Her türlü ikili ilişkide, aile ilişkilerinde ya da partner ilişkilerinde en çok karşımıza çıkan şey karşı tarafın iletişime kendisini kapatması. Bu psikolojik, sosyolojik, fizyolojik birçok sebepten olabilir. Peki bu durumda bizler ne yapmalıyız? Öncelikle iletişime kapatmak mı yoksa konuşmamayı tercih etmek mi bunu ayırmak lazım. Yani karşımızdaki insan bizimle konuşmadığında konuşmayı tercih etmediğinde, kendini ifade etmek istemediğinde, "kendisini bana iletişime kapattı" diye buna bir etiket, bir isim, bir tanı koyamayız.
Peki bunu nasıl ayıracağımızı merak ediyorsanız hemen anlatayım. Öncelikle kişi konuşmayı psikolojik, fizyolojik şartlarda elverişli ve hazırsa ama konuşmamayı tercih ediyorsa evet bu bir tasarruftur. Kişi konuşmaya hazır değildir ya da iletişime hazır değildir ya da o problemi çözmeye, o konuyu masaya yatırmaya hazır değildir ve bu bir tasarruf, bir tercihtir. O zaman bizim ne yapmamız lazım? Şunu yapmanızı tavsiye ederim, öncelikle karşı tarafa biraz zaman tanıyın. Ama ona zaman tanıdığınızı söyleyerek zaman tanıyın. Burada bir takvim oluşturmanızdan bahsetmiyorum.
Yani şu güne kadar vaktin var gibi değil de, ben sana zaman tanıyorum hiç stres yapma, kendini rahat rahat dinle, ne zaman konuşmaya paylaşmaya ve bunu çözmeye hazır hissedersen ben buradayım gibi, bu minvalde bir konuşma yapabilirsiniz. Böylece karşı taraf hem anlayışlı olduğunuzu, hem onu çok iyi gözlemlediğinizi, hem ona süre verdiğinizi hem de bu sürenin iyi kötü -ama bir takvim- bu süre geçtiğinde ondan artık iletişim sorumluluğu gereği bir cevap beklediğinizi bilecek. Peki kendin iletişime kapatmış kişiyi nasıl anlarız?
Bunun için travmatik bir dalgalanma yaşamış olabilir. Bunun altında bir öfke, bir kriz, bir kayıp, yas, iflas ya da; ayrılık, boşanma, olmasını isteyip olduramadığı, olmayan şeylere karşı verilen ağır öfke ve tepkiler olabilir. Bunun birçok sebebi olabilir. Yani şunu söylemek istiyorum kendini iletişime kapatmadan bir adım önce mutlaka bir şeyin olmuş olmasını bekleriz biz.
Kişi hemen uyanır uyanmaz “ben bugün kendimi iletişime kapatacağım” demez. Bir şeyler onu dış dünyaya, sosyal hayata kapatır ve genelde kişi konuşmak istese ve bunu çözmek istese de başaramaz. İkinci bir kendin iletişime kapatma şekil de bir art niyettir. Kişi gerçekten çözmek istemiyordur. Buradaki art niyetten kastım bu. Kişi çözümden kaçıyordur ya da gerçekten çözmek istemiyordur.
Olayı sadece problem çözme gibi düşünmeyin. Kişi iletişim kurmak istemiyordur. Yani kendini kapatmıştır ama bu bir tercihtir. Burada ne yapmak lazım? Eğer bu ivedi olarak sizin tarafınızdan çözülmesi gereken bir şeyse ve mutlaka çözülmeliyse yine karşı tarafa bir zaman verip, kişiye baskı uygulamadan, strese sokmadan, onu sıkıştırmadan ona zaman verdiğinizi söyleyip bu sefer sonunda beklediğiniz kararı almaya çalışmak.
Ama yine söylüyorum baskı böyle durumlarda asla işe yaramaz. Şunu unutmayın ki hem ikna edilmişlerle yola çıkılmaz hem kendini ifade etmeye çalışmak istemeyene zorla kendini ifade ettiremezsiniz, kendi iletişim dilinizde onunla iletişim kurmak, kurmayı beklemek zaten büyük haksızlık olur ve anlamsızlık olur.
Çünkü herkesin kendi iletişimini kurma şekli farklıdır. O zaman bu hafta yazımızı şöyle sonlandıralım; iletişime kapatmak, iletişimi kesmek, karşı tarafın size direnç göstermesinin sizin üzerinizde de almanız gereken bir mesajı mutlaka vardır. Bu mesaja da göz gezdirmenizi tavsiye ederim. Yani demek ki şu anda onunla iletişim kurmamam gereken bir süreçmiş, bu arada ben de projeksiyonumu kendi içime döndürürüm, kendimi incelerim, kendime bakarım ve kendi iletişimin üzerinden, kendimle olan iç iletişimimden üzerinden sağlıklı bir yol izlemeye devam etmeye çalışırım demek lazım.
Güzel bir hafta dilerim, sevgilerimle...