“elli liradan açıyorum bu kitap çok sevilen bir yazarımıza ait…”
“elli beş var mı başka veren...”
“Yetmiş evet var mı artıran…”
“Kapağı yepyeni….”
“Satıyorummmm, Saaaaaaaaaaat, Saaaaaatttımmmm”
Herkesin gözlerinde tuh be yine alamadım kaçtı bakışı. Zor bulunan yahut ilk basım olan eski kitaplar ortaya çıktığında eller, havada adeta dans etmekte ve mezatın olduğu yerde burnuma gelen o köhne sevdiğim rutubetli kitapların kokusu…
Bursa’da gün geçtikçe hızla sayıları artan kitap mezatlarının varlığından haberdar mıydınız? Sizlerden de bu mezatlara katılanlar oldu mu?
Sadece alışverişin olmadığı bizlere zamanla kaybetmiş olduğumuz bazı değerleri hatırlatan sıcak, sevgili dolu bir ortamı anlatmaya çalışıyorum. Bu kitap mezatlarında öyle güzel anılar biriktiriyorsunuz ki sizlere nasıl anlatsam bilemedim. Hani bazı anlar yaşanılır anlatılmaz ya işte o cinsten. Oradaki her katılımcı diğerini tanıyor. Katılımcı demek de uygun bir anlatım olmaz belki de müdavim demeliyim. Bazen alamadığınız bir kitabı üzüldüğünüzü görünce alamayan diğer müdavime hediye ediyorlar. Hele ki ilk gelmiş iseniz onlar için misafirsiniz. Sadece mezatın misafiri değil onların da misafiri oluveriyorsunuz. O kadar da düşünceli ve şefkat dolu bir ortamdan bahsediyorum. Hatta bu kadar heyecanlı çekişmenin içerisinde nasıl hırs denen acı kavram yok o da şaşırtıcı…
Küçük Ahmet’i, Markuez Arifi, Kalfası, dedesi, herkesin bir lakabı var. Bana orada herkes “yazar hanım “demekteler. Önceleri garibime gitse de zamanla bayağı hoşuma giden bir tarif oldu benim adıma. Aralarda ücretsiz çokoprens ve çay ikramı da cabası…
Sadece kitaplar mı var burada? Elbette ki hayır; eski aramakla bulunamayacak yıllara meydan okumuş dergilerde görücüye çıkmakta…
Bazı mezatlarda eski sanatçıların kasetlerini ve eski film cdleride bulmakta zorlanmıyorsunuz. Nostaljik bir zaman yolculuğunda adeta bir anda kendinizi buluveriyorsunuz. Seksenler ve doksanlar ayaklarınızın altına seriliveriyor. Bu mezatlara katılan arkadaşlar o kadar okumaya meraklı ve kitaba sevdalılar ki ne bulsalar okuyan cinsten…
Kitap okunma ve alınma sayıları gün geçtikçe yıllara göre düşüyor. Hatta son zamanlarda öğretmenlerin zorlamalarıyla sadece öğrenciler kitap okumaya başladılar ve çoğunlukla satılan kitaplar çocuk kitaplarına döndü. Gençlerin vakitlerini sosyal medyada geçirmeyi tercih etmeleri de kitap okunma ve satılma oranlarında gayet büyük farklar yarattı diyebiliriz. Nitekim sosyal medya, dijitalleşme ve günlük insan yoğunluğunun verdiği etkiler sonucunda ise artık kitap okunma oranları en alt seviyelerde seyretmekte…
İşte tam da bu noktada ucuz kitaplarıyla sevgi dolu ortamıyla mezatlar kitapseverler açısından kurtarıcı konumuna geçmiş oldu. Bulamadığınız birçok kitaba ucuz bir şekilde de ulaşmış oluyorsunuz.
Gitmek isteyenler için sosyal medyada kâğıt kitap mezat adresinden Süleyman Beyefendiden mezat yerini öğrenebilirsiniz. Bursa’ya gitmişken süt helvası, İskender, pideli köfte ve cantık ve tayınlı yemeyi de unutmayın. Kozahan’da gezerken ipek şallardan hediye alabilirsiniz sevdiklerinize ve meydanında içtiğiniz kahveyle birlikte Bursa havasını derdin derin içinize solumayı unutmayın…
Ulucami’de dua edip biraz tophaneye doğruda gezinti yapabilirsiniz. Dervişan denilen otantik kafeyi de görüp zaman geçirmenizi eski çocukluğunuzun gazozlarından içmenizi tavsiye ederim.