Kırılgan Sanılan Bir Neslin Sessiz Gücü
Son yıllarda çocuklar için en çok kullanılan kelimelerden biri “kırılgan”. Çabuk etkilenen, kolay yorulan, çabuk dağılan, hemen bozulan… Oysa çocuklar tarih boyunca hiç bu kadar korunmamışken bile bu kadar “kırılgan” değildi. Belki de sorun çocuklarda değil. Belki biz, dayanıklılığı yanlış bir yerden tanımlıyoruz.
Dayanıklılık Ne Değildir?
Dayanıklı çocuk demek; hiç ağlamayan, hiç üzülmeyen, hiç zorlanmayan çocuk demek değildir. Dayanıklılık; acıya maruz kalmamak değil, acıyla karşılaştığında dağılmadan kalabilme becerisidir.
Bilimsel literatürde “resilience” olarak geçen bu kavram; çocuğun stres karşısında toparlanabilme kapasitesini anlatır. Ve bu kapasite, ne genetik bir ayrıcalıktır ne de doğuştan sabit bir özelliktir. Öğrenilebilir…
Korunan Çocuk Dayanıklı Olmaz
Modern ebeveynlikte sık yapılan bir hata var: Çocuğu zorlanmaktan tamamen korumak.
•Üzülmesin diye konuşulmayan gerçekler
•Korkmasın diye yaşatılmayan deneyimler
•Yorulmasın diye kaldırılan sorumluluklar
İlk bakışta şefkat gibi görünür. Ama uzun vadede çocuğun zihnine şu cümleyi kazır:
“Ben tek başıma baş edemem.”
Oysa dayanıklılık, tam da baş edebildiğini deneyimleyerek gelişir.
Bilim Ne Söylüyor?
Çocuk gelişimi ve nörobilim çalışmaları şunu net biçimde gösteriyor: Aşırı koruyucu ebeveynlik;
•Stres toleransını düşürür
•Kaygı bozukluklarını artırır
•Problem çözme becerilerini zayıflatır
Beyin, zorlanmadan yeni sinaptik yollar oluşturmaz. Tıpkı kas gibi, kullanılmayan dayanıklılık da gelişmez.
Dayanıklılık Küçük Zorluklarla İnşa Edilir
Bir çocuğun dayanıklılığı; büyük travmalarla değil, küçük ama gerçek hayat deneyimleriyle oluşur.
•Arkadaşına kırılıp barışabilmesi
•Bir oyunda kaybetmeyi tolere edebilmesi
•Yapamadığı bir şeyde vazgeçmeden denemesi
Bu anlar, çocuğun ruhsal bağışıklık aşılarıdır. Her engel kaldırıldığında, çocuk bir doz dayanıklılık kaybeder.
Hata Yapabilen Çocuk Güçlenir
Hata yapmasına izin verilmeyen çocuk; başarısızlıktan korkar. Başarısızlıktan korkan çocuk; denemekten vazgeçer. Oysa dayanıklılık; kusursuzlukla değil, kusurla barışabilmekle ilgilidir. Çocuk, hata yaptığında dünyanın yıkılmadığını gördüğünde güçlenir.
Dayanıklı Çocuk Yalnız Bırakılan Çocuk Değildir
Burada kritik bir ayrım var. Dayanıklılık, çocuğu kaderine terk etmek değildir. Tam tersine; Dayanıklı çocuk;
•Duygusu görülmüş
•Zorlandığında yanında bir yetişkin olduğunu bilen
•Ama çözümü onun yerine yapılmayan çocuktur.
“Buradayım” demekle “Senin yerine yaparım” demek aynı şey değildir.
Bedensel Dayanıklılık da Buradan Beslenir
Ruhsal dayanıklılık, bedensel dayanıklılıktan ayrı değildir. Sürekli kaygı ortamında büyüyen çocuklar;
•Daha sık hastalanır
•Daha geç toparlanır
•Semptomları daha uzun sürer
Çünkü stres, bağışıklık sisteminin en sessiz düşmanıdır. Güvende hisseden çocuk; daha iyi uyur, daha iyi beslenir, daha hızlı iyileşir.
Dayanıklılık Sessiz Bir Ebeveynlik Becerisidir
Bu beceri; yüksek sesle öğretilmez.
•Her düşüşte kaldırmamak
•Her soruna hemen çözüm üretmemek
•Her duyguyu bastırmaya çalışmamak
“Dayanıklı çocuklar; mükemmel ebeveynlerle değil, yeterince iyi ebeveynlerle büyür.”
Son Söz
Çocuklar kırılgan değil. Onları kırılgan sanıyoruz. Ve onları ne kadar çok “korursak”, hayata karşı o kadar savunmasız bırakıyoruz.
Dayanıklı çocuk yetiştirmek; çocuğu hayattan saklamak değil, hayata yanında durarak hazırlamaktır. Belki de ebeveynliğin en güçlü cümlesi şudur:
“Zorlanıyorsun, görüyorum. Bu zor. Ama bununla baş edebilirsin. Ben buradayım.”
İşte dayanıklılık, tam da bu cümlenin içinde büyür