Hayatta yaşadığımız çoğu duygu ortak. Elbette herkes aynı durumu tecrübe etmiyor ama birçok hissiyat örneğin yalnız hissetmek, mutsuz hissetmek, kırgın olmak, öfkeli olmak ya da tam tersi olumlu duygular, hepsi bizim ve bizden.
O yüzden "bir tek benim başıma geldi, ne yapacağım?" diye strese girmelik bir durum da yok. Öyle olduğunu bildiğimizi sanıyor olsak da içten içe hissettiğimiz şeyde yalnız olduğumuzu düşünüyoruz. Başka hayatlara, başka insanlara bakmadan edemiyoruz. Gördüğümüz, duyduğumuz, bize yansıtılan kadar başka hayatları ve insanı anlıyoruz.
Tam da bu yüzden şunu unutmamak lazım ki, hiçbir şey görülebildiği kadar değil, siz de öyle değilsiniz. Çevrenizde kaç insan sizi bütün derdiniz, tasanız, hayattaki mücadelenizle filtresiz olarak biliyor? Muhtemelen çoğu bilmiyor ama arka tarafta, siz kendinizle baş başayken ki o gerçeklik orada. Bunu hatırlamakta şu yüzden fayda görüyorum; bir şeyleri yaşarken, hissederken duygularımız bize çok özel geliyor. Hatta bazen o biriciklik hissini kaybetmemek için daha da dramatize ettiğimizi bile düşünüyorum. Ama gözlemci konumuna geçince, aynı duyguyu veya olayı bir başkasında da hayal edince o iç ezen şey önemini biraz olsun yitiriyor.
Bu yüzden tavsiyem hissettiklerinize kendinizi kaptırmadan da onları yaşamak olur. İçinden çıkılmaz bir durumun içinde tek başınıza kalmadınız, sadece hayat herkes için biraz böyle. O yüzden bazen o duyguları yaşarken, kendinizi onlara kaptırmadan onları hissedin. "Olur öyle" demenin ne kadar rahatlatıcı olduğunu fark etmek sizi o yalnızlık sanrısından kurtaracak.