Geçtiğimiz günlerde, her sene coşkuyla düzenlenen Susurluk Ayran Kültür ve Sanat Festivali yapıldı. Susurluk bu arada işletmeleri, çay bahçeleri ve dinlenme tesisleri ile Balıkesir’deki diğer ilçelere fark atacak güzellikte ve nitelikte bir şehir, aynı zamanda çok çalışkan, babacan, abican çok tatlı da bir belediye başkanı var.
Birkaç senedir ben de Susurluk Ayran Kültür ve Sanat Festivalinde Kitap günlerinde, yazmış olduğum kitaplarımla yazar olarak imza da bulunma şerefine nail oldum. Ufak, çalışkan ve sevimli bir şehir olan Susurluk da tüm insanların birbirlerini tanıdığını yahut akraba, dost, arkadaş olduklarına şaşkınlıkla şahit oldum. Düşünsenize herkesin herkesi tanıdığı güvenilir bir şehirden sizlere bahsediyorum. Çocuklarınız parklarda rahatça kendi başlarına oynayabiliyorlar. Geniş yollarında her saat sakince dolaşabiliyorsunuz. Size zarar verebilecek, kapkaça uğrayacağınız bir insanın karşınıza çıkması ihtimali ise sıfır noktasında.
Susurluk benim yeni arkadaşlar edindiğim, eski arkadaşlarımı oraya gezmeye götürdüğüm, yakın arkadaşlarımla sık sık gittiğim, gezdiğim bir yere zaman içerisinde dönüştü diyebilirim. Sanat kafeleri, çaylağı ve kadınların kurmuş olduğu bandosuyla ünlü olan Susurluk da başka neler vardı?
İşte biz bunları düşünürken; kendi aramızda arkadaşlarla konuşurken ortaya bir “Susurluk da ne yenir, ne içilir?” konusu açıldı. Ben dedim tost yenilir yanına da ayran içilir. Nitekim orada yapılan ayran yayık ayranı olması vasfıyla ekşi ve bol köpüklü hatta köpüğüyle ünlenmiş bir ayran diyebiliriz.
Eskiden köylerde yapılan yağı üstünde gezinen mayhoş ayranın işte aynısını orada hala yapıyorlar. Köpükler bardağın üstünden ve kenarlarından dışarıya doğru hatta taşıyor. Yanında da bol kaşarlı bir tost ki oranın tostunun ünü artık Dünya çapında ülkeler arasında yayılmıştır. Özellikle Mihaliç peyniri ile yapılanı ki ben kaşarlı olanı seviyorum. Siz ikisi de deneyin derim…
Daha sonra öğreniyoruz ki kendi aramızdaki konuşmalardan Susurluk da Göbel kokoreci çok meşhurmuş aynı zamanda etli çorbası ve bu iki ürünü tüketmek amacıyla çevre ilçelerden buraya hafta sonlarında akın ediyorlarmış. Kokoreci denedim, sevenler için idealdi ama etli çorbasına ben de bayıldım diyebilirim. Çorbanın üstüne sıktığınız limonla bir anda damak tadınızda değişiklik başlıyor.
Kısacası et ve süt ürünlerinde, et yemekleri ve hamur işlerinde zengin bir mutfağa sahip olan Susurluk saçaklı mantısı, tandırı ve keşkeği ile de ünlü bir şehrimiz. Denemeyeneler için ekmekli kadayıfını da çok beğendim. Onu da deneyin derim çünkü ben aşırı tatlı şeyleri sevmeme rağmen şerbeti çok yerindeydi. Sevgiyle kalın.