SON DAKİKA
Hava Durumu

Rumi Takvimle 31 Mart Bugünkü Tarihle 13 Nisan Olayı Hakkında Bilgilendirme

Yazının Giriş Tarihi: 02.04.2026 07:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.04.2026 07:48

Ne yazık ki Alemdar Mustafa Paşa’nın kazandığı bu başarı ona karşı yapılan bir askeri harekatla ortadan kaldırılmış, alemdar Mustafa Paşa’nın ölümü sağlanmış, yenilikçi padişah olan II. Mahmut saltanata tam manasıyla hakim olmana kadar gericiler tekrar Osmanlı devletinin yönetimini ele geçirmişlerdir. Alemdar Mustafa Paşa’nın gerçekleştirdiği gerici sisteme karşı başarı kazandığı askeri harekatı Osmanlı tarihinde gericilere karşı gerçekleştirilen birinci karşı devrim sayarsak ikincisi Abdülaziz’in yenilikçiler tarafından gerçekleştirilen bir askeri darbeyle devrilmesi olayı olmuştur.

Nitekim 1876’da devrilen Abdülaziz saltanatının yerine kurulan I. Meşrutiyet denilen yenilikçi yönetim sistemi de bu gibi grupların karşı olması nedeniyle onlarla aynı fikirde olan II. Abdülhamit’in Meşrutiyet rejimine taraftar olmaması nedeniyle 1878 Osmanlı – Rus harbi bozgunu nedeniyle bu bozgun Abdülhamit tarafından bahane kabul edilerek ortadan kaldırılmıştır.

33 sene Osmanlı devletinin başında oturup Pantürkizm, Panislamizm hatta batı yanlısı icraatları deneyen bu padişah devleti koyu bir monarşi sistemiyle yönetmiştir. Bu yönetim döneminde Avrupa devletleri Osmanlı toprakları üzerindeki Hristiyan etnik grupları Osmanlı’dan koparmayı başardıktan sonra Türk olmayan İslami grupları da Osmanlı’dan koparmak için harekete geçmişler, Arap milliyetçilerine attıkları çengellerle Kürtlere ve Ermenilere attıkları çengellerle Osmanlı’yı içten vurmaya bunun içinde Osmanlı’yı zor duruma sokacak Şark meselesine el atmışlardır. Avrupa’da kümeleşen devlet grubunun birinin başında bulunan İngilizler ulusal birliklerini tamamlayıp kendilerine rakip duruma gelen Almanlarla Orta Doğu konusunda çıkar çatışmasına ve menfaat temini çalışmaları yolunda sürtüşmelere başlamışlardır.

Osmanlı devleti Abdülhamit döneminde Almanların, İngilizlerin, Fransızların arasındaki rekabetten istifade ederek tarafsızlığını koruyarak kendini korumaya çalışmışsa da Avrupalı devletler ve ülke içinde uyanan ulusalcılık, Türkçülük hareketlerinin kuvvetlendirip, organize ettiği İttihat ve Terakki Derneği Abdülhamit’le mücadeleye girişince durum değişmiştir. Nitekim 1908’de II. Abdülhamit’e karşı harekete geçen İttihat ve Terakki’nin zorlamasıyla Meşrutiyeti tekrar ilan eden II. Abdülhamit Meclis-i Mebusan’ı tekrar açıp keyfi idareden vazgeçerek devleti meşruti idare ile yönetime rıza göstermiştir.

Abdülhamit’e karşı ittihatçıların giriştiği askeri birliklerin dağa çıkması yahut ittihatçıların gerçekleştirdiği suikastlarla bazı Abdülhamitçi askeri liderleri öldürmeleri şeklindeki Abdülhamit’i zorlayarak Abdülhamit’e 2. Meşrutiyeti ilan ettirmeleri yenilikçi kesimin gericilere karşı gerçekleştirdiği üçüncü karşı devrim olarak değerlendirmemiz hata olmayacak bir durumdur düşüncesindeyim. Ne var ki 2. Meşrutiyet geçerliliğini fazla sürdürememiş gerici tarafları yanına alan II. Abdülhamit ülkede kısa zamanda bir tek adam yönetimi oluşturmayı başarmıştır.

Nitekim yukarıda da belirttiğim gibi bu durum şeriatçı rejim taraftarlarının ve hilafetçilerin, eski rejimden çıkar sağlayan kitlelerin memnuniyetsizliğini getirmiş onlar cemiyet oluşturarak İttihat ve Terakki’nin Osmanlı yönetimini elinde bulunduran hükümete karşı muhalefete yönelmişlerdir. İttihat ve Terakki Partisi de meşrutiyeti ilan ettiren başarısından sonra ülkeye hakim olurken kendi içinde bölünmeye uğramış Selanik ve Manastır kolu olarak bölünme göstermiştir.

Almanlara yakın siyaseti amaçlayan ve izleyen Selanik kolunun Manastır’daki İngiliz siyasetinin taraftarı İttihat ve Terakkicilere karşı kuvvetlenmesinin getirdiği iç çekişme bu kola mensup İttihat ve Terakkicileri de muhalefetteki şeriatçı, mutlakiyetçi, eski rejim yanlılarının yanına itince kuvvetlenen bu muhalefet kitlesi İngilizlerden de aldığı destek ve yardımla Alman taraftarı olan İttihat ve Terakki taraftarlarının oluşturduğu Osmanlı hükümetine karşı harekete geçmeye karar vermiştir.

Şunu da belirtmek isterim ki dünya üzerindeki ve Osmanlı devleti içerisindeki sosyal hareketlere daha doğrusu yönetim sistemindeki memnuniyetsizliklere ellerindeki sermayeyi yani parayı kullanarak kendi menfaatlerine uyacak olaylara yönlendirmeyi çoğunlukla adet edinen Siyonistler yani Museviler 31 Mart olayının oluşmasında da etkili olmuşlardır düşüncesindeyim.

Çünkü bu olayın temel hedefi olan yeni rejimi yani ittihat ve Terakki rejimini Abdülhamit’in etkisinden kurtararak müstakilleştirilmek istenmesi Musevi toplumunun Siyonistlerin özellikle Sebataist Yahudilerin işine gelecek bir olaydır. Bu kitlelerin Filistin çevresinde hayal ettikleri bir Musevi devletinin olmasının önünde tek engel görülen şahsiyet 2. Abdülhamit’tir.

Bu nedenle ittihat ve Terakkinin yapacağı karşı bir hareketle 2. Abdülhamit’in bertaraf edilmesinin önünü açmak için sözüne ettiğim Musevi kitlelerin müdahaleleri ve bu oluşum içerisinde payları mutlaka mevcuttur düşüncesindeyim. Çünkü 31 Mart olayından sonra ittihat terakkinin gerçekleştirdiği harekat ordusuyla 2. Abdülhamit yönetimden uzaklaştırılmış ve tarih içerisinde göreceğimiz Musevilerin ittihat ve Terakki eliyle Filistin bölgesine yerleşme imkanı, yerleştirilme imkanı hatası gerçekleştirilmiştir. Devam edecek…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.