Negatifliğin, negatif düşüncelerin duruma ve zamana bağlı geçici olduğunu ve ona tutunmamamız gerektiğini biliyoruz. Ama bu durum bazen negatif düşünceleri, mutsuzluğu hiç yaşamadan, adeta üzerini örter gibi geçiştirdiğimiz toksik bir pozitiflikle sağlanırmış gibi algılanabiliyor.
Toksik pozitiflik nedir dersek, her şeyden ders çıkarıp duygu durumunu hiç yaşamadan bir kenara koymalıymışız gibi algıladığımız bir acıdan kaçma tekniği. Dışarıdan bakıldığında sanki olumlu bir şey gibi gözükmesinin sebebi de bize acıyı hiç yaşatmama vaadi sunması. Ama adından da anlaşılacağı üzere bu olumlu bir şey değil, aksine bir acıyı yaşama biçimi olarak düşünülürse toksik ve zararlı.
Neden acıyı, negatifi duruma bağlı yaşamakla hiç yaşamamak arasındaki farkı ayırt etmeliyiz? İşte tam da bu toksik pozitifliğe kaymamak için. Çünkü bir duygu durumunu o duyguyu oluşturan nedenlere bağlı olarak, sağlıklı bir çerçeve içerisinde yaşamak bir boşaltım sağlar, duygu olumlu veya olumsuz olsun gelişim sağlar, sonunda da boşaltımın sonucu olarak süreci noktalar. Tekrar eden düşüncelere, bizi aynı yere tekrar vardıran kısır döngülere sokmaz. Biz o olaydan, o durumdan yaşamamız gereken duyguyu hakkıyla yaşayıp kenara koymuşuzdur.
Ama toksik bir pozitiflik anlayışı, o süreci noktalamayı değil üzerini kapatmayı sağlar. Yani ben gerçekten acı verici bir olay yaşadım ama onun bende yarattığı tahribatı yaşamak yerine, hemen çıkartmam gereken dersler listesi ya da bu durumu atlatmak için yapmam gerekenler listesi gibi bir şeylere başvuruyorum. İsim olarak, etiket olarak ne kadar gelişmeye açık ve olumlu duruyor değil mi? Ama burada tam olarak ne olduğu dikkatli incelenirse aslında hiç değil, hatta tam tersi. Burada olayın veya durumun getirdiği duyguların sorumluluğundan kaçmak var. Süreci es geçerek sonuca varmaya çalışmak var. O sorumluluk belki gerçekten çok ihtiyaç duyduğumuz bir şeyi öğretti, belki de sadece bizi pişirmek için oradaydı. Ama biz daha onunla yüzleşmeden hemen ondan kurtulmanın yollarına baktığımızda işte oradaki süreci hem hakkıyla yaşamamış oluruz hem de aştığımızı zannettiğimiz bir durumun yükünü aslında çok daha uzun bir sürece yayarız. Çünkü gerçekçi olmak gerekirse ben her şeyi içimde dönüştürdüm, ben her şeyi hallettim, çok güçlü olduğum için bunun da üstesinden geldim gibi güçlü ve sağlam duran cümlelerin altında; güçlülüğü, acıyı hiç duymamak zannetmekten kaynaklı bir yanılsama var. Halbuki gerçek güç ona göğüs germektir, yok saymak değil.
İyi bir hafta dilerim, sevgilerimle...