SON DAKİKA
Hava Durumu

Türk Irkının Musevilerle Münasebetleri

Yazının Giriş Tarihi: 05.12.2025 09:25
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.12.2025 09:25

Aşağı İdil’de Hazar bakanlığı bir taraftan Ruslardan ve diğer taraftan gayri Müslim ve Müslim Oğuzlar(Selçuklular) ile Kıpçaklar tarafından yediği darbeler neticesinde çöktü. Norman Ruslar Hazarlara tabi bir millettiler. Reislerine hakan dedikleri gibi, İskandinavya’daki vatanlarından getirdikleri Thujun tabirini de kullanırlardı. Bir kısım Ruslar Hazar payitahtı Etil’in Hazaran kısmında yaşarlar ve Hazar’lara ücret ile askerlik ederlerdi, Ibn Havkal ‘Rusların ticaret merkezi daima Hazar da bulunur.

Bugün ülkemizdeki halk kitlesinin Orta Doğu meseleleriyle düşman gördüğü veya yöneticileri tarafından düşman gösterildiği bir ortamda Musevilerin Türklerle uzlaşma durumda gösterilmesine karşılık şunu vurgulamak isterim ki Musevilerle Türkler arasında tarihte hiçbir zaman köklü düşmanlıklar yaşanmamış hatta Osmanlı döneminde olduğu gibi dostluklar da yaşanmıştır. Bu iki toplum yaşadıkları vatanlarında büyük çoğunlukla dostane yaşamışlar hatta biz Türkler Musevilerle aynı dini paylaşıp, aynı dini yaşamış Türk toplumları da ortaya koyabilmişizdir. İşte Hazar Devleti bunun en tipik örneğidir.

Sonuç olarak hazar devleti dediğimiz Musevi devletinin tebaası olarak yaşamak Türk ırkını yukarıda anlattığımız süreç içerisinde belirtilen şekilde birbiriyle yakınlaştırmış iki toplumun birbiriyle daha rahat anlaşmasını sağlayabilmiştir.

Hristiyanlarla Müslüman Araplarla rahat anlaşamayan Musevi toplumu bu nedenle İslam Türk devletleri bünyesinde özellikle Osmanlı devleti bünyesinde çok daha rahat yaşayabilmişlerdir bu nedenledir ki Osmanlı imparatorluğu toprakları üzerinde 1. Dünya harbi sonrasında kurulan kurtuluş savaşı vererek vücut bulan Türkiye Cumhuriyeti ile batı devletlerinin Arapları zorlaması ve Musevileri desteklemesi neticesinde kurdurdukları İsrail devleti orta Doğu’nun monarşik yapılı devletleri içerisinde demokratik birer cumhuriyet olarak yaşarlarken birbirleriyle yakın ilişki ve işbirliğine yönelmişler Musevi ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları birbiriyle uyum içerisinde olabilmişlerdir.

Ülkemizin son döneminde değişen cumhuriyet sistemimizin Arap toplumlarıyla devletleriyle ilişkisi özellikle Filistin sorunu bu iki cumhuriyeti karşı karşıya getirip münasebet ve ilişkilerini soğutmuşsa da son dönemde ülkemizin içine girdiği ekonomik sorunlarımızın dış siyaset alanındaki yalnızlığımızın ülke yönetimimizi tekrar İsrail devletiyle münasebete girip yakınlaştıracağını düşünmekte bunun işaretlerini hissetmenin mümkün olduğunu düşünmekteyim. sözün kısası İsrail devletiyle Türkiye Cumhuriyeti arasındaki münasebetlerin Hazarlardan itibaren Türk ve müsavi toplumlarının birlikte yaşamalarının tarihsel getirisi olarak bugün de gelecekte de devam edeceğini düşünmekteyim.

Şunu d vurgulamak isterim ki Musevi Türk ilişkisi hatta birlikteliği sadece hazar devletinden ve hazar Türklerinde değil Osmanlı devletin de de devam etmiştir. Üstelik Osmanlı hakanlarının Yahudi kökenli kadınlarla evliği nedeniyle Osmanlı hanedanında da Musevileşmeden söz edilebilir düşüncesindeyim. Hatırlamak durumunda olduğumuz Musevi kökenli olan padişah eşlerinden mesela kanuninin eşi Hürrem sultandan, daha sonraki valide sultanlardan olan safiye sultandan ondan sonra görülen kösem sultandan ve bunun gibi isimlerini zikredebileceğimiz birkaç hanım sultan dan da Yahudi kökenli şeklinden de bahsedildiğini söyleyebiliriz.

Bu kabaca söz ettiğimiz padişah eşleri daha sonraki padişahların anneleri olduğundan her ne kadar bu kadınlar İslam olmuş görülse de ırk itibariyle Musevi olmaları nedeniyle söz konusu olan padişahlar da yarım Musevi ırkı özelliği yani melez olmaları söz konusudur. Kim bilir belki de Osmanlı hanedanının parasal işlerini hazine idarelerini Musevi kökenli kişilere havale etmesi de hatta gerileme devrinde siyasal ilişkilerde görevlendirilen devlet tercümanlarını Musevilerden seçmelerinin sebebini oluşturabilir düşüncesindeyim.

Osmanlı hanedanının İspanya’nın Endüris krallığının (gırnata devletinin) düşmesinden sonra Müslümanlarla birlikte zulme uğrayan Musevileri de Osmanlı toprağına getirmesi hatta bunların bir kısmının Müslümanlaşmış gözükmesi de Osmanlı Musevi ilişkilerinin gelişmesine yardım ederken Osmanlı Musevi ilişkisinin temelini Osmanlı hanedanı mensuplarının Musevi kadınlarla evlenmesinde aramak daha doğrudur düşüncesindeyim. Bütün bunlardan sonra hatırlatmak isterim ki bugünkü İsrail’in bayrağında görülen beş köşeli yıldızın da İsrail’in bayrağının beyaz ve beş köşeli yıldızın mavi olması da Musevileri Türklerle köken birliğine götürebilecek varsayımlara yol açabilecek işaretler kabul etmek mümkündür.

Bu arada Musevilerin kendilerine ata kabul ettikleri İshak peygamberin babasının Hz. İbrahim olması ve bazı kaynaklarda Hz. İbrahim’in Türklüğüne işaret etmesi de Musevilerin Türklüğüne işaret eden noktalar oluşturduğunu söylemenin de yanlış olmayacağı kanaatindeyim. Çünkü İbrahim peygamberin oğlu İsmail peygamber vasıtasıyla peygamberimiz Hz. Muhammedin Türklüğüne de iddia edilmesine sebep olabileceği varsayımlarının Türklüğü Hz. Muhammed’e ulaştırırken aynı varsayımın İshak peygamber vasıtasıyla Musevilerin kökenini de Türklüğe ulaştırıp Türklükle ilişkilerinden söz edilmesini sağlayabilmesi pekala mümkündür düşüncesindeyim. Sözün kısası biz Türklerin Musevilerle siyasal irtibatımızın ve köken irtibatımızın söz edilebilmesi yukarıda belirttiğimiz sebeplerle mümkün olabilmesi pekala söz konusudur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.