Ramazan ayı, başı rahmet, ortası mağfiret sonu cehennem azabından kurtuluş olan cennet kapılarının açıldığı, cehennem kapılarının kapandığı, şeytanların zincire vurulduğu ve cinlerin kovulduğu bir aydır. Ramazan ayı, müminlerin ayıdır. Mâneviyatı doruklarına kadar yaşayacağımız, gönlümüzde nâdide bir çiçek gibi açandır Ramazan ayı. Kalbimizin derinliklerinde iman ibadet aşkı ile coştuğumuz çok mübarek bir aydır. Bereketiyle rahmetiyle gelir, rûhumuza hoş sedâlar ile ses verir. Evimizin her köşesinde muhabbet ederken huzur bulur ve yaptığımız her ibadetten feyz alırız. Sûretimizde tebessüm var olur. Dergâhımızda bir ay misafir olan Ramazan ayı, gönlümüzün sultânı başımızın tacıdır. İlmin faziletine erişir kalbimizin her köşesinde manevî haz yaşatır. Sofralar dolup taşar iftar hazırlığı yaparken mutlulukla filizlenir kalbimiz.
Yüceler yücesi Allah’ın en muazzam ikramıdır bizlere. İlimin ışığı ile aydınlanır gönlümüz. Ramazan ayı, İslâm âlemi için rahmet, bereket ve mağfiret kapılarının sonuna kadar açıldığı müstesnâ bir zaman dilimidir. Oruç ibadetiyle nefis terbiyesinin ön plana çıktığı, yardımlaşma ve paylaşma duygularının güçlendiği bu mübarek ayda, sevdiklerimizle beraber yapılan ibadetler hânemize huzur getirir. Din ısıtır ilim ışıtır biri olmadan öteki düşünülemez. Öyleyse efendimizin hadis-i şerifin de buyurduğu gibi: “dinsiz ilim vücutsuz baş gibidir, ilimsizliğinde başsız vücut gibidir” İlim irfan ile beraber dinimizin gerektirdiği ibadetimizin biri de tuttuğumuz oruçtur. Birlik beraberlik içerisinde yaptığımız ibadetler kalbimizi ısıtır.
On bir ayın sultânı Ramazan, sabrın şükrün ve dayanışmanın en güçlü şekilde hissedildiği mübarek bir aydır. İftar sofralarında buluşarak bir arada muhabbet eşliğinde, ezan saatini bekler ve daha sonrasında duâlarla orucumuzu açtığımız anlar kalır akıllarda. Manevîyatı dolu dizgin yaşayarak, ihtiyaç sahiplerine el uzatıp yardımda bulunarak gönlümüzde yer edinir. Tüm mümin kardeşlerimizle beraber kıldığımız teravih namazı ile rûhumuz manevî açıdan mutmâin olur. Ramazan’ın gelişiyle beraber gönüllerde taht kuran, Kur'an aşkıyla saadet bulur sancağı tevhid ile atan kalbimiz. Hep beraber tüm mümin kardeşlerimiz ile toplanarak, mukabele de bir arada olur huzurla dolar içimiz. Bu aydan istifâde eden çok şey elde etmiştir. İstifâde edemeyenler büyük bir hayırdan mahrum kalmışlardır. Allah resulü sallallahu aleyhi vessellem şöyle buyurmuştur: “Kim, Ramazan ayında hayır işlerse Ramazan ayı dışında farz bir ibadeti yapan kimse gibi sevap kazanır. Kim, Ramazan ayında bir farzı edâ ederse, Ramazan ayı dışında yetmiş farzı edâ eden kimse gibi sevap kazanır.” “Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” Onbir ayın sultânı Ramazan, yaptığımız ibadetlerle rûhumuzu arındırır. Şâir Ekrem Kaftan bir şiirinde gönlümüzün sultânı Ramazan ayını şu dizelerle ele almıştır:
RAMAZAN
Akıp giden zamanın baş tacıdır Ramazan
Cümle günahkârların ilacıdır Ramazan
Kalbimiz titreyerek bekleriz on bir ayda
Ağırlamak isteriz gönül adlı sarayda
Ramazan olsa deriz gördüğümüz her hilal
Geldiği günde biter çektiğimiz tüm melal
İmanlı sinelerden sanki ırmaklar geçer
Her seherde göklerden ulvi bayraklar geçer
Cömertlerin kapısı cennetlere açılır
Göklerden yeryüzüne sonsuz rahmet saçılır
Vücutlar acıkırken orucun hikmetiyle
Ruhlar doyar her anda Allah’ın rahmetiyle
Yere iner yıldızlar Kur’an sesi duymaya
Nefis şeytan bulamaz kem sözüne uymaya
Bembeyaz örtülerin altında yaşlı gözler
Medine’de tutulan Ramazanları özler
Her ezan bir yol açar Kâbe’ye doğru giden
Kurtulur Ramazan’da nefsine veda eden
İstanbul’da kubbeler gökleri kıskandırır
Secdedeki her alın yıldızları andırır
Sanırız seher vakti sonsuzluğun nûrudur
İftar bir bayram ânı ve cennet sürûrudur
Ramazan gül bahçesi ve oruç gül teridir
Bugünde her Müslüman bir tek Allah eridir
Şevk ile Allah demek Kâfî’dir kurtuluşa
Açılır cümle kalpler bir yeniden oluşa
Gelişi bir saadet, gidişi yalnız elem
Ey mübarek Ramazan, yazamaz seni kalem
EKREM KAFTAN
Ramazan ayının gelişinde saadet dolu bir zaman dilimi ve ardından gidişiyle içi hüzünle dolan müminler vardır. İslâm âleminin içi bir yandan mutlulukla mühürlenirken, öte yandan ise elem ile dolar.