Çöllerle çevrili bir ülkede olan olaylar tüm dünyaya yayılmaya başlamıştır. Başlarda adil bir hükümdar olarak yaşayan bir kralın zaman içerisinde canavara dönüştüğü söylentisi yayılmıştır. Şehriyar güçlü ve zenginliği dillere destan bir pers hükümdarıdır.
Uzak bir ülkede kral olan Şehriyar eşinin ihaneti sonucunda tüm kadınlara karşı güvenini kaybeder. Her gece bir kadınla evlenerek o kadını sabah öldürür ve böylelikle içindeki intikamı bastırmaya çalışırdı. Ülkede bir korku hâkimdi. Çünkü sıra bütün genç kızlara gelecekti. Akıllı ve güzelliğiyle nam salmış olan Şehrazat ise kralla tanışmak istemekteydi. Şehrazat Kralın vezirinin kızıydı. Çok kitap okumuş, tarih ve masalları bilen zeki ve alımlı bir kadındı. Bu zulmü durdurmak istedi ve babasına kralla evlenmek istediğini söyledi.
“Ben kralla evleneceğim” dedi.
Babası bu duruma çok üzülmesine ve kızının evlenmesine karşı gelmesine rağmen aralarında geçen bu diyaloğu kral Şehriyarın da duymasıyla birlikte bu evliliğe engel olamadı. Kralda bu cesur kadını Şehrazat’ı tanımak ve evlenmek istemekteydi.
Şehrazat; Uzun ve siyah parlak saçlara sahipti. Saçları gece gibiydi ve ipek gibi yumuşaktı. Anlamlı bakan, İri kocaman gözleri vardı. Beyaz ve parlak bir tene sahip olan Şehrazat İran civarındaki en güzel kızlardan biriydi. Bilgeliği, zekâsı ve güzel konuşma yeteneği onu diğer kadınlardan ayırmaktaydı.
Saray sessizdi. Mumların ışıkları odanın kırmızı duvarlarında hareketli gölgeler oluşturmaktaydı. Tahtın kenarında Şehrazat oturmaktaydı. Boynundaki ve alnındaki yakuttan yapılma mücevher taşlar parlamaktaydı. Hemen karşısında oturan kral Şehriyara seslenen Şehrazat masala başlamak için izin istedi.
Düğünden sonra gece Şehrazat krala bir masal anlattı. Masal çok etkileyiciydi lakin en merak edilen yerinde sabah olmuştu. Kral hikâyenin sonunu merak ettiği için Şehrazat’ı öldürtmedi. Ertesi gece masalı bitirir bitirmez başka bir masal anlatmaya başlayan Şehrazat bu durumu bin bir gece boyunca sürdürdü. Bu zaman içerisinde kral hem değişmeye başlamıştı hem de Şehrazat’a âşık oluvermişti.1001 gecenin sonunda artık Kral değişmişti. Artık hiçbir kadın öldürülmüyordu. Şehrazat’ı eşi ve saraya kraliçe yapmıştı. Bu nedenle zekâsı ve sözleriyle Şehrazat kötülüğü durduran kadın olarak halen anılmaktadır.
Masallar yüzyıllar boyunca Ortadoğu, Hindistan, İran ve Arap kültürlerinden gelen hikâyelerin birleşmesiyle oluşmuşlardır. Bin bir gece masalları Doğu edebiyatının en ünlü hikâye derlemelerinden biridir. Arapça adı “Alf Leyla ve Leyla” dır ve anlamı “Bin Gece ve Bir Gece” dir.
Bin bir gece masalları sadece bir masal kitabı değildir. Doğu kültürünün hayal gücünü, ticaret yollarını, şehir hayatını, dönemin yaşama şekillerini ve insan ilişkilerini anlatan edebi bir eserdir. Bu kitapta karşınızdaki gaddar ve kötü bir kralda olmuş olsa tatlı dil ve güler yüzle herkesi etkileyebileceğinizi anlatmaktadır.
Anlayışlı bir düşünce yapısı, etkili bir anlatım biçimi ve güzel kelimeler çoğu zaman büyü niteliği taşıyabilmektedir. İyilikle insanların değişebileceğini ve kötülüğün hiç bir şeyi düzeltemeyeceğinin de anlatıldığı bu masalların içerisindeki dersler ve ana tema, yüzyıllar boyunca hala bizlere bir şeyleri öğretmeye devam etmektedir.