SON DAKİKA
Hava Durumu

Ramazan Bayramı Hakkında Düşünceler

Yazının Giriş Tarihi: 19.03.2026 09:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.03.2026 09:01

Hepimiz bilmekteyiz ki İslam dininin kutlanmasını istediği iki bayramımız mevcuttur. Birbirinden iki ay gibi bir aralıkla kutlanan bu bayramların içinde bulunulan yılın ilk bayramı olarak kutlanan ramazan bayramı, şeker bayramı, Fıtır bayramı gibi farklı adlarla anılan ama aslında ramazan bayramı adıyla bilinen dini bayramımızdır. Bu bayramımız dinimizin beş şartından biri olan oruç ibadetinin gerçekleştirildiği ramazan ayının bitiminde kutlanan bir bayramımızdır.

Oruç ibadetinin gerçekleştirilmesinde nasıl uygulanan usuller mevcutsa bu bayramımızın kutlanmasında da dikkat edilecek hususlar mevcuttur. Bu bayramımız kurban bayramının da kutlanmasında olduğu gibi sabah namazından belirli bir süre sonra kılınan bayram namazından sonra kutlanabilecek bir bayramdır. Her ne kadar her İslam bireyin bayramı olarak kabul edilse de aslında oruç tutanların bayramıdır.

Belirli sebeplerle hastalık, yolculuk, yaşlılık gibi özürlere dayanarak oruç tutmayı gerçekleştirmemiş veya ara vermiş olan kişilerin de fidye vermeleri veyahut tutamadıkları oruçların daha sonra gerekli sürede tutulmasıyla oruç borcunu kapatabilecek kimselerin de bayramı olarak değerlendirebileceğimiz bu bayram oruç tutmamış kişiler tarafından da bayram olarak değerlendirilmesinde dini açıdan veya sosyal açıdan bir mahsuru yoktur. Bayramların amacı İslam ahalinin birbiriyle kaynaşmasını yekvücut olmasını kolaylaştırmak olduğundan dini açıdan oruç tutmayı gerçekleştirmiş kişilerin bayramı olan bu bayramın tüm toplumumuzca kutlanması din çevreleri tarafından da dini yazılı kaynaklara göre de normaldir. Bu bayramın kutlanmasında daha doğrusu kutlanmasından önce de akıl bali olmuş bütün Müslümanlar tarafından oruç tutmuş veya tutmamış olsun fark etmeden bayram sabahına kadar ihtiyaçlı kimselere Fıtır sadakası ödemiş olması gerekmektedir. Bu sadaka miktarı diyanet işleri başkanlığınca belirlenebilmektedir.

Ancak aslı bir Müslümanı kabaca üç öğün karnını doyuracak yiyecek maliyeti de denilebilecek bu Fıtır sadakasının dini şartların verilebileceğini söylediği kişilere verilebilir. Yine oruç tutmayan kişilerin ödemesi gereken fidyenin de ekseri arife gününde ödenmesi gerekir diyebiliriz kanaatindeyim. Yine bu bayram günlerinde Müslümanların birbiriyle hediyeleşmesi de özellikle büyüklerin küçüklere hediyeler vermesi özellikle çocukların hediyelerle sevindirilmesi usulü toplumumuzda gelenekleşmiştir. Bu hediyelerin en basiti tatlı yiyecekler çikolata ve şekerlemeler olarak gerçekleştirilir.

Yine bayram kutlaması sırasında küçükler büyükleri ziyaret eder, özellikle hastalar ve yaşlılar ziyaret edilir. Gelenekleşmiş bayram kutlamaları bu şekilde gerçekleştirilir. Ne var ki başlangıçtan günümüze bayramlaşmalar bazı değişiklikler arz etmektedir. Eskiden anne babanın nine ve dedenin yaşça büyük kişilerin evlerine veya bulundukları yerlere gidilerek yapılan bu ziyaretler hayat şartlarının zorlaşması nedeniyle uzak mesafelere yapılan bayram ziyaretlerini oldukça azaltmış bir durum arz etmektedir. Yine geçmiş zamanlarda hatta bugün bile devam eden uygulamalar arasında mahallelere, kamusal açıdan hizmet veren kişiler de haneleri ziyaretler gerçekleştirir, onlar da yaptıkları bayramlaşmanın sonucunda uygun hediyelerle gönülleri alınırdı.

Eski dönemde mahalle bekçileri, mahalle çöpçüleri ve Ramazan davulcuları bu tür ziyaretleri gerçekleştirirken günümüzde artı sadece ramazan davulcuları bu tür ziyaretleri gerçekleştirir duruma gelinmiştir. Gerçi artı k günümüz şartlarında Ramazan davulcuları da ortadan kalkma durumuna gelmişse de adet olarak hala bu meslek yer yer devam ettirilmektedir. Bütün bu bilgilerden sonra şunu vurgulamak isterim ki bayram kutlamaları sırasında da adabı muaşeret kaideleri ihmal edilmemeli kişiler birbirlerinin kalbini kırabilecek, incitecek davranışlardan kaçınmalıdır.

Şunu da belirtke isterim ki bu bayramımızda ülkemizde son yıllarda gerçekleştirilen bazı kutlanan bayramların veya tatil günlerinin eklenmesiyle yaşanan uzunca bir tatil söz konusu olmamıştır. Ancak hemen hatırlatmak isterim ki bu şeker bayramı bu sene eski Türk bayramlarından nevruz gününe yakın bir zamanda gerçekleşmiştir. Zaten belirli tarihlerde kutlanan istiklal marşının kabulü tarihi ile ve 18 Martta kutlanılan Çanakkale deniz zaferiyle yakın tarihlere denk geldiğinden bir oranda peş peşe seremonilerle kutlamaların yaşandığı bir mart ayını yaşamak durumunda kalmış durumdayız. Üstelik eğitim yılı içinde eğitim kurumlarında verilen ara tatillerden biri de mart ayında gerçekleştiğinden içinde bulunduğumuz mart ayının büyük küçük herkese güzel günler yaşatacağı düşüncesindeyim. Bütün bu anlatımlarımdan sonra ramazan bayramımızın bandırmamıza ve Bandırmalımıza kutlu olmasını, aynı zamanda tüm milletimize ve tüm İslam dünyasına kutlu olmasını temenni ederim.

Ne yazık ki İslam dünyası için bayram kutlanması yaşanması gerekirken İslam dünyasının birer parçası olan İslam ülkeleri arasında veyahut farklı dinlere mensup toplumların saldırısına ramak kala İslam toplumları arasında çatışmaların geçmesi bizleri üzecek durumlar oluşturmaktadır. Bunların başında Pakistan- Afganistan arasındaki İsrail-Lübnan, İsrail-İran arasında ve İsrail’in sırtını dayadığı Amerika’nın saldırısına maruz durumda olan İran arasındaki gerçekleşen savaş pek çok İslam kardeşimizin öldürülmesi nedeniyle kanlarının dökülmesi nedeniyle İslam dünyasının İslam bireylerinin acı duymakta oldukları düşüncesindeyim. İslam bireyler ve İslam toplumları olarak bu durumlara düşmememiz, düşürülmememiz gerekir kanaatindeyim. Umarım bu konudaki düşüncelerim ve temennilerim gerçekleşir. Tüm Türk dünyasının tüm İslam dünyasının ramazan bayramı kutlu olsun. Bu bayramımız hayırlı günlere vesile oluştursun.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.