İftar sofralarının fiyatı arttıkça, insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bu rakamlar gerçekten normal mi?
Ramazan ayı geldiğinde lokantaların, otellerin, restoranların önüne konulan iftar menüsü fiyatlarına bakıyoruz. Kişi başı bin liranın üzerine çıkan rakamlar artık kimseyi şaşırtmıyor. “Özel menü”, “sınırsız içecek”, “canlı fasıl” gibi ifadelerle süslenen listeler var. Fakat mesele şu. İftar bir gösteri mi, yoksa bir şükür vakti mi?
Elbette herkes emeğinin karşılığını almalı. Artan maliyetler, kira giderleri, personel ücretleri ortada. Ancak Ramazan ayı paylaşmanın, sadeleşmenin, aynı sofrada eşitlenmenin ayı değil miydi? Asgari ücretle geçinen bir ailenin bu fiyatlarla dışarıda iftar yapması neredeyse imkânsız hale gelmişse, burada durup düşünmek gerekiyor.
Benim aklıma hep öğretmenken çalıştığım köyler geliyor.
Köyde iftar vakti bir başka olurdu. Sofra gösterişli değildi ama bereketliydi. Köy ekmeği (ev ekmeyi), çorba, belki bir tas ayran… Ama o sofrada samimiyet vardı. Kimse kimseden bir şey beklemezdi. Kapı çalınır, “Buyurun iftara” denirdi. Davet için özel menüye gerek yoktu. Ne varsa o yenirdi.

Evde iftar daha mı güzel?
Bence, evde iftarın tadı başka. Çünkü evde kurulan sofrada fiyat etiketi yok. Orada emek var. Annenin, eşin, evladın hazırlığı var. Evde iftar sadece yemek yemek değildir; gün boyu tutulan orucun ardından aileyle aynı anda “Bismillah” demektir. Televizyonun sesini kısıp ezanı beklemektir. Sofranın başında acele etmeden oturabilmektir.
Dışarıda iftarın elbette ayrı bir tarafı var. Dostlarla buluşmak, kalabalık bir masada hasret gidermek kıymetlidir. Ama bunu lükse dönüştürdüğümüzde Ramazan’ın ruhundan biraz uzaklaşmıyor muyuz?
Köylerdeki o eski iftarları hatırladıkça şunu anlıyorum. Ramazan zengin sofraların değil, gönlü zengin insanların ayıdır. Bereket, masanın büyüklüğünde değil; paylaşılan lokmanın içtenliğindedir.
Belki de bu yüzden en güzel iftar, gösterişten uzak olandır. Belki de en güzel iftar, evde olandır. Çünkü evde kurulan sofrada sadece yemek değil, hatıra birikir ve yıllar sonra insanın aklında kalan şey menü fiyatı değil, o sofradaki muhabbet olur.