Bandırma’da belediyecilik anlayışı artık sadece yapılan işlerle değil, yapılmayanlarla da konuşulmaya başlanıldı. Sokakta vatandaşa belediyemizin gerçekleştirmiş olduğu icraatlarını sorduğunuzda artık size uzun uzun projeler anlatmıyorlar; tek bir sorunun cevabını arıyorlar. “Ne yapıldı? Ne değişti?”
Haklıya hakkını teslim etmek gerekir; son dönemde mahalle bazlı bazı çalışmalar dikkat çekmiyor değil. Yol yenilemeleri, küçük ölçekli düzenlemeler ve sosyal ihtiyaçlara yönelik projeler… Bunlar, günlük yaşamı kolaylaştıran ve doğrudan vatandaşa dokunan rutin yapılan hizmetler. Belediye sahada tamamen yok demek haksızlık olur.
Ancak, Bandırma gibi gelişme potansiyeli yüksek bir şehir için bu yeterli değil. İnsanlar artık vizyon görmek istiyorlar. Şehre değer katacak büyük projeler, kenti bir adım ileri taşıyacak yatırımlar ve yıllar sonra bile konuşulacak işler bekliyorlar. Bugün gelinen noktada ise karşımıza çıkan tablo şu: Projeler var, sunumlar var, toplantılar var ama sahaya yansıyan büyük ölçekli somut sonuçlar henüz yeterince görünür değil.
Belediyenin sık sık proje değerlendirme toplantıları yapması elbette önemli. Ancak vatandaş için önemli olan toplantının sayısı değil, sonucudur. Kaç proje konuşulduğu değil, kaçının hayata geçtiğidir. Hayata geçen projelerin faydaları ve sürdürülebilirliğidir.
Bir diğer tartışma konusu, belediyenin mali yapısı ve kaynak yönetiminin giderek daha fazla gündeme gelmesi. Borç yükü, taşınmaz satışları ve harcamaların nasıl yapıldığı konusundaki eleştiriler artarken, şeffaf ve güven veren bir yönetim anlayışı, belediye kaynaklarının dikkatli ve bilinçli harcanması şart.
Ayrıca bazı hizmetlerin kim tarafından yapıldığı konusundaki algı karmaşası da dikkat çekiyor. Büyükşehir mi yapıyor, ilçe belediyesi mi sahipleniyor? Bu sorunun net olmaması, hizmetten çok tartışmayı öne çıkarıyor; vatandaş hangi hizmetin kim tarafından yapıldığını bilmeli.
Buna karşın belediyenin sosyal etkinliklerde aktif olması ve kenti canlı tutma çabası da göz ardı edilmemeli. Ancak sosyal faaliyetler, güçlü bir şehir vizyonunun yerini tutmaz; onu ancak tamamlar. Bu yolda çok fazla çaba ve değişimin de şart olduğu inkâr edilemez…
Şehrin çehresini bozan geri dönüşüm binalarının geleceğinin ne olacağı hala belli değil. Merkezde altmış yılın üstünde binlerce bina var. Denetimleri ve olası yıkılma ihtimallerine karşın hiçbir çalışma belirtisi yok. Bu binaların yenilenmesi hem büyük bir depreme hazırlık hem de yolların ve şehrin çehresini değiştirecek büyük bir atılım olacaktır. Bandırmalılar artık çevre şehirlerdeki atılımı yaşadıkları kentte de görmek istiyorlar.
Bandırma artık bir yol ayrımında. Ya planların konuşulduğu bir şehir olmaya devam edecek.Ya da o planların hayata geçtiği, somut projelerle anılan bir kent haline gelecek…
Vatandaşın beklentisi net: Sunum değil sonuç, vaat değil icraat. Çünkü Bandırma, küçük düşünmeyi kaldıracak bir şehir değil. Vizyonla yönetilmediği zaman ufak bir sahil kasabası olmaktan öte bir şehir olması beklenemez…