SON DAKİKA
Hava Durumu

ARİFE ÇİÇEĞİ, BAYRAM BÖCEĞİ

Yazının Giriş Tarihi: 21.03.2026 09:13
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.03.2026 09:13

Eski zamanlarda Osmanlı döneminde bayram heyecanına dayanamayıp arifeden bayramlıklarını giyinen çocuklara “arife çiçeği” denilmekteydi. Rengârenk ve çeşit çeşit desenli kıyafetlerle sokakları dolaşan bu çocuklar bayram neşesini, çocuk masumiyetini ve aynı zamanda bir geleneği de temsil etmekteydiler.

Bayram gününü bekleyemeyen bu tezcanlı çocuklara, bayramlıklarını giydikleri için “bayram böceği” olduklarını söyleyen büyüklerden bazıları ellerini vermezler. Ellerini öptürenler de harçlıklarını bayramda vereceklerini söylerlerdi. Bayram gününü bekleyen ve bayramlıklarını ancak bayram günü konu komşuya gösteren çocukların bayrama daha çok değer verdikleri, gereken özeni gösterdikleri ve söz dinledikleri düşünülürdü.

Kendi öz bayramlarımıza ne kadar değer verdiğimiz, bizden olmayanların bayramlarına daha fazla sahip çıkıyor olmamızdan belli olsa gerek. Bir yılbaşında baştanbaşa süslenen dev avmlerde aynı coşkuyu bir kurban bayramında bir ramazan döneminde maalesef göremiyoruz. Oysa tüm şehirlerin mahyalarla ve ışıklarla süslendiği bayramlar ve neşe içerisinde şeker toplayan çocukların şen kahkahalarına yetişmiş bir nesiliz biz. Çocukluk dönemimde Ramazan ayında özellikle Karagöz ve Hacivat’ın gölge oyununu izlediğimiz zamanları anımsıyorum. Macuncu amcaların limonsu tattaki macunları tahta çıtalara doladıklarını…

Bayramda toplanan harçlıklarla mutlaka gidilen lunaparkları ve binilen çarpışan arabaların sırtımızdaki ağrısını hiç unutmadım. O lunaparklar sadece bayram zamanlarında şehre gelirlerdi. Sonra ellerimize tutuşturulan bezden yapılma kenarları oyalanmış peti kareli mendilleri. Kız kaçıranları patlattığımız en korku dolu anlarımızı ve ceplerimize iliştirilen bozuk madeni paraların varlığını hala anımsamaktayım. Arife gecesinden ellerimiz kınalanırdı. Gazetelere sarılır sonra bu ellere çoraplar geçirilirdi. Tüm gece dualar edilerek uyunur. Hatta kimi zaman heyecandan geç saate kadar uyuyamadığımızda olurdu. Sabah ellerimiz yıkandığında kimin elleri daha kırmızıysa bayramın onun için en güzel geçeceğine inanmaktaydık. Bayram o günler de sanırım herkes için hep güzeldi…

Değişen ne oldu bu kadar zaman içerisinde? Bayram anlayışını neden kaybettik? İçimizde ölen heyecan geriye gelir mi? Hala bayramlara layık olduğu önemi verenler kaldı mı?

Bu sorulara cevap bulmak zor evet ama günümüzde artık bayram ziyaretleri yerine dinlenme ve tatil tercihinde bulunan, bayramlık yerine gidilen yerler için rezervasyon peşinde koşulan bir zaman döngüsünün içerisine hapsolmuş durumdayız. Pijamayla bayramı geçiriyorum diyen insanlara ne zaman dönüştük? Nerede bayram öncesi apartmanların foşur foşur yıkandığı günler? Ne bayramın geldiği belli nede bayram neşesinin var olduğu…

Artık içimizde ne arife çiçekleri var ne de bayram böcekleri. Bir koşturma, bir yarış, garip saçma bir hırs, çalışıyorum yoruluyorum bahanesi ve nereye varılacağı belli olmayan bir zamanın içerisinde debelenmekteyiz

Bayram ziyareti için gittiğiniz bir evde sarma yapılmamışsa, baklava hazır alınıyorsa, güllü lokum ve Türk kahvesi ikramı olmuyorsa, çocuklara harçlık vermek bir nevi külfet oluyorsa orada bayram neşesi yaşanmıyor demektir. Arife çiçekleri de bayram böceklerini de oralarda göremezsiniz.

Bayram kahvaltısı için pişiler, misafir ikramı için elmalı pastalar yapanlara, halen bayram temizliğini önemseyip camlarını silenlere, davulcunun parasını önceden hazır edenlere, çocukları sevindirenlere, harçlıkları eksiltmeyenlere, gazetenin müdavimlerine, bizi okumaya yazdıklarımızı takip etmeye devam edenlere, sevenlere sevmeyenlere sevgilerimi gönderiyorum. Mutlu bayramlar…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.