Ey yöneticiler! Ey sağlıkçılar! Ramazan ayı başlıyor!
On bir ayın sultanı, sabrın, paylaşmanın ve huzurun ayı yeniden aramızda. Ramazan; sadece bireysel ibadetlerin arttığı bir zaman dilimi değil, aynı zamanda toplumsal vicdanın en çok konuşması gereken dönemdir.
Bugün dünyada 193 ülkenin ortak mutabakatıyla kabul edilen Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, aslında Ramazan’ın ruhuyla birebir örtüşmektedir. Özellikle ilk üç hedef:
Yoksulluğa Son
Açlığa Son
Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam
Ramazan ayı, bu üç başlığın en somut şekilde hissedildiği aydır.
Açlığı Anlamak, Açlığa Çözüm Üretmek
Oruç, aç kalmanın ne demek olduğunu öğretir. Ancak bir ay boyunca bilinçli ve ibadet niyetiyle tutulan oruç ile yılın her günü zorunlu olarak aç kalan insanların yaşadığı yoksunluk aynı değildir.
Ramazan sofralarımız bereketle dolarken, şehrimizin bazı mahallelerinde temel gıdaya erişmekte zorlanan aileler bulunuyor. Yardım kolileri elbette kıymetlidir. Fakat asıl soru şudur:
Bu yardımlar geçici mi, yoksa sürdürülebilir mi?
Ramazan’da yapılan sosyal desteklerin yılın tamamına yayılan üretim ve istihdam projeleriyle desteklenmesi gerekir. Yoksulluk, sadece yardım paketleriyle değil; iş, eğitim ve yerel kalkınma politikalarıyla azalır.
Gıda İsrafı ve Yerel Üretim
İftar sofralarında artan gıda israfı, üzerinde ciddi şekilde durmamız gereken bir konudur. Bir tarafta israf edilen ekmekler, diğer tarafta boş tencereler…
Belediyelerimizin yerel üreticiden doğrudan alım yapması, kooperatiflerin güçlendirilmesi ve gıda bankacılığının yaygınlaştırılması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Yerel üretimi desteklemek; hem çiftçiyi hem tüketiciyi korur, hem de şehrin ekonomik direncini artırır.
Sağlıklı Ramazan, Sağlıklı Toplum
Ramazan ayı, sağlık açısından da bilinç gerektirir. Özellikle kronik hastalığı olan vatandaşlarımız için bilinçli beslenme ve düzenli kontrol hayati öneme sahiptir.
Koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması, sağlıklı yaşam eğitimlerinin artırılması ve temel sağlık hizmetlerine eşit erişim sağlanması, sadece sağlıkçıların değil tüm yöneticilerin sorumluluğudur.
Unutmayalım: Sağlıklı birey, güçlü toplum demektir.
Vicdan ve Yönetim
Ramazan, sadece bireysel muhasebe ayı değildir. Aynı zamanda kamusal muhasebe ayıdır.
Yöneticiler için bütçelerin adil dağılımını sorgulama,
Sağlıkçılar için toplum sağlığını önceleme,
Sivil toplum için dayanışmayı büyütme zamanıdır.
Bu şehirde kimse aç yatmıyorsa,
Kimse sağlık hizmetine ulaşmakta zorlanmıyorsa,
Kimse yoksulluk yüzünden umudunu kaybetmiyorsa,
İşte o zaman Ramazan gerçek anlamını bulur.
Son Söz
Ramazan ayı başlarken kendimize şu soruyu soralım:
Sadece bireysel ibadetlerimizi mi artırıyoruz, yoksa toplumsal sorumluluğumuzu da büyütüyor muyuz?
Gerçek bereket; sofranın zenginliğinde değil, adaletin ve eşitliğin yaygınlaşmasındadır.
Bu Ramazan, sadece oruç tutan değil;
yoksulluğa, açlığa ve sağlıksızlığa karşı çözüm üreten bir toplum olabilmek dileğiyle.