Empatiyi çoğumuz genellikle akla ilk gelen, yaygın şekliyle tanımlıyoruz; kendimizi başkasının yerine koyma.
Ne var ki böyle bir şey mümkün değil. Kimse kimsenin yerinde olamaz, hem de benzer tecrübeleri yaşıyor bile olsa. Çünkü herkesin hayat çizgisi, kişiliği, içinde bulunduğu koşullar farklı ve benzersiz olduğu için, aynı tecrübe bile her bir bireyde farklı bir etki uyandırır.
Empatiyi ve empat olmayı böyle tanımlamanın altında bu yerine koymak, aynısını hissetmek duygusunun vicdani bir şey olduğunu düşünmemiz yatıyor. Halbuki bu yaklaşım hem gerçekten çözümcül yaklaşımların önüne geçer hem de gerekmeyen bir sorumluluk, hatta yük yükler. Empati yapmanın çok daha güçlü bir şekli var ki o da duyguların yoğunluğuna odaklanmak yerine davranış ve dolayısıyla düşünce örüntülerine odaklanabilmek. Bu sayede kişi ya da empat diyelim, kendini duyguya kaptırmadan mantığıyla düşünebilir, çözümcül yaklaşır, daha iyi diner ve en güzeli de tüm bu süreç ona duygusal anlamda yük yüklenmiş, duygusal bir boşaltım aracı olmuş hissinden de korur.
Davranış örüntüsünü okumayı biraz açalım. Duygular söz konusu olunca çoğumuz sonuca odaklanıyor ve o kısımla empatiyi yaşıyoruz. Mesela arkadaşım üzgün. Ben de kendimi onun yerine koyuyor ve enerjisiyle uyumlanıyorum diyelim. Ama onu bu üzüntüye götüren süreç neydi? Arkadaşımın bu olaya üzülmesine sebep olan etken ne, onun karakterini göz önünde bulundurunca burada en çok takılmış olduğu nokta ne, ısrarla bu duyguya tutunmuşsa eğer altında yatan sebep ne? Bunları okumak, doğru analiz etmek ve kendimizi katmadan sonuca varabilmek çok daha zordur. Bu yüzden çoğumuz daha vicdanlı olduğumuzu sandığımız duyguyu soğurmak yoluyla empati yaptığımızı zannederiz, zannetmenin altını çizmek istiyorum.
Çünkü bu yöntem, aslında kulağa geldiği kadar karşı tarafı merkeze koymuyor. Ondan aldığı duyguyu yaşadığı için yine kendini merkeze koyuyor. "Arkadaşımın canı çok sıkkındı, ben de onun adına üzgünüm." Halbuki burada mesele karşı tarafın değil miydi, neden dönüp yine meseleyi ben kişisinin meselesi haline getirdi? İşte bu durumu, doğru anlamaktan daha çekici hale getiren şey bu; daha kolay, daha vicdan ağırlıklı, daha ben merkezci...
Belki biraz sert geliyor ve şu soruyu akıllara getiriyor; empati yapmayalım mı? Tabi ki yapın, tam da bunu diyorum. Ama empati olduğu sanılan şey tam olarak ne ona dikkat etmenizi tavsiye ederim. Biriyle beraber onun sürecine dahil olup ikinci bir odak noktası olmak hiçbir şeyi çözmez, durumu da kolaylaştırmaz. İnsanların duygularına ortak olmak yerine süreçte yanlarında olmak, sadece sizin kendi duygusal alanınızı korumanıza yardımcı olmaz aynı zamanda karşı tarafın gelişiminin önündeki engelleri de kaldırır. Pişmesine izin verdiğimiz insanlar sürecin sonunda güçlenir, deneyimini elinden aldıklarımızsa aynı tekrara düşer. Bu kavramı yeniden düşünmenizi tavsiye ederim
İyi haftalar dilerim.