SON DAKİKA
Hava Durumu

Tarihte Maduro’nun Durumuna Düşen Şahsiyetler

Yazının Giriş Tarihi: 22.01.2026 09:07
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.01.2026 09:07

Osmanlı devletinde de gerek Fatih Sultan Mehmet zamanında kırım hanı yapılan Mengli Giray daha sonraki dönemlerde Rusların eline geçen son bağımsız kırım hanlığının kırım hanı olan Şahin Giray bir nevi Maduro’nun durumuna düşebilmişlerdir düşüncesindeyim. Yine Kazan başkent olmak üzere devlet oluşturmuş kasım Hanlarının son yöneticisi Süyümbike Hatun da Ruslar tarafından açılan savaşlar karşısında esir edilip ülkesine el konulması nedeniyle söz konusu esir edilip hasmının esaretine ve iktidarını kaybetmesine katlanmak zorunda kalmıştır. Birinci dünya savaşı sonunda alman imparatoru Wilhelm Avusturya imparatoru yanlış hatırlamıyorsam Josef ve ikinci dünya savaşı sonunda Amerikalılar karşısında savaşta mağlup düşen Japonya’nın o zamanki imparatoru Mikado da aynı kaderi tatmış, yaşamış kişilerdir düşüncesindeyim.

Şunu da hatırlatmak isterim ki Birinci Dünya Harbinden mağlup çıkan Osmanlı devletinin son sultanı ve halifesi Mehmet Vahdettin de İngiliz, Fransız ve İtalyan yöneticileri tarafından Maduro durumuna düşürülmüş bir şahsiyettir demek pekala mümkündür. Bir farkla yenildikten sonra mağlup edenler onu sarayından almayıp sarayında hapis durumuna getirmiş, devleti üzerindeki çıkarlarını onu kullanarak elde etme yoluna gitmişlerdir.

Şunu da belirtmek gerekir ki Maduro’dan önce Maduro durumuna düşürülen şahsiyet Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin olmuştur. Savaş sonrasında ülkesini işgal eden Amerikalılar onu ele geçirip idamını sağlamışlardır. İktidarının doruğunda iken rakibi Amerika karşısında Maduro durumuna düşürülen Saddam Hüseyin hayatını kaybederken ülkesi parçalanmış, baş hasmı Amerika birleşik devletleri, İngiltere, Avrupa devletleri ve İsrail karşısında mağlup olan Irak parçalanmış, bir türlü bütünlüğünü sağlayamamıştır. Tarih akışı içerisinde hatırlayabildiğimiz kadarıyla Maduro’nun şu andaki durumuna düşen tarihi şahsiyetler bu saydıklarımız kadarıyla da kalmayabilir. Ancak Trump’un Maduro’ya yaptığı davranış Avrupa devletlerinin yeni bir taktiği değildir.

Hatta bunu ilk yapan Amerika birleşik devletleri de değildir. Devlet olarak bu taktiği uygulamaya koyan ilk devlet İngiltere’dir. Daha sonra Rusya ve Avusturya da hatta Fransa da topraklarını genişletirken bu taktiği uygulamışlardır. Doğu toplumlarında Çin ve Hindistan sahasında da buraların yöneticileri tarafından pek çok kez uygulanan bu taktik kendisini kuvvetli hisseden iktidar sahiplerinin göz diktiği topraklara ülkesine katmak istediği topluluklara toplumlara sahip olmak veya onların elindeki imkanları kendi lehine kullanmak isteyen iktidar sahipleri bu taktiği hep uygulaya gelmişlerdir.

Amerika Birleşik Devletleri bu taktiği uygulamayı önce ülkesindeki Kızılderili şeflerine uygulamaya yönelmiş, onların topraklarına onları esir edip başka yerlere götürüp, götürdükleri yerde yaşamaya mecbur tutarak başlamışlardır. Beyazlara karşı savaş açan Kızılderili şefleri hep bu yolla etkisizleştirilmiş, Kızılderili toprakları hep bu yolla beyaz Amerikalıların yaşam sahasına döndürülmüşlerdir ki bu Kızılderili şeflerin en ünlüsü oturan boğadır. İngilizler, almanlar, Fransızlar, İspanyollar, Portekizliler, Hollanda ve Belçikalılar hep bu yolla Avustralya’da, Afrika’da, Güney Amerika’da, hatta kuzey Amerika kıtalarında Asya’nın güney sahalarında müstemlekeler, sömürgeler elde edebilmişlerdir.

Bu taktiğin bugün en iyi kullanıcısı olma yolunda Maduro’yu esir ederek başlayan Trump öyle görülüyor ki bu yolu daha da devam ettirecek, nitekim Kolombiya’yı, Küba’yı, Grönland’ı, ele geçirmek için yahut kendi çıkar bölgesi durumuna sokmak için buraların yöneticilerini de tehdit etmeye yönelmiştir.

Hatta İran yönetimini de ve onun başındaki Ayetullah Hamenei’yi de tehdit eden Trump bu çalışmalarında ve bu isteklerini elde etmekte ne oranda başarılı olabilecektir bunu zaman gösterecektir. Ancak başta Amerika birleşik devletleri olmak üzere büyük emperyalist veya komünist devletler karşısındaki zayıf gördükleri devletleri ele geçirmek yahut onların elindeki imkanları kendi lehine kullanmak için bu yolu mutlaka devam ettireceklerdir. Zaten bu yol bu tür devletlerin ve yöneticilerin zayıf devletler üzerinde onların yöneticileri üzerinde hakimiyet kurmak için uyguladıkları tek yol da değildir.

Bazen bu tür devletler ki başta gelen en büyük uygulayıcısı Amerika Birleşik Devletleridir. Bu tür devletler ele geçirmek istedikleri devletleri yahut bu devletlerin elindeki imkanları kullanabilmek için bu devletin içinde karışıklık çıkarıp iktidarda bulunan yöneticilerinin yerine kendilerinin uygun gördüğü liderlerin geçmesini sağlayarak da söz konusu isteklerine kavuşabilirler. Bugün dünyada bu yollarla işbaşında olan pek çok lider vardır. Bütün bunlardan sonra şunu söyleyebiliriz ki küçük ülkelerin halkları, milletleri uyanık olmalı büyük devletlerin çıkarlarının oyuncağı olmamak için kendi devletlerine ve liderlerine sahip çıkmalıdırlar. Dışardan gelecek her hangi bir saldırıya karşı devletlerini müdafaa edebilmek için ellerindeki imkanları geliştirmeli, milli savunmalarını kuvvetlendirmelidirler. Umarım dünya üzerindeki milletler uyanır, kendilerine ve devletlerine sahip çıkmayı başarırlar.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.