Kontrol edebilmek, yönetmek kelimeleri size güçlü ve gerekli geliyor mu? Bana sorarsanız bazen, her zaman değil. Neyi ve neden olduğuna göre değişir. Çok güçlü kelimeler gibi dursalar da bazı şeyler için tam aksini düşünüyorum, sürekli bir sonraki adımı görmeye çalışarak olası her şeyi yönetmek, kontrol dışında gelişen bir duruma karşı "baş edemezsem" kaygısından kaynaklanıyor olabilir.
Tabi ki bunu biraz açalım çünkü sadece bu haliyle bıraktığımızda şu soru işareti doğuyor; her şeyi bırakalım, tedbir almayalım mı? İşte tedbir ve kontrol arasında şöyle bir ayrım var diyorum ben de; tedbir, alınmadığı takdirde bir sonraki adım çok açık ve tehlikeli olabilecek durumlarda alınır. Kontrol, daha kendini belli etmeyen durum ve hatta kişilere karşı bile kullanılan bir yönetme içgüdüsüdür. Ama bu yönetme güçlü bir liderlik değil, kaygılı bir tedbirdir. Kişi bir sonraki adımın belirsizliğinden o kadar korkar ki, olmayacak şeylerin önüne geçeceği var sayılan hamleler yapar.
Biraz örneklendirelim, bu örnekler çok daha pratik ve gündelik olsa da siz bunu hayatın her dinamiğine göre düşünebilirsiniz. Mesela evden çıkarken kapıyı kitleriz. Bu çok normal ve doğal bir tedbirdir çünkü kapının zorlanma, dolayısıyla belki hırsızlık ya da haneye tecavüz ihtimali vardır evet. Peki eve hırsız girerse diye çıkmadan önce bütün evin kapılarını tek tek kilitler misiniz? Salonu, mutfağı, yatak odasını... Muhtemelen hayır. Ama eve hırsız girerse bütün odalara girme ihtimali yok mu, neden tedbir almayalım? Çünkü bu tedbir, günlük hayatı felç edeceği gibi zaten kötü olanın içindeki senaryodur. Eve hırsız girerse, eve hırsızın girmiş olmasıyla başa çıkmaya çalışısınız. Başa çıkmaktan çok korktuğunuz için bir felaket senaryosunun en kör noktalarına engel olmak için normal olanı terk etmezsiniz.
Garip bir örnek gibi gelmiş olabilir, ama bir düşünün hayatı ve insan ilişkilerini böyle yaşayan çok insan var. Olandan değil olması muhtemel olandan korkanlar, insan ilişkilerinde bile karşı tarafın duygu ve düşüncesini kontrol altına alırsa daha rahat edenler, mücadele etmek için harcayabilecekleri güç ve enerjiyi çoktan kaygılanmakla tüketmiş olanlar... Bu kişiler hiç yabancı değil hatta hepimiz hayatımızın belli alanlarında böyleyiz. Ne var ki bu bizi olacak olanların hiçbirinden korumaz. Sadece kronik bir strese, yerleşmiş bir kaygıya sebep olur.
Hayatınızdaki kontrol edebildiğiniz ve tamamen sizin kontrolünüz dışında, dış etkenlere bağlı olaylara bakın, hangisi hangisi ayırın. Böylece kontrol edemediklerinize sarf ettiğiniz vakit ve enerjiyi kontrol edebileceğiniz şeylere yönlendirerek hem daha sağlıklı hem daha tedbirli olabilirsiniz.
İyi bir hafta dilerim.