SON DAKİKA
Hava Durumu

ÇOCUKLAR ESKİSİ GİBİ SIKILMIYOR… VE BU SESSİZLİK MASUM DEĞİL

Yazının Giriş Tarihi: 17.02.2026 07:57
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.02.2026 07:57

Sıkılmak Bir Zamanlar Çocukluğun Doğal Hâliydi

Bir çocuk “canım sıkılıyor” dediğinde, eskiden bu cümle evin içinde bir süre asılı kalırdı. Kimse hemen bir çözüm üretmez, kimse telaşlanmazdı. Sıkılmak, çocukluğun doğal bir parçasıydı; geçici, öğretici ve çoğu zaman üretkendi. Bugün ise aynı cümle ebeveynlerde hafif bir huzursuzluk yaratıyor. Sanki bir şeyler eksik yapılıyormuş, sanki hemen müdahale edilmesi gereken bir aksaklık varmış gibi. Oysa belki de çocukluğun en yaratıcı hâli, tam da o sıkıntının içinde saklıydı.

Sıkıntı Bir Boşluk Değil, Bir Başlangıçtır

Sıkılmak bir boşluk hâlidir ama bu boşluk sanıldığı gibi zararlı değildir. Aksine, zihnin kendini kurduğu alandır. Çocuk zihni sürekli uyarıldığında değil, durduğunda çalışır. Hayal gücü, hazır sunulan içeriklerle değil, kendi kendine bir şeyler üretmek zorunda kaldığında gelişir. Bir çocuk sıkıldığında aslında iç dünyasına doğru bir adım atar; ne yapmak istediğini, neye yönelmek istediğini, hangi oyunu kuracağını düşünür. Biz o boşluğu hemen doldurduğumuzda, çocuğun düşünmesine gerek kalmaz.

Sürekli Dolu Bir Çocukluk

Bugün çocuklar sıkılmıyor çünkü neredeyse hiç boşluk bırakmıyoruz. Günleri programlarla, kurslarla, etkinliklerle ve ekranlarla dolu. Evde sessizlik oluşmasın diye televizyon açılıyor, yolculukta canı sıkılmasın diye telefon uzatılıyor, beklemeye tahammül etmesin diye her an bir uyaran sunuluyor. Bu sürekli doluluk hâli, çocuğun kendi iç ritmini kurmasını engelliyor. Oysa zihin, dinlenmeden gelişmez; durmadan güçlenmez.

İyi Niyetle Yapılan Bir Müdahale

Çoğu ebeveyn bunu iyi niyetle yapıyor. Çocuğu mutlu etmek, üzülmesini önlemek, sıkıntıdan korumak istiyor. Ancak burada fark edilmeyen bir gerçek var: Sıkılmak bir duygudur ve her duygu gibi yaşanması gerekir. Sürekli dışarıdan müdahale edilen bir çocuk, kendi başına bir duygunun içinden geçmeyi öğrenemez. Her boşlukta bir çözüm bekler. Bu da ilerleyen yıllarda tahammülsüzlük, çabuk vazgeçme ve sürekli uyarılma ihtiyacı olarak geri döner.

Sıkıntıya Tahammülsüzlük Kime Ait?

Sıkılmaya tahammül edemeyen sadece çocuklar değildir. Yetişkinler de sessizlikle baş etmekte zorlanır. Belki de çocukların sıkılmasına dayanamamamızın nedeni, kendi iç boşluğumuzla yüzleşmek istemememizdir. O sessizlikte biz de kalırız ve bu pek konforlu değildir. O yüzden çocuğu oyalarken, aslında kendimizi de oyalamış oluruz.

Sıkılan Çocuk Kendi Dünyasını Kurar

Oysa sıkılan çocuk, kendi dünyasını kurmaya başlar. Bir oyuncağı başka bir şeye dönüştürür, evin bir köşesini oyun alanı yapar, bazen de hiçbir şey yapmadan durur. Bu durma hâli son derece kıymetlidir. Çünkü hayat sürekli eğlenceli anlardan ibaret değildir. Hayat bazen beklemektir, bazen sıkılmaktır, bazen ne yapacağını bilememektir. Çocuk bu duygularla erken yaşta tanıştığında, ilerleyen yıllarda çok daha dayanıklı olur.

Boşlukla Tanışmayan Çocuklar

Bugün birçok yetişkin, en küçük boşlukta telefona sarılıyor. Bekleyemiyor, duramıyor, sıkıntı hissiyle baş edemiyor. Bu bir tesadüf değil. Sıkılmaya hiç alan tanınmamış çocuklukların doğal bir sonucu. O yüzden çocukların her anını doldurmak, onları hayata hazırlamak değil; hayatın zorluklarından korumaya çalışmaktır. Oysa hayat, korunaklı alanlarda öğrenilmez.

Çocuklara Verilmesi Gereken Şey

Belki de bu çağda çocuklara verilmesi gereken en büyük şey daha fazla etkinlik, daha fazla oyuncak ya da daha fazla ekran değildir. Belki de verilmesi gereken şey, yönetilmeyen zamandır. Plansız, organize edilmemiş, yetişkin tarafından yönlendirilmemiş zamanlar. O zamanlarda çocuk, kendisiyle karşılaşır ve bu karşılaşma, gelişimin en sessiz ama en güçlü adımıdır.

Son Söz

Bu hafta çocuğunuz “canım sıkılıyor” dediğinde, hemen bir çözüm sunmak zorunda değilsiniz. O cümle bir problem bildirimi değil, bir sürecin başlangıcıdır. Belki de ilk kez kendi içinden bir şey çıkarmaya çalışıyordur. O anı elinden almak yerine, biraz beklemek gerekir.

Çünkü çocuklar eskisi gibi sıkılmıyor.

Ve bu sessizlik, sandığımız kadar masum olmayabilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.