Sosyal çevre kazanmak insanın ayağına gelen bir ayrıcalık değildir. Özellikle yetişkin hayatında, artık aynı amaca hizmet ettiğimiz akran gruplarının içinde bulunmadığımız zamanlarda arkadaş edinmek, çevreyi genişletmek dolayısıyla vizyonu genişletmek zor olabilir.
Bu vizyonun sebebi basit tabii ki; her insan kendine özgü bir perspektif olduğu için, ne kadar çok farklılığa maruz kalırsanız o kadar çok yeni bakış açılarını tanırsınız. Burada benimsemekten, özümsemekten ve buna göre kendimizi değiştirmekten bahsetmiyorum. Tanımak yani bilmek. Tanımlayıp bir kenara koymak. Yoksa farklı bir bakış açısına sahip diye herkesin fikrini ve vizyonunu sahiplenmeyiz elbette.
Hep aynı kişilerle arkadaşlık kurmak bir noktada vizyonumuzu daraltır. Burada artık bizim dostumuz olmuş kişileri bir kenara koyalım da yeni arkadaşlar edinelim gibi bir şey söylemiyorum. Burada kastettiğim daha yüzeysel arkadaşlık tipleri. Yani mesela bir iş yerindesiniz ve hep aynı kişilerle günlük muhabbet kuruyorsunuz ama aslında tanışmadığınız bir sürü insan var. Böyle durumlarda kurduğunuz iletişimin ritmine uyumlanarak benzer seviyede bir bağ kurmak yani derinse derin bir bağ, yüzeyselse yüzeysel bir bağ kurmak size hem insanların ritmine uymayı öğretir hem de aynılığa maruz kalmaktan çıkarır.
Bunu özellikle bir konu olarak ele almak istedim çünkü çoğumuz için sosyal çevre bir konfor meselesi haline gelebiliyor. Çünkü zaten birileriyle tanışmışken, tekrardan benzer süreçlerden geçerek başkalarıyla da tanışmak ihtiyacımız olmadığını düşünebiliyoruz. Üstüne artık yetişkinlikte yeni insanlar tanımak için gerekli ortamların kısıtlanması sebebiyle de tanışmak, insanlarım gözünde extra büyüyor.
Burada bahsettiğim insan tanıma ihtiyacı, sürekli olarak birilerini tanıyarak bir boşluğu doldurmaya çalışmak gibi bir şey değil bunu da ayrıca açmak isterim. Kastettiğim tanımak bir ortamda bir iki tane ve çok yüzeysel seviyede bile olsa sürekli maruz kalınan insanlar haricinde de birkaç kişi tanımak, ayak üstü tanışık olmak. Yani sürekli yeni bağlar kurmak için kendini yormak değil, tam tersi yüzeysel bağları da gerektiği gibi devam ettirmek için kazanılan bir tecrübe. İşte buradaki gereklilik olduğunu düşündüğüm şey tam olarak bundan kaynaklanıyor; arkadaşlık etmenin çoğumuzun romantize ettiği kadar derin ve sürekli bir şey olduğu fikrinden çıkarak durum ve şartlara göre seviyeyi ayarlamayı öğrenmek.
Bu durum daha önce de bahsettiğimiz ilişkilerde dinamik olmak konusunda bize yardımcı olur.
İyi bir hafta dilerim.