SON DAKİKA
Hava Durumu

MAL MÜLK GEÇER; ANNE BABANIN HAKKI KALIR

Yazının Giriş Tarihi: 18.05.2026 07:31
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.05.2026 07:31

Hayatta herkesle iyi anlaşmak zorunda değiliz. Kimse kimseyi sevmek zorunda da değildir. Ama saygıda insanlar birbirlerine mecburdurlar. Dayı, amca, teyze ya da yengeyle araya mesafe girebilir. Karakter uyuşmazlıkları, kırgınlıklar olabilir. Akrabalık bazen sadece kan bağıdır; gönül bağı her zaman oluşmayabilir. Önemli olan kırmamak ve kırılmamaktır.

Ancak anne, baba ve büyükanne-büyükbaba gibi değerler bunun çok ötesindedir. Hem saygı hem de sevgiye layık olan büyüklerimizin varlığı bizlerin yaşam kaynağımızdır. Onların değerini hayattayken anlamamız gerekmektedir.

İnsan, ilk sevgiyi annesinden öğrenir; ilk güveni babasının yanında hisseder. Dedelerin duası, babaannelerin ve anneannelerin şefkati, bir insanın karakterini şekillendirir. İnsan büyüdükçe, çocukken sıradan görünen bu emeklerin aslında ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi anlar.

Ne yazık ki günümüzde en büyük kırgınlıklar çoğu zaman en yakın çevreden, özellikle de mal ve mülk meselelerinden kaynaklanıyor. Bir miras, bir tapu ya da para paylaşımı aile bağlarını zedeleyebiliyor. Bir zamanlar aynı sofrada oturan insanlar, çıkar söz konusu olduğunda birbirine yabancılaşabiliyorlar.

Oysa anne ve babanın evlatlarından tek beklentisi; maddi şeyler değil, sevgi, ilgi ve vefadır. Yaşlandıklarında bir evlat için en büyük görev, onları hatırlamak ve yanında olduğunu hissettirmektir.

Buna rağmen bazı insanlar, evlilik sonrası kendi ailelerini ikinci plana atabiliyor. Elbette eşe saygı ve aile düzeni önemlidir; ancak bu durum anne ve babayı geri plana itmeyi gerektirmez. Sağlıklı bir aile düzeni, kimseyi dışlamadan kurulmalıdır.

Çünkü anne ve baba yaşlandıkça daha hassas hale gelir. Bazen tekrar ederler, bazen unuturlar, bazen de daha alıngan olabilirler. Ama unutulmamalıdır ki bir zamanlar biz konuşmayı bilmezken sabırla bizi büyüten de onlardı.

Bugün toplumda en büyük yanılgılardan biri, değerlerin maddiyatla ölçülmesidir. “Ne bıraktı?” sorusu, “Nasıl büyüttü?” sorusunun önüne geçmiştir. Oysa gerçek miras para ya da mal değil, hayır duasıdır.

Mal mülk geçicidir; bugün vardır, yarın yoktur. Ama kırılan bir gönül ya da alınan bir dua, insanın hayatı boyunca peşini bırakmaz. Hangi duanın da insanoğlunu hangi ipten alacağı da bilinmez. Yunus Emre’ye ait çok güzel bir dize vardır; “Mal da yalan, mülk de yalan, var biraz da sen oyalan”. Bu satırlar bizlere maddi şeylerin geçici olduğunu, hiçbir şeyin kalıcı olmadığını asıl değerli olan şeyin maneviyat ve iyilik olduğunu hatırlatmak istemektedir.

Toplumun temeli binalar değil, aile içindeki saygıdır. Eğer bir evde anne üzgün, baba kırgın ve büyükler yalnızsa, orada sadece insanlar değil, değerler de yıpranmış demektir.

Unutmayalım…

Anne babaya gösterilen saygı bir mecburiyet değil, insanlığın en temel ölçüsüdür. Gün gelir herkes yaşlanır. Bugün görmezden gelenler, yarın aynı ilgiye ihtiyaç duyar. Mal mülk geçer ama anne babanın duası da ahı da kalır…

Ümit BABACAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.