28 Şubat 1997’de toplanan Milli Güvenlik Kurulu, 14 saat süren toplantıda bazı kararlar aldı.
1- Laiklik ilkesi büyük bir titizlikle korunmalı, mevcut yasalar uygulamada yetersiz kalıyorsa yeni düzenlemeler yapılmalıdır.
2- Tarikatlarla bağlantılı özel yurt, vakıf ve okullar denetim altına alınarak Milli Eğitim Bakanlığı’na devri sağlanmalıdır.
3- Genç nesillerin dimağlarının öncelikle Cumhuriyet, Atatürk, vatan ve millet sevgisi, Türk milletini çağdaş uygarlık düzeyine çıkarma ülkü ve amacı doğrultusunda bilinçlendirilmesi bakımından;
a) 8 yıllık kesintisiz eğitim tüm yurtta uygulanmalıdır.
b) Temel eğitim almış çocukların, ailelerin isteğine bağlı olarak devam edebileceği Kur’an kurslarının Milli Eğitim Bakanlığı kontrolünde faaliyet göstermeleri için gerekli idari ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
4) Aydın din adamı yetiştirmekle yükümlü kuruluşlarımız, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun özüne uygun ihtiyaç düzeninde tutulmalıdır.
5-Yurdun çeşitli yerlerinde yapılan dini tesisler gündemde tutularak siyasi istismar yapılmamalı.
6- Türk Silahlı Kuvvetleri’ni dine karşıymış gibi göstermeye çalışan bazı medya yayınlarına karşı gerekli tedbirler alınmalıdır.
7- TSK’ya aşırı dinci kesimlerden sızmaları önlemek amacıyla alınan tedbirler diğer kamu kurum ve kuruluşlarında da uygulanmalıdır.
8-Mezhep ayrılıklarını körükleyip milletimizi kamplara ayrılmasına yol açacak faaliyetlere mani olunmalı.
9-Anayasa ve yasalara aykırı olarak sergilenen olaylar önlenmeli.
10- Atatürk’e karşı yapılan saygısızlıklar ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkındaki kanunun istismar edilmesine fırsat verilmemeli.
*** Kamuoyunda “28 Şubat kararları” olarak bilinen bu kararların altında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Necmettin Erbakan, Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller, İçişleri Bakanı M. Akşener ile hükümet üyeleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesinin imzaları bulunmaktadır.
Zamanın hükümeti tarafından alınan bu kararlar yıllardır bazı çevreler ve siyasi kesimler tarafından eleştirilmiş, tartışılmaya devam etmiştir.
Bu noktada şu sorular gündeme gelmektedir:
Bu kararların hangi maddeleri kamuoyunda eleştirilmiştir?
Bu kararlar uygulansaydı yaşanan bazı olumsuzluklar ortaya çıkar mıydı?
Toplumda yaşanan kutuplaşmalar aynı şekilde yaşanır mıydı? Biz sadece soruyoruz. Yorum sizlerin.