SON DAKİKA
Hava Durumu

MAKAM BÜYÜTMEZ, SADECE GERÇEĞİ GÖSTERİR

Yazının Giriş Tarihi: 08.05.2026 07:30
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.05.2026 07:30

Bu şehirde herkes birbirini tanır, ya da tanıdığını sanır. Dün çay ocağında selam veren, aynı masada oturan, aynı dertlerden yakınan insanların; bugün bir makam koltuğuna oturur oturmaz selamı sabahı kesmesi artık kimseyi şaşırtmıyor. Hatta kimse dönüp sormuyor bile. Ne oldu ayran mı içtik yoksa ayrı mı düştük diye…

Bir zamanlar bir hikâye vardır anlatılan çok meşhur ondan bahsetmek istiyorum sizlere. Bir hükümdar devrinde halkı anlamak amacıyla tebdili kıyafetiyle halkın arasına karışır. Halkın kendi hakkında ne düşündüğünü bilmek ister. Yanına da güvendiği bir vezirini alır. Gezerken fakir bir adamla karşılaşırlar. Adam sürekli hükümdardan şikâyet etmektedir.

“Yöneticiler zalim, bizi kimse anlamıyor”

Hükümdar adamın bu sözlerine karşılık makamın nasıl bir şey olduğunu ona göstermek amacıyla ona temiz kıyafetler giydirir. Sarayda basitte bir görev ve koltuk verir. Onu yakından gözlemlemeye başlar.

“Bir süre yönet bakalım” der.

İlk günlerde anlayışlı ve merhametli olan adam zamanla kendisi gibi fakir olan ihtiyaç sahiplerine kızmaya, bağırmaya onları dinlememeye başlamıştır. Artık kapısına gelenleri bekletmektedir ve onlara kötü davranmaktadır.

Hükümdar ona sorar; “ Eeee eleştiriyordun ne oldu?”

Fakir adam “Meğer sorun sadece yöneticilerde değilmiş makam insanın içerisindekini de ortaya çıkarıyormuş” der ve yaşadığı yere geri döner.

Makam insanı değiştirmez. Aslında içerisindekini ortaya çıkarır. Bu hikâyede verilmek istenen mesaj güç ve yetkinin insanın gerçek karakterini ortaya koyduğunu göstermektedir. Siz adilseniz ve merhametliyseniz sizin makamınızın sağladığı güçle etrafınıza adalet ve iyilik yayarsınız.

“Koltuğa oturdu, değişti” deyip geçiyoruz. Peki, gerçekten değişti mi? Yoksa içerisinde sakladığı ne varsa ortaya o mu çıktı?

Makam dediğiniz şey masum bir sandalye değildir. Güç verir. Yetki verir. Kapıları açar.Ve en tehlikelisi: Hesap sorulamamazlık hissi verir. İşte tam o anda insanın gerçek karakteri dışarıya sızmaya başlar. Bazıları vardır; koltuğa oturur ama büyümez. Aksine yük alır. Sorumluluk hisseder. Telefonunu kapatmaz, kapısını kapatmaz, yüzünü çevirmez. Çünkü bilir: O koltuk onun değil, emanettir. Âmâ bir de diğerleri var…

Daha dün aynı kaldırımda yürüdüğü insanlara yukarıdan bakanlar…Eleştiriyi hazmedemeyenler…“Ben oldum” diyerek herkesi küçümseyenler…Bir anda ulaşılamaz olanlar…

Ve etrafında biriken o tanıdık kalabalık: Her sözüne “doğru” diyenler…Her hatasını alkışlayanlar…

İşte o kalabalık, insanı koltuktan önce gerçeklerden koparır. Sonra ne olur? Koltuk büyür. İnsan küçülür. Oysa bu şehir çok şey gördü. “Büyük” görünenlerin nasıl küçüldüğünü de…Sessizce işini yapanların nasıl büyüdüğünü de…

Unutulan şu: Makam kalıcı değil. Âmâ o makamdayken yaptıkların, söylediklerin, insanlara nasıl davrandığın kalıcı. Yarın o koltuk gittiğinde geriye ne kalacak? Koruma ordusu mu…Yoksa içten bir selam mı?

Gerçek şu: Makam insanı değiştirmez. İçindekini büyütür. İçinde kibir varsa taşırır. Vicdan varsa çoğaltır. Mesele koltuğa oturmak değil…

O koltuktan kalktığında arkandan ne söylendiğidir. Çünkü koltuk gider. Ama söz kalır. Ve asıl soru şudur: O koltuk seni adam mı edecek yoksa zaten senin gerçekte kim olduğunu mu gösterecek?

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.