Sınırlar, sınır koymak, sınır ihlali... Bu ifadeleri günümüzde duymamak mümkün değildir herhalde. Artık bu "sınırlar" tekrar yazılıyor, çiziliyor ve sürekli öneminden, nasıl koyulacağından, neden korunması gerektiğinden bahsediliyor.
Bu hafta biz de tekrar, önemini hatırlatmak ve yeni bakış açıları kazanmak için bu konuyu ele alalım ve biraz daha nedensellik konuşalım. Neden bu mevzu bu kadar popüler bir ifade oldu?
Çünkü sınır koymak, çoğu zaman maalesef bazı toplumlarda mesafe, samimiyetsizlik, hatta saygısızlık olarak algılanıyor. Belki ki çoğu durumda doğrudan da söyleniyor o bir yana kimse size bunu doğrudan böyle söylemese de maruz kaldığınız muamele bu oluyor; kibirli olarak damgalanmak.
Bunun altında yatan en temel sebeplerden birinden bahsedelim ki bu konuda bir ayma yaşansın. Gerçekten her daim ulaşılabilir olmamanın (her anlamda, yalnızca fiziksel değil) toplumu öfkelendirmesinin temel sebebini bir düşünün; hakkı olduklarını sandıkları bir şeyi alamamak. Kendine hak bilmek.
Yani bir şey var ve onun üzerinde tasarruf hakkına sahip olan sizsiniz. Bu duygu, düşünce, zaman, nakit, benlik, öz saygı, sizin dünya görüşünüz her şey olabilir. O kadar ucu açık bir kavram ki sınırları olmaz, yalnızca istemediğimiz zaman hayır demekle tanımlanamaz. Sizi siz olmanın dışına iten her şey olabilir.
İşte o değerleriniz başkalarının menfaatleriyle uyuşmadığı zaman, toplum sizin amiyane tabirle "iş görmediğinizi" düşündüğü için elbette size karşı bir ötekileştirme yoluna gidecektir. Bu yüzden bu kavramların üzerine düşünüp kendini yeniden düzenleyebilmeyi başaran insanların çoğu, ilk önce çevrelerinin azalmasıyla yüzleşirler.
Çünkü artık çıkarlar örtüşmez, "besin" azalır, insanlar için bir duygu düzenleme aracı değil bir yansıtıcı, ayna olursunuz. Ve çoğu insan o aynaya bakmak istemez.
Bu hafta, bu kavramların yani menfaat, besin, sınır, sizin tasarrufunuzda olan şeyler gibi önemli kavramlarım ne kadar geniş bir kapsama sahip olduğunu tekrar gözden geçirmenizi tavsiye ederim. Göreceksiniz ki sınırlar, sadece hayır demek değildir.
İyi bir hafta dilerim.