu tutanlardan bazıları içini çekmiş: “Ah Paşa Hazretleri ah! Keşke helale de uçkur çözmeseydiniz de, bu Enver başımıza çıkmasaydı!”
Kıssadan hisse…
İsim vermemize gerek yok. Örnekleme yapacağımız isimler o kadar çok olduğundan sadece şu kadarını söyleyebilirim; Babaların hataları bazen nesillere taşınıyor.
***
Siyasilerin hoşlanmadığı emekçi gruplardan birisi gazetecilerdir. Gazeteciler, siyasilere yalakalık yaptığı müddetçe sürece sorun yaşamaz. Az bir suya sabuna dokunur tipten haber yaptığın an, tepkiler gelir. Bazen de, bunun tam tersi olan hareketlerde bulunur bu gazeteci camiası. Biz buna, haberi saptırmak, gündem yaratmak, ilgi çekmek ne dersen de...
Bazı siyasi kişiler ise, gazeteciye beyanat verir, haber aynen geçilir ama siyasi yaptığı açıklamadan sonradan pişmanlık duyar. O zaman da; “Ben böyle demedim. Gazeteci olayı saptırmış...” diye feveran ederler. Sonuçta işin ceremesini gazeteci çeker.
Efendim, ikinci kıssadan hissemize geçelim. Osmanlı döneminde donanma Haliç’te beklerken çürümeye yüz tutmuş. Herkes oturduğu yerde terfi ediyormuş. Nihayet Çarkçıbaşılar sınava tabi tutulmuş; kazanan kalacak, kaybeden emekli olacaktı.
Hoş sohbet bir çarkçıbaşı, sınavı yapacak paşaya rica etmiş: “Şuna kolay bir soru sor, paşam!”
Paşa soruyu sormuş: “Söyle bakalım, gemi seyir halindeyken kazan patlarsa ne olur?” Makineler stop eder, gemi olduğu yerde durur diyecek...
Çarkçıbaşı ellerini açmış: “Allah o günleri göstermesin, paşam!”
Kıssadan hisse… Bugünlerde hepimiz bazen çarkçıbaşına dönüşüyoruz. Ne demek istediğimiz anlaşılmadı mı?
O zaman şöyle diyelim: AKLINIZDA NE VARSA, ALLAH O GÜNLERİ GÖSTERMESİN!