Son zamanlarda sık sık duyduğumuz bir cümle var: “Suça itilen çocuk…”
Peki, gerçekten bu çocukları suça kim itiyor? Özellikle liselerde öğrencilerin öğretmenlerine yönelik olumsuz davranışlarının artması hepimize aynı soruyu sorduruyor: Neden?
Ailenin Gücü Azaldı, Sözün Ağırlığı Kalktı
Bir çocuğun ilk öğretmeni aileydi. Artık değil.
Bugün anne-babalar, hayat mücadelesinin temposundan dolayı çocuklarına yeterli vakti ayıramıyor. Bazı aileler çocuklarını tamamen kendi hâline bırakıyor; bazıları ise aşırı korumacı davranarak sorumluluk duygusunu köreltiyor.
Bu dengesizlik, çocukların davranış dünyasını boşlukta bırakıyor.
Boşluk neredeyse, dolduran da orası oluyor. Sosyal medya, akran baskısı ve kolay yoldan popüler olma isteği.
Eğitimde Disiplin Kültürü Zayıflatıldı
Önce “çocuğun duygularını incitmeyelim” diyerek yaptırım mekanizmalarını kaldırdık.
Sonra “öğretmen yanlış yapmıştır” diyerek otoriteyi ayaklar altına aldık.
Bugün geldiğimiz noktada, öğretmen sınıfa girerken sözünü değil, sesini duyurmakta güçlük çekiyor.
Öğrenci artık öğretmeni bir rehber olarak değil, bir otorite figürü olarak da görmüyor.
Görünmeyen Bir Öğretmen Sosyal Medya
Dışarıdan bakınca masum bir eğlence platformu gibi görünen sosyal medya, aslında gençlerin davranışlarını en çok yönlendiren kaynak.
Küfür edenin popüler olduğu, saygısızlık yapanın alkışlandığı, şiddetin “içerik” olarak dolaştığı bir ortam…
Genç, gerçek hayatta göze alamadığı davranışları sosyal medyada ödüllendirildiğini görünce, bir süre sonra bunu okulda denemeye başlıyor.
Okullar, Eğitim Yuvası Olmaktan Çok Sosyal Alan Haline Geldi
Artık birçok öğrenci okula öğrenmek için değil, arkadaşlarını görmek için gidiyor.
Sınav baskısı, gelecek kaygısı, aile içi sorunlar… Bu duygusal yükler de eklenince gençler patlamaya hazır bir öfke taşıyor.
Öğretmen çoğu zaman yalnız; öğrenci ise kalabalıklar içinde bile yalnız.
Toplumsal Dil Sertleşti, Çocuklar da Bu Dilden Öğreniyor
Siyasetin dili sert, sokakların dili sert, sosyal medyanın dili sert…
Bu sertlik haliyle çocuklara da yansıyor.
Kavgayı çözüm zannetmeye, saygısızlığı cesaret sanmaya başlıyorlar.
Peki, Çözüm Nedir?
– Aile yeniden eğitimin merkezine dönüşmeli.
– Okullarda disiplin mekanizmaları yeniden güçlendirilmeli.
– Öğretmenin itibarı korunmalı.
– Sosyal medya okuryazarlığı zorunlu hale gelmeli.
– Psikolojik destek birimleri gerçek anlamda aktif kullanılmalı.
Çocuklar suça doğmaz; suça itilmez. “Suça yönlendirilir”
Bu yönlendirme bazen ilgisizliktir, bazen yanlış rol modelleridir, bazen de geleceğe dair karanlık bir umutsuzluk…
Unutmamalıyız ki: “Bir çocuğu toplumdan kaybetmek, geleceğimizi kaybetmektir.”