Toplumda birçok insan doğru olmayan davranışlarla karşımıza çıkıyor, bu davranışlar bizim hayatımızın tam içinde var oluyor. Günümüzde maalesef âdap edep yoksunu insanlar mevcuttur. İşin en ilginç tarafı bu insanları kendi hayatımıza alan biziz. Özellikle yol yordam bilmeyen insanları, ne kadar uyarsak dahi bir fayda sağlamıyor. Çünkü bu insanlar kendi doğrularıyla yaşam sürüyor. Adâba aykırı davranışta bulunan insanları, elbette yapmış olduğu davranışlardan dolayı yargılayamayız. Ancak bu durumda bu kişilerin yaptığı yanlış davranışları, fark etmesini sağlayabiliriz. Ne tür davranışlar diye sorarsanız örneğin; bir insanın odasına kapısı kapalıyken “müsait misin girebilir miyim?” diye sormayarak kapıyı çalmadan girmesi veya sofrada büyüklerimiz “hadi buyurun afiyet olsun” diyerek yemek yemeğe başlamadan hareket ettiğimiz anlar, sohbet esnasında iki kişi konuşurken araya girip, başka bir insanın müdahale etmesi, herhangi birine bir şey sorduğumuzda üzerine vazife edinip, başka bir insanın onun yerine cevap vermesi gibi...
Genellikle insanlar kendi yanlışlarını fark ettiklerinde kabullenemezler ve kabullenen kişiler ise az bulunur. Toplumda bu devirde edebi ile davranış sağlayan insanların davranışları bireylerin yetiştirme tarzından dolayıdır. Şunu da unutmayalım bireyler bu konuda evlatlarını yetiştirirken ne kadar çaba sarf etse dahi maalesef bu çağda yapılan arkadaşlıklardan ve en önemlisi sosyal medyadan dolayı yaralanıyorlar. Bir insanın edepli olduğunu söylemek için o kişide bazı güzel hasletlerin bulunması şarttır. Edep, ahlâk ve islâm dinimiz açısından önemli bir kavramdır. Bireyin edepli olması, onu yanlış işler yapmaktan alıkoyar. Bir insanın edepli olması için illâki üniversite, yüksek lisans ve daha üst mertebeleri okuması şart değildir! Üstâd Necip Fazıl Kısakürek bu konuyu çok güzel özetlemiş: “Bir insanda yok ise edep neylesin medrese mektep! Okusa âlim olsa yine merkep yine merkep”
Her insan ahlâki boyutta bir yaşam sürmelidir. İslâm ahlâkının temel taşlarından biri edeptir. Edep, insanın kendisine, çevresine ve en önemlisi Rabbine karşı saygılı, ölçülü ve güzel bir ahlâka sahip olması demektir. Edep, ilmin başı ibadetin süsü ve insanı olgunlaştıran en büyük ahlâkî değerlerden biridir. Bundan dolayı ahlâkî değerlerimize sahip çıkmalıyız. Aslına bakarsanız yukarıda verdiğim örnekler çok küçük çaplıdır. Artık günümüzdeki insanlara normal olmayan birçok şey normal geliyor. Meselâ bir insanın ağzını bozup saygısızca davranış sergileyerek, edepsizce konuşması o insanın yaşadığı herhangi bir olaydan dolayı, öyle davrandığı düşünülerek gayet normalmiş gibi karşılanıyor. Bizler anormalleşen bir dünyanın tam içindeyiz. Kimimiz âhir zamanda yaşıyoruz diyerek geçiştiriyoruz. Bazılarımız ise tepki gösteriyor, bunun yerine çözüm bulmamız daha doğru olmaz mı? Bir insanı yaptığı yanlış davranışından dolayı uyarmak veya bu hâlini fark etmesini sağlamak gerekmez mi?” Edep, her insanın taşıması gereken ahlâki bir armadır.” (Seneca) İnsanlar arası kurulan ilişkilerde daha dikkatli olmamız gereklidir. Zîrâ edep yoksunu insanlar hâline gelirsek vay hâlimize. Gerçeği söylemek gerekirse hepimiz yapılan yanlışları biliyoruz. Fakat kendimizi haklı çıkarıp ve kendi doğrularımızla yaşamayı tercih ediyoruz. İslâmın ışığında en faziletlisini seçmek varken niçin ahlâka adâba aykırı davranış sağlıyoruz?