Trump’ı adeta Mesih gibi yücelten ve kutsayan bir ayini hepiniz izlemişsinizdir. ABD ordusunda “Din Özgürlüğü Vakfı” adlı bir vakıf faaliyet göstermekte. Bu vakıf altında bazı komutanlar, İran savaşıyla ilgili olarak bunu “Tanrı’nın planı” ve Armageddon’un habercisi olarak değerlendirmekte. Örneğin bir komutan, askerlerine “Trump, Armageddon’u tetiklemek ve İsa’nın dönüşünü müjdelemek üzere bizzat İsa tarafından kutsandı” diyormuş.
Bazı komutanlar ise kehanetin gerçekleşmesi için savaşın “yeterince kanlı olması” gerektiğini vurguluyor.
Durumu daha da hassas kılan, Kudüs’te Harem-i Şerif’in tam ortasında yükselen altın kubbeli Kubbet-üs-Sahra’nın (Mescid-i Aksa) kutsal bir simge olması. Yahudiler, dünyanın bu noktadan yaratıldığına ve Hz. İbrahim’in oğlunu kurban etmek üzere buraya getirdiğine inanıyor. Hristiyanlar için burası, Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği yerin hemen yanı; Müslümanlar için ise Hz. Muhammed’in miracının başladığı kutsal mekan. Tek bir taş, üç dinin hafızasının kesişim noktası olarak büyük bir öneme sahip.
Yazar Ergin Yıldızoğlu şöyle devam ediyor:“İncil’e göre İsa, bu taşın üzerinde bulunan I. Tapınakta vaaz vermiş ve ‘Bu tapınak yıkılacak, taş üstünde taş kalmayacak’ kehanetiyle açıkça ‘Ben tapınağın kendisiyim’ demiştir. Bu tapınak Babil Kralı Nebukadnezar tarafından yıkılmış, sürgünden dönen Yahudiler tarafından M.Ö. 516’da aynı yerde II. Tapınak inşa edilmiştir. M.S. 70’te Roma İmparatoru Titus, Kudüs’ü kuşatmış ve tapınağın taşını sökmüştür; böylece Hz. İsa’nın kehaneti gerçekleşmiş oluyordu.”
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’e göre III. Tapınağın yeniden inşası artık “mucizevi bir olasılık” haline gelmiş durumda. Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei de Kudüs’te gözyaşı dökerek aynı arzuyu dile getirmiş; Beyaz Saray’da düzenlenen ayinler ve cephedeki askerlere yönelik konuşmalar, Hristiyan milliyetçi radikal söylemin etkilerini gösteriyor.
Oysa Hz. İsa, “Ben tapınağın kendisiyim” derken, aslında bir tapınağa gerek olmadığını ifade ediyordu. Müslümanların en kutsal mekanlarından birini yıkarak III. Tapınak inşasını savunan kökten dinci Hristiyanlar, Tucker Carlson’un ifadesiyle, aslında dinler arası hassasiyetleri ihlal etmiş oluyor.
86 yaşındaki İran dini liderinin Ramazan ayında ölümü ise, sadece İran ve Şiiler için değil, tüm Müslümanlar için büyük bir üzüntü ve hakareti simgeliyor.
Yıldızoğlu yazısını şöyle tamamlıyor:“Bu savaş, 15,5 milyon Yahudi, 2,5 milyar Hristiyan ve 2 milyar Müslümanın dünyasını gerçek bir cehenneme çevirebilir.”
Kısaca, eğer bu çatışma dinsel bir boyuta taşınırsa, etkileri sadece bölgesel değil, küresel ölçekte yıkıcı olabilir. Dileğimiz, böyle bir gelişmenin yaşanmamasıdır.