Geçmiş yıllarda sünnet, yalnızca dini bir vecibe değil; aynı zamanda mahalle kültürünün, aile dayanışmasının ve çocukluğun hafızalara kazınan bir merasimi olarak yaşanırdı. Bugün modern hastanelerde, steril ameliyathanelerde yapılan bu işlem; bir dönem evlerin avlularında, mahalle aralarında ve toplu şölenlerde gerçekleştirilirdi.
O yıllarda bir çocuğun koluna takılan saat, sadece zamanı göstermezdi; büyümeyi, cesareti ve “erkekliğe adım atmayı” simgelerdi. Özellikle Nacar marka saat takılmak büyük bir mutluluk vesilesiydi. Herkesin kolayca saat alamadığı dönemlerde, sünnet hediyesi olarak verilen bir saat çocuğun hayatındaki ilk ciddi eşyası olurdu.
Sünnet Nerede Yapılırdı?
Bugünkü gibi hastanelerde değil; çoğu zaman evlerde yapılırdı. Evlerin geniş odaları ya da avlular hazırlanır, yataklar serilir, komşular toplanırdı. Bazı mahallelerde toplu sünnet şölenleri düzenlenir, belediyeler veya hayırseverler organizasyon üstlenirdi. Ancak işlemi yapan kişi çoğu zaman doktor değil, halk arasında “fenni sünnetçi” olarak bilinen ustalardı. Yanlarında metal çantaları olur, sterilizasyon bugünkü standartlardan oldukça uzakta kalırdı.
Mahalle kültürünün bir parçası olarak, sünnet sırasında çocuğu arkadan tutan bir akraba ya da komşu bulunurdu. Bu sahne, birçok kuşağın hafızasında silinmeyen bir görüntü olarak yer etti. Sonrasında günlerce süren iyileşme süreci başlar, çocuk yatakta nazlanır; mahalleli “geçmiş olsun” ziyaretine gelirdi.
Sünnetten Kaçan Çocuklar Nerede Bulunurdu?
Belki de en renkli hatıralar bu kısımda saklıdır. Sünnet olacağını öğrenen bazı çocuklar ortadan kaybolurdu. Kimi damlara çıkar, kimi odunlukta saklanır, kimi komşu evine sığınırdı. Bağ evlerine, bahçelere, hatta ahırlara kaçanlar olurdu. Mahalle adeta küçük çaplı bir arama timine dönüşürdü.
Çocuk çoğu zaman saklandığı yerde uzun süre dayanamaz; ya korkudan ya da ikna sözlerinden etkilenip teslim olurdu. Bazen de en sevdiği oyuncak ya da vaat edilen saat devreye girerdi. Saat vaadi, çoğu zaman operasyonu kabullenişin en güçlü motivasyonu olurdu.

Bir Dönemin Sosyal Ritüeli
Sünnet düğünleri davul-zurna eşliğinde yapılır, konvoylar düzenlenir, kiralık sünnet kıyafetleri giydirilirdi. Taht kurulur, çocuk mahallede gezdirilirdi. Bu sadece bireysel bir olay değil; toplumsal bir paylaşım anıydı.
Bugün tıbbın gelişmesiyle süreç daha güvenli ve kontrollü hale geldi. Ancak geçmişteki o mahalle dayanışması, komşuluk ilişkileri ve çocukluk heyecanı, hatıralarda ayrı bir yer tutuyor. Nacar saatini koluna takıp gururla gösteren bir çocuğun yüzündeki ifade, aslında bir dönemin ruhunu yansıtıyordu.
Zaman değişti; yöntemler modernleşti. Fakat o günlerin kokusu, sesi ve telaşı hafızalarda yaşamaya devam ediyor.