Cumhuriyetin kuruluşunun 10’uncu yılında, Atatürk’ün Milli Eğitim Bakanlarından Dr. Reşit Galip tarafından kaleme alınan ve kamuoyunda “Öğrenci Andı” olarak bilinen metin, 1933 yılından itibaren uzun yıllar boyunca ilkokullarda her sabah topluca okunmuştur.
“Türküm, doğruyum, çalışkanım.Yasam; küçüklerimi korumak,büyüklerimi saymak, yurdumu, ulusumu özümden çok sevmektir.Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.Varlığım Türk varlığına armağan olsun.”
Bu metin, zaman içinde çeşitli düzenlemelere uğramıştır. 1972 ve 1997 yıllarında yapılan değişikliklerle andın sonuna “Ne mutlu Türküm diyene” ifadesi ile “Büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime and içerim” sözleri eklenmiştir. Yapılan bu değişikliklere rağmen, uzun yıllar boyunca andın okunması kamuoyunda geniş çaplı bir tartışma konusu olmamıştır.
Öğrenci Andı’nın kaldırılmasına yönelik ilk itirazların 2009 yılında bazı sivil toplum çevrelerinden geldiği bilinmektedir. O dönemde Milli Eğitim Bakanlığı ve hükümet yetkilileri bu talepleri uygun bulmamış ve uygulama devam etmiştir.
Ancak 2013 yılında yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle birlikte Öğrenci Andı’nın okullarda okunmasına son verilmiştir. Bu karar, toplumun farklı kesimlerinde çeşitli tepkilere neden olmuş, konu yargıya taşınmıştır. Danıştay sürecinde farklı kararlar verilmiş olsa da, sonuç itibarıyla andın yeniden okutulması yönünde kalıcı bir düzenleme hayata geçirildi.
Gazeteci-yazar Oktay Ekşi, “Andımıza ne oldu?” başlıklı yazısında bu süreci ayrıntılarıyla ele almış ve özellikle kamuoyunda yeterli bir itirazın yükselmemiş olmasına dikkat çekmiştir. Ekşi yazısında, muhalefet partileri dâhil olmak üzere birçok kesimin bu konuda sessiz kaldığını sorgulamaktadır.
Bugün gelinen noktada, Öğrenci Andı konusu kamuoyunun gündeminden büyük ölçüde çıkmış görünmektedir. Zaman içinde pek çok tartışma başlığında olduğu gibi, bu konu da hafızalarda kaldı.
Ben de bu satırları, bu süreci hatırlatmak ve kendi bakış açımdan değerlendirmek amacıyla kaleme aldım. Sözü fazla uzatmadan şunu söylemekle yetineyim:
Anlayanlara…Anlamayanlarla zaten işimiz yok.
Esen kalın.