Modern bir deyim olan yeniden doğmak dönüşüm anlamına gelmektedir. Tırtıl iken kelebek olabilmek, dönüşüme doğada en güzel örnektir. Benim görüşüme göre kuru bir tohumun yemyeşil bir halde toprağa tutunabilmesi de dönüşüme verilebilecek en güzel örneklerdendir.
Bir dönüşüm felsefesi olan kinsugi ise; çatlamış, kırılmış bir yerden nasıl daha güçlü bir şekilde var olabileceğini bizlere göstermektedir. Yenilenen her şey eskisinden daha güçlü bir şekilde varlığını göstermektedir.
Kintsugi en anlaşılır manayla kırılan deforme olan bir eşyayı altın kullanarak tamir edilerek yeniden kullanılır duruma getirmektir. Kırılan parçalar altın kullanılarak birleştirildiği için kırılmadan önceki halinden çok daha fazla değerli hale gelebiliyor. Altın kullanıldığı için değerli hale gelen eşya sanatçının yorumuyla da artık bir sanat eseri haline dönüşüyor. Sanat eseri olması ona bir kat daha değer katarken kırılmışlıklarının izi ve hatırasının hala üzerinde yaşıyor olması da ona eşsiz bir bilgelik katıyor.
Bu felsefenin insan ile birleşmiş halini hiç düşündünüz mü? Eşyalar da aslında insanlar gibi güçlü, güzel ancak kırılgan yapıdadırlar. İnsan yaşadığı çevredeki olumsuz etkenlerden ve yaşam mücadelesinde savaşırken yaralar alır. İşte bu yaralarımızı hayata karşı bakış açımızı değiştirerek ve motivasyon sahibi olarak onarabiliriz. Onarabildiğimiz her bir yaranın bizim için değerli olduğunu anlarsak ve tecrübe olarak kendimize olumlu yönde kullanabilirsek altınla sırlanırız ve güçlü bir şekilde dönüşüme ayak uydurmuş oluruz.
Kintsugi bir japon felsefesidir. Japonca altın ve tamirat kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur.15 yüzyılda bir komutanın kırılan fincanının tamirini istemesiyle başlayan bu felsefe günümüzde daha iyi anlaşılabilmiştir. Estetik ve değerli madenlerle kırılan eşyaların tamiri değil insan hayatında da hataların derin izlerinin güzelliklerle onarılmasını öğütlemektedir.
Nitekim bizler kırıldığımız yerleri daha güçlü bir şekilde onararak pes etmeden hayata devam etmeyi kendimize amaç edinmeliyiz. Hiç kırılmayacağım ben anlayışı çokta günümüzde kabul görebilecek bir anlayış olmadığı gibi tecrübelerden yola çıkarak ilerlediğimiz hayatta bizi güçlü kılan şeyin hatalarımız olduğunu da zaman içerisinde anlamış olacağız. Yapılan yanlışları tekrarlamamak ve hatalardan ders almaya başlamak bu felsefenin başlangıcı olacaktır.
Her şeyin tamir edilebildiği bu hayatta; kırıkları, eskileri, çatlamışları, yıpranmışlıkları güzel şeylerle onarmanın gücünü bize öğreten bu felsefe hala hak ettiği yeri bulamasa da ben sizlere bu konu hakkında az da olsa bilgi vermek istedim. Umarım beğenmişsinizdir. Sevgiyle kalın…