Eski bir gelenek, köklü bir anlayış ve anlamlı bir bakış açısından bahsetmek istiyorum. Son zamanlarda ülkemizde bazı ünlülerin bu geleneği sürdürmek istemelerinden ve sildirdikleri Zimem defterlerini sosyal medyalarında paylaşmalarından anlıyoruz ki halen veresiye defterleri var ve halen Zimem geleneği yaşatılıyor.
Zimem defteri; Osmanlı döneminde bakkal, kasap, manav gibi esnafların veresiye alış veriş yapan fakir insanların erzak olarak evlerine aldıklarını, yaptıkları veresiye alışverişlerinin kaydedildiği defterlere verilen addır. Zimem geleneği ise özellikle Osmanlı döneminde zengin, hali vakti yerinde olan insanların ramazan ayında hiç isimlerini bile bilmedikleri bu insanların borçlarını kapatmak üzere defterleri satın alma geleneğinin adıdır.
Bu geleneğin en güzel özelliği ise yabancıya hatta hiç tanımadığın birine elini uzatma hatta derdine derman olabilme anlayışıdır. Tanıdığımız insanların zaten dertleriyle hemhal olmak bizim en asli görevimiz olsa gerek. O dönemdeki insanların yabancıya bakış açısının ne kadar değerli olduğunu görmek, günümüzdeki paranoyak bakış açımızın çok ötesinde bir boyutta bizlere hala ders veriyor niteliğinde olduğunu söyleyebilirim.
Osmanlıdan yıllar sonra günümüzde bu gelenek tekrardan adeta can buldu. Yeniden dirildi ve Zimem geleneği kendi kendine şimdilerde yaşamaya başladı. Fakir mahallelerdeki esnaflar gezildi. Defterlerin en kabarıkları seçildi. En parasız insanların borçları silinerek onların yollarına ışık tutuldu. Böylelikle borçlarının silindiğini bilen insanlar ezile sıkıla ekmek alıp bu defterlere yazdırmaya kalkmayacaklar. Utana sıkıla işyerlerine gelen müşterilerine de bu esnaflar mahcubiyet yaşamayacaklar ya da dükkânlarına kilit vurmak zorunda kalmayacaklar.
Önce şarkıcı Çelik satın aldığı Zimem defterini paylaştı sonra ise ünlü sanatçı Safiye Soyman sildirdiği Zimem defteriyle olan görüntüsünü sosyal medyasından yayımladı. İyilik her zaman iyidir anlayışıyla bu hareketler göz dolduran, umut vadeden ve insanı mutlu eden hareketler olsa da halen veresiye defterlerinin varlığı ne yalan söyleyeyim içimi biraz burktu, yüreğimi parçaladı ve her bireyin halen ekonomik olarak geçinebiliyor olamaması canımı acıttı.
Güçlü elbette güçsüzü taşıyabildiği için halen güçlü ve ayaktadır. Lakin güçsüzün varlığı da her zaman maneviyatı olan için, duyarlı insanlar için ve güzellikleri görebilenler için hüzün kaynağı olmaktadır.
Ben Zimem defteri geleneğinin halen yaşıyor olmasından dolayı hem sevindim hem de utandım. İnsanların bir yüzyıl sonrası bile gıda ve temel ihtiyaç maddelerini halen veresiye alacak durum olmaları elbette kimse için mutluluk kaynağı olmayacaktır. Veresiye defterlerinin parası olmayan insanların parası olduğunda ödemesi üzerine verilen ürünlerin listelerinin olduğunu bilmek, bu defterlerde çikolata, sakız yerine süt, ekmek, zeytin gibi ihtiyaç maddelerinin olduğunu bilmek sanırım kimse için olağan bir durum sayılmamalıdır.
Ve halen ödenmeyen veresiye defterlerinin bir yerlerde varlığının olduğunu bilmek ve veresiye vermeye devam eden küçük esnafların büyük marketler karşısındaki ayak durma dirayetinin ve dayanma gücünü de düşünmedim değil.
Zimem geleneği artık günümüzde bir gelenek değil daha ötede bir duruş, daha farklı bir anlayış ve daha hüzünlü bir bakış açısıdır. Tek taş yüzüğünün olmamasını dert edinenle, evine ekmek götüremeyen babanın ananın derdinin aynı olmaması gibi…
Sevgiyle kalın…