Bandırma’da düzen değil, düzensizlik büyüyor. Bandırma kendi haline bırakılmış bir şehir mi? Bandırma büyüyor ama yönetilemiyor. Bandırma’da artık sorun projelerin eksikliği değildir, düzenin eksikliğidir.
Şehir büyüyor, nüfus artıyor, araç sayısı her geçen gün çoğalıyor ama aynı oranda bir planlama, bir denetim ve bir disiplin var mı? İşte asıl soru bu ve cevabı belirsiz…
Bugün sokakta en çok konuşulan konuların başında otopark sorunu geliyor. Ancak mesele sadece yer bulamamak değil. Mesele, var olan düzenin de işlememesi. Daracık sokaklara mahkûm kalmak. Arabayı park etmekten öte araba sürmek artık zorlaşmış bir halde…
Kaldırımlar işgal altında, yollar gelişi güzel park edilmiş araçlarla dolu. Ve son dönemde giderek artan bir başka düzensizlik daha var: Şehrin birçok noktası kontrolsüz şekilde motosiklet park alanına dönüşmüş durumda.
Kural var mı? Var. Peki denetim var mı? İşte orası da belirsiz…
Bandırma artık belirsizlikler şehri olma yolunda…
Özellikle bazı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin önleri, kamuya ait alanlar adeta özel mülk gibi kullanılıyor. Ne ciddi bir yaptırım uygulanıyor ne de caydırıcı bir adım atılıyor. Sonuç ne oluyor? Kurallara uyan kaybediyor, uymayan yoluna devam ediyor.
Bu tablo sadece şehir merkezine de sınırlı değil. Mahallelere gidildiğinde durum daha da çarpıcı hale geliyor. Yollar köstebek yuvasını andırıyor. Altyapı çalışması yapılıyor ama üstü düzgün kapatılmıyor. Bir sokak yapılıyor, yan sokak aylarca bekliyor. Standart yok, süreklilik yok, planlama ise neredeyse yok denecek kadar az.
Vatandaşın söylediği cümle aslında her şeyi özetliyor: “Yapılıyor ama doğru yapılmıyor.”
Elbette belediyenin sahada hiç olmadığı söylenemez. Zaman zaman yapılan çalışmalar, düzenlemeler ve sosyal faaliyetler var. Ancak şehir yönetimi sadece bir şeyler yapmakla değil, yapılan işi düzenli, sürdürülebilir ve denetlenebilir hale getirmekle ölçülür.
Bugün Bandırma’da eksik olan tam olarak bu: Düzen, denetim ve ciddiyet.
Bir diğer önemli konu ise yaptırım meselesi. Kurallar herkese eşit uygulanmadığında, şehirde adalet duygusu da zedelenir. Bu da zamanla daha büyük bir disiplinsizliği beraberinde getirir. Ve işin bir de daha büyük, daha kritik boyutu var. Bandırma yıllardır “il olacak ilçeler” arasında anılıyor. Nüfusuyla, ekonomisiyle, limanıyla ve stratejik konumuyla bu potansiyele sahip olduğu sürekli dile getiriliyor.
Ama ortada ciddi bir çelişki var. Bu kadar konuşulan bir hedef için ortada güçlü bir mücadele var mı? Bu şehir adına ısrarla bastıran, gündem oluşturan, Ankara’da kapı kapı gezen bir siyasi irade ya da sivil toplum refleksi var mı? Ne yazık ki yok. Ne güçlü bir kamuoyu baskısı var, ne ortak bir hedef etrafında birleşmiş bir şehir iradesi.
Herkes “Bandırma il olmalı” diyor ama kimse bunun için somut bir adım atmıyor. Oysa il olmak sadece tabelanın değişmesi değildir. Disiplinli, planlı ve güçlü bir şehir yönetimini gerektirir.
Bugün şehir içinde yaşanan bu düzensizlikler ortadayken, Bandırma’nın önce kendi içindeki bu sorunları çözmesi gerekmiyor mu? Çünkü bu şehir artık küçük düşünmeyi kaldırmaz.
Açık konuşmak gerekirse: Bandırma’nın ihtiyacı daha fazla gösteriş projeleri değil… Daha fazla ciddiyet, daha fazla denetim ve gerçek bir şehir düzeni.
Ve en önemlisi: Söz değil, sonuç.
Çünkü vatandaş artık sabır değil, icraat görmek istiyor.