Metin ve Yorum
Hayatın ilk yarısı bir metindir. Attığımız adımlar, aldığımız kararlar, yaptığımız seçimler o metnin satır aralarına işlenir. Ne öğrendiysek, neyi yaşadıysak, neyi önemsediysek hepsi oradadır. İkinci yarısı ise yorumdur. Yazdığımız metne dönüp bakarız. Eksiklerimizi görür, yanlışlarımızla yüzleşiriz. Bazen keşke deriz, bazen iyi ki… Fakat ne olursa olsun, ikinci yarıda zaman çok daha hızlı akar. Bir bakmışsınız yolun sonu görünüvermiş, hesaplaşma kendiliğinden başlamış.
Geçtiğimiz günlerde yıllardır görmediğim bir arkadaşımla karşılaştım. Tanımakta zorlandım. Yüzündeki çizgiler artmış, omuzları çökmüş, ama gözlerinin içindeki yaşam inadı hâlâ yerindeydi. Akciğer kanseriymiş. Kanserin vücudunun neredeyse her yerine yayıldığını söyledi. Buna rağmen elinde sigarası, her zamanki neşesiyle konuşuyordu. Moralini bozmadığını, hayatın kendisine ne verdiyse onunla yaşamaya devam ettiğini anlattı. Ancak bir ay önce kalp ameliyatı sırasında kaybettiği eşinin acısı hâlâ taptazeydi. Onu anarken sesi titredi, gözleri doldu.
Bu karşılaşma beni derinden sarstı. Çünkü insan, yıllar boyunca güçlü olduğunu sanır. Sağlığını, sevdiklerini, zamanını hep var zanneder. Oysa hayatın çok sade bir kuralı var: Her canlı ölümü tadacak. Ama ölümü bilmek yetmiyor, asıl mesele yaşarken ne yazdığımız. Metnin içine neler koyduğumuz, kime nasıl bir iz bıraktığımız… Bir gün geri dönüp baktığımızda, o satırlarla yüzleşmek zorunda kalıyoruz.
Aynı gün bir öğrencime rastladım. Güzel sanatlar lisesinde resim bölümündeydi, içi sanatla dolu biriydi. Yanında minik oğlu vardı. Gözlerinde hem masumiyet hem merak taşıyan bir çocuk. Sordum: “Var mı oğlunda senin ki gibi bir yetenek?”
Öğrencimin cevabı beni düşündürdü: “Hocam, oğlumun yeteneğine bakmıyorum. Önce insan olmasına bakıyorum. Dürüst olmasına, doğru bir yol seçmesine, en önemlisi de ahlaklı bir evlat olmasına… Ahlaklı olsun yeter.”
Ne kadar kıymetli bir bakış açısı. Çünkü bir çocuğa miras bırakılabilecek en büyük zenginlik, ne büyük bir servet ne de üstün bir yetenektir. Ahlaktır. İnsanlık, vicdan, merhamet, doğruluk… Yıllar sonra hayata baktığımızda, gerçekten değerli olanın bunlar olduğunu anlıyoruz. İşte bu yüzden bazı insanların metni kısa olabilir ama yorumu çok güçlüdür; bazıları ise uzun bir metin yazar ama bir tek anlamlı cümle kuramaz.
Hayatın ikinci yarısında insan asıl şu soruyu soruyor: “Ben nasıl bir insan oldum? Geriye ne bırakıyorum?”
Kazandığımız makamların, biriktirdiğimiz paraların, gururla anlattığımız başarıların çoğu zaman hükmü kalmıyor. Fakat iki şeyin etkisi hiçbir zaman silinmiyor: Dokunduğumuz kalpler ve koruduğumuz değerler.
Bugün bir kez daha anladım ki metni yazarken biraz daha dikkatli olmak gerek. Kırmadan, incitmeden, doğruyu savunarak, insanlığımızdan ödün vermeden yazmak… Çünkü bir gün, çok da uzak olmayan bir günde, o metni okuyup yorumlayacağız. Ve o zaman tek dileğimiz şu olacak: “Keşke değil, iyi ki yazdım.”
Hayatın iki yarısı arasında gidip gelirken unutmamak gerek. Metni güzelleştiren şey büyük başarılar değil, iyi bir insan olabilmeyi başarabilmektir.-
Konfüçyüs’ün Hayatla İlgili Sözleri
1.“Hayat gerçekten basittir; biz onu karmaşık hale getiririz.”
2. “Ne kadar yavaş gittiğin önemli değildir, yeter ki durma.”
3. “Karanlığı lanetleyeceğine, bir mum yak.”
4. “Bir insan iki şeyin farkında olmalıdır: Neyi bilip bilmediğinin.”
5. “Kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma.”
6. “Mutluluk, insanın kendi elindedir.”
7.“En büyük saygı, insanın kendisine duyduğu saygıdır.”
8. “Ağaç dikmek için en iyi zaman 20 yıl önceydi; ikinci en iyi zaman ise şimdi.”
9. “Eğitim kendine güveni, kendine güven cesareti, cesaret ise başarıyı getirir.”
10. “Gerçek bilgi, bilmediğini bilmektir.”
11. “Hatalar kapılardır; onları açtığında yeni bir şey öğrenirsin.”
12. “İnsanların kusurlarını değil, kendi kusurlarını düzeltmeye çalış.”
13. “Yaşlılık gençliğin hatalarını düzeltme fırsatıdır.”
14. “Bir toplumun geleceğini görmek istiyorsan çocuklarına bak.”
15. “Güzel söz karşılıksız kalan bir nimettir.”