Türk Tarihinde Mart ayında cereyan etmiş önemli tarihi olaylar vardır. Ancak yine Türk tarihinde gerçekleştirilmiş önemli kronolojik olaylar da mevcuttur. Cumhuriyet tarihi içerisinde kronolojik açıdan gerçekleşen en önemli olay takvim inkılabı adıyla Mustafa Kemal’in zaman dilimi açısından gerçekleştirdiği takvim değişikliği önemli bir olgu olarak karşımıza çıkar. Mustafa kemal tarafından gerçekleştirilen takvim inkılabıyla Türkiye zaman diliminde ne değişmiştir?
Kabaca belirtmek gerekirse Mustafa Kemal Osmanlı devletinde kullanılan Rumi takvim denilen takvim sistemini kaldırıp yerine bugün kullandığımız güneş yılına dayanan miladi takvim denilen takvim sistemini resmi takvim sistemimiz olarak uygulamaya koymuştur. Bu uygulamayla ülkemizde cereyan eden tarihi olayların belirlenmesi gereği önemli tarihi olayların tarihleri de değişmiştir.
Nitekim bugünkü yazımızın konusu olan 31 Mart vakasının da bugünkü takvime göre gerçekleşmiş olay olmaktan 31 Mart vakası dediğimiz olayın tarihi de değişmiştir. Gerçek zamanlamaya göre bir başka tabirle Rumi takvime göre 31 Mart vakası denilen olay yeni takvim sistemimize göre 13 Nisan tarihinde gerçekleşmiş duruma düşmüştür.
Yani 31 Mart vakasının tam zamanlamayla yıldönümü 13 Nisan tarihine tekabül eder duruma gelmiştir. Bu nedenle her ne kadar bugünkü takvim sistemimize denk gelen tarihte işleme durumuna geldiğimiz 31 Mart vakası yahut 31 Mart olayı dediğimiz olayın tam tarihiyle yıldönümü önümüzdeki nisan ayı içerisinde gelecek olan 13 Nisan tarihidir.
Bu önemli tarihi irdelediğimizde 31 Mart olayı hakkında şunları söyleyebiliriz:
13 Nisan tarihi Osmanlı Devleti’nin yıkılış döneminde yaşanan İstanbul ayaklanmalarının sonuncusunun gerçekleştiği tarihtir. Yükselme devrinde, duraklama hatta gerileme devrinde İstanbul merkez olarak pek çok askeri veya asker sivil karışımı kitlelerin gerçekleştirdiği ayaklanmalara sahne olmuştur. Ve bu ayaklanmalarda her zaman ayaklanan kitleler devletten bir takım istekte bulunmuşlar, çoğunlukla da Osmanlı yönetimine, Osmanlı Sultanları ve yönetimlerine isteklerini kabul ettirmişlerdir. Gerçi bazen aksi de olmuş devlete sadık kalan askeri kuvvetler kullanılarak ayaklanmacıların bastırılıp darmadağın edildiği, kitleler halinde cezalandırmalar gerçekleştirildiği zamanlarda görülebilmiştir.
İstanbul ayaklanmaları diyebileceğimiz bu ayaklanmalarda genellikle merkezdeki askeri birimlerle merkezdeki ulema sınıfı dediğimiz din adamları sınıfı işbirliğinde bulunmuş ayaklanmaları el birliğiyle çıkarmışlardır. Hatta bu işbirliğinde din adamlarının bulunması halkı ayaklanmacıların yanında ayaklanmaya iştirake sevk eden en büyük etken olmuştur.
Fatih devrinden başlayarak görülen bu tür ayaklanmaların en meşhurları Avcı Mehmet zamanında görülen Vaka-i Vakvakiye Genç Osman denilen II. Osman isimli Osmanlı padişahının ölümünü getiren ayaklanma IV. Murat zamanında görülen ayaklanmalar, III. Mustafa- III. Selim zamanında görülen ayaklanmalar, Alemdar Mustafa Paşa’nın ölümünü getiren II. Mahmut zamanındaki ayaklanma, Patrona Halil ayaklanması hep bu tür ayaklanmalar olmuşlardır.
Din adamları ve şeriatçı kesim, dinci kesim Yeniçeri denilen yahut Kapıkulu denilen merkezdeki askeri ocakları kullanarak yaptıkları bu tür ayaklanmalarla Osmanlı devletinin kendi kendisini yenilemesini amaçlayan bütün hareketleri yok etmişlerdir.
Lale Devri, Nizam-ı Cedid ve Sekbanı Celid yenilikleri hep eski rejim yanlılarının şeriatçı, radikal rejim taraftarlarının, çıkarcı din adamları sınıfını oluşturan ulemanın, kendi istek ve çıkarlarını gerçekleştirebilecekleri rejim olan şeriatçı Osmanlı sisteminin, Osmanlı Hilafetinin sürmesini yaşamasını devam ettiren ayaklanmalar olmuşlardır.
İstanbul ayaklanmaları içerisinde sözüne ettiğim tarz ayaklanmaların dışında karşı inkılap diyebileceğimiz bir tek alemdar Mustafa Paşa’nın kendi hüküm bölgesi olan Rusçuk şehrindeki kuvvetleri peşine takarak III. Selim’i deviren ve onun yerine II. Mustafa denilen bazı rivayetlere göre aklı tam olmayan III. Mustafa’yı tahtan devirip yerine tekrar III. Selim’i tahta geçirmek için İstanbul’a yürüyüp saray kapılarına dayanması şeklinde gerçekleşen askeri harekatı söyleyebiliriz.
Ne yazık ki bu harekatta Alemdar paşa tam manasıyla hedefine ulaşamamış, III. Mustafa taraftarları III. Selim’i öldürdüğünden III. Selim tekrar tahta oturtulamamıştır. Bu duruma rağmen bu karşı devrim bir oranda hedefine ulaşmış, alemdar Mustafa Paşa III. Selim’in yeğeni olan amcası Selim gibi düşünen II. Mahmut’u tahta çıkarmıştır. Devam edecek…