İyi Niyet, Dayanıksız Çocuk
Son yıllarda çocuk polikliniklerinde dikkat çeken bir değişim var. Çocuklar eskisi kadar kırılgan değil belki, ama ebeveynler çok daha hassas. Bir düşme, bir öksürük, bir ateş yükselmesi; artık sadece bir belirti değil. Bir alarm, bir tehdit, bir “bir şey kaçıyor olabilir” duygusu.
Aşırı hassas ebeveynlik, çoğu zaman sevgiyle başlıyor. Ama iyi niyetle başlayan her şey, dozunu aştığında çocuğun ruhuna yük bindirebiliyor.
Hassasiyet ile Kaygı Arasındaki İnce Çizgi
Çocuğunu önemsemek başka, çocuğun her anını kontrol etmek başkadır.
Bugün sık gördüğümüz ebeveynlik biçimi; koruyucu olmanın ötesinde, ön alıcı bir kaygı hâline dönüşmüş durumda.
• Henüz düşmeden engellenen çocuklar
• Henüz üzülmeden susturulan duygular
• Henüz zorlanmadan çözülen problemler
Bu tablo, çocuğu rahatlatıyor gibi görünür. Ama uzun vadede çocuğa şu mesajı verir:
“Sen kendi başına baş edemezsin.”
Bilim Ne Diyor?
Psikoloji literatürü bu konuda oldukça net. Aşırı koruyucu ebeveynlik;
• Çocuklarda anksiyete bozuklukları
• Düşük stres toleransı
• Özgüven eksikliği
• Karar verme güçlüğü ile doğrudan ilişkilidir.
Çocuk beyni, zorlanmadan gelişmez. Bağışıklık sistemi gibi, psikolojik dayanıklılık da maruziyetle güçlenir.
“Üzülmesin” Diye Büyütülen Çocuklar
Modern ebeveynlikte en sık duyduğumuz cümlelerden biri: “Üzülmesini istemiyorum.” Oysa üzülmek, çocukluk gelişiminin patolojik bir parçası değildir. Aksine, sağlıklı bir basamaktır. Hiç üzülmeyen çocuk yoktur. Ama üzülmesine izin verilmeyen çocuk vardır. Ve bu çocuklar büyüdüğünde, hayat ilk gerçek darbeyi vurduğunda ne yapacaklarını bilemezler.
Aşırı Hassasiyet Bedene de Yansır
Bu ebeveynlik biçimi sadece ruhu değil, bedeni de etkiler. Aşırı hassas ailelerde sık gördüğümüz tablo:
• Daha sık doktora başvuru
• Daha uzun süren semptomlar
• Daha zor iyileşen enfeksiyonlar
Çünkü çocuk, bedensel sinyallerini bile kaygı eşliğinde yaşamayı öğrenir. Her ağrı büyür. Her öksürük endişeye dönüşür. Her belirti tehdit gibi algılanır. Bu da çocuğun kendi bedenini tanımasını zorlaştırır.
Hastalıkla Değil, Hastalık Korkusuyla Yaşayan Çocuklar
Bazı çocuklar gerçekten sık hasta değildir. Ama sürekli “hasta olma ihtimali” ile yaşarlar.
• Üzerine fazla giydirilen
• Sürekli uyarılan
• Dış dünyadan korunmaya çalışılan…
Bu çocuklar için dünya, keşfedilecek bir alan değil, kaçınılması gereken bir risk alanıdır. Oysa çocukluk, biraz düşerek, biraz üşüyerek, biraz hata yaparak büyür.
Aşırı Hassasiyet, Görünmez Bir Kontrol Biçimidir
Bu ebeveynlik türü genellikle sevgi kılıfındadır. Ama temelde şunu içerir: “Ben senin yerine dayanırım.”
Sorun şu ki; dayanıklılık devredilemez bir beceridir. Bir çocuk adına her şeyi ebeveyn üstlendiğinde, çocuğun kasları değil sadece, ruhsal bağışıklığı da gelişmez.
Peki Ne Yapmalı?
Çocuğu ihmal etmekle, çocuğu boğmak arasında geniş bir alan vardır. Sağlıklı ebeveynlik;
• Gözlemleyen
• Gerektiğinde müdahale eden
• Ama her şeyi önceden engellemeyen…
Bu bir denge işidir. Çocuğun düşmesine izin vermek, onu sevmemek değildir. Çocuğun üzülmesine alan açmak, onu yalnız bırakmak değildir.
Son Söz
Aşırı hassas ebeveynlik, iyi niyetle başlar. Ama çoğu zaman çocuğun yükünü hafifletmez, sadece şeklini değiştirir. Çocuklar camdan değildir. Kırılgan değiller, esnektirler. Ve esneklik, korunarak değil, deneyimleyerek kazanılır. Belki de ebeveynliğin en zor ama en gerekli cümlesi şudur:
“Bu duyguyla baş edebilirsin. Ben buradayım ama senin yerine yaşamayacağım.”
İşte gerçek güven, tam da burada başlar.