Peygamberler tarihi konusunda Kur’an da ismi geçsin geçmesin peygamberliği söz konusu olan şahısların dağılımına baktığımızda hemen hemen hepsinin Asya kıtasında ve Asya’nın bitişiği Mısır toprağında görüldüğü noktası dikkatimizi çekmektedir. Bu noktaya dayanarak diyebiliriz ki yüce tanrı insanlığa gönderdiği peygamberleri Asya kıtası dışında yer alan kıtalardaki hiçbir topluma göndermemiştir. Avrupa kıtasında olsun, Afrika kıtasında olsun, Okyanusya ve Amerika kıtasında olsun gerek Kur’an da ismi zikredilen gerekse akıl yürütme yoluyla Kur’an daki bazı ifadelere dayanarak yapılan değerlendirmelere göre peygamberliğinden söz edilebilecek konumda görülen kişilerden hiç birisi Asya kıtası dışında mevcut değildir. Avrupa kıtasının ve Afrika kıtasının Asya kıtasındaki peygamberlerden daha geniş çapta etkilendiği de muhakkaktır. Avrupa’daki dinlerin İsa Peygamberin dini olan Hıristiyanlık Afrika’daki dinlerin Hz. Muhammed’in getirdiği islamlıktan geniş çapta etkilendiği geniş sahalara yayıldığı muhakkaktır. Ama ne Avrupa’da ne Afrika’da semavi dinlerin kitaplarında söz edilen peygamberler yoktur. Hele Okyanusya ve Amerika kıtalarında hiçbir zaman bir peygamberden söz edildiği görülmemiştir. Bu kıtalardaki Hıristiyanlık ve İslamiyet bu kıtalara göç eden Avrupalı ve Asyalıların taşıması sonucu söz konusu olmuştur. Ama mantıki olarak düşünürsek yüce Tanrının Asya dışındaki kıtalardaki insan topluluklarına peygamber göndermemiş olmasını kabul etmek imkansızdır. Ne var ki bu kıtalardaki yazılı kültür Asya kıtasından çok sonraları söz konusu olduğundan buralara gönderilmiş olan gönderilmiş olması ihtimali konusu olan peygamberlerin hakkındaki bilgilerin tarih sahnesine dolayısıyla bizlere ulaşmasının ortadan kaldırılmasının doğal sebebi olduğunu düşünmekteyim. Buralarda söz konusu olabilecek peygamberleri varlığını bulabilmek için o bölgelerin mitolojilerine, mitolojik figürlerine bakmamızı gerektirdiği inancındayım. Nitekim bu amaçla Amerika kıtası mitolojilerine baktığımızda ilk akla gelen figürlerin tüylü yılan, Ao Kuang olduğunu görürüz. Bu figürler hakkında genel kaynaklara baktığımızda peş peşe şu bilgilerin sıralanması gerektiğini görürüz.
“AO KUANG
Ao Kuang, Doğu Denizinin Lordu. Kardeşleri Ao Qin, Ao Run ve Ao Shun diğer yönlerdeki denizlerin hükümdarlığını yapar, kendisi ve kardeşleri acımasızlığıyla bilinirler ve Ao Kuang’ın oğulları bu acımasızlıklarını dünya topraklarında göstermektedir. Zaman içeriside bu yapıları onlara korku içerisinde her dediklerini yerine getiren itaatkar bir tebaa getirmiştir. Denizin altındaki bulunan sarayı çeşit çeşit silahlar ve özel eşyalar barındırmaktadır.
Ao Kuang’ın ünü birçok kişinin ona düşman kesilmesine sebep oldu. Bu düşmanlardan sayılabilecek en önemli kişilerden birisi komutan Li Jing’in oğlu Nezha’dır. Ao Kuang yemek üzere bir çocuk kurban talep ettiğinde Nezha artık daha fazla dayanamamış ve Ejder Kralın 3. çocuğunu öldürmüştür. Ao Kuang hemen İmparatorun sarayına giderek intikam talep etmiştir ancak Nezha da onunla birlikte İmparatorun huzuruna çıkmış ve onu orada dövmüştür. Bu utanç verici olayın ardından Ao Kuang çareyi Li Jing’i ve karısını rehin almakta bulmuştur ve Nezha’ya teslim olmaması halinde rehinleri öldüreceğini belirtmiştir, bu haberi alan Nezha intihar ederek kendi canını almıştır.
Tüylü yılan
Smite ın en OP karakterlerinden biridir.Maya tanrısıdır.Ao Kuang ın yerine getirilmiştir.Ama Ao Kuang geri dönecektir.Aynı Sun Wukong Hun Batz olayındaki gibi.
Bu inanışa ve yılan-tanrı tasvirlerine Meksika’dan Peru’ya kadar uzanan geniş bölgede pek çok tradisyonda rastlanır.
Tüylü yılan, Amerika`nın eski uygarlıklarında bulunan, Amerika kızılderilileri tradisyonlarında da sürdürülmüş olan bir inanıştaki yılan-ilahtır. Bu inanışa ve yılan-ilah tasvirlerine Meksika`dan Peru`ya kadar uzanan geniş bölgede pek çok tradisyonda rastlanır. Derisi pul yerine tüylerle kaplı olan bu tüylü yılan ya da kuş-yılan ilahın Kişe kızılderililerindeki adı Gucumatz`dır. Eski uygarlıklardan Kuetzal`lar, Toltekler ve Aztekler`deki adı “sakallı yılan” anlamında Kuetzalkoatl idi. Bu ad Pueblo kızılderililerinin dilinde ise “sakallı yılan” , Meksika kızılderililerinin dilinde ise “kuş-yılan” anlamına gelir. Mayalar`da bu ilah “tüylerle kaplı yılanların Efendisi” anlamında Kukul-Kan adını almıştır. Proto-Türk kültürü araştırmacıları, tüylü yılan sembolünün Türk tradisyonlarında da bulunduğunu bildirmektedir.
Tasvirlerde tüylü yılan olarak gösterilmekle birlikte, eski metinlerde onun aslında bir yılan olmadığı, beyaz insan ırkına mensup olduğu açıkça belirtilir. Toltek, Aztek, Maya ve İnka metinlerine göre, insanlarla bir süre yaşamış, onlara doğru yolu gösterdikten ve uygarlığı öğrettikten sonra göklere geri dönmüştür. Kimi metinlerde ondan tek kişi olarak değil, bir ırk veya bir topluluk olarak söz edilir ve yeryüzündeki insan vücudunu onların imal ettiği belirtilir. Örneğin, ünlü Maya kutsal kitabı Popol-Vuh`ta şöyle denir: ``“Onlardır vücut veren, onlardır yaratan. Onlar yeşil ve maviyle çevrilidirler. İsimleri Gucumatz`dır``.” Görüldüğü gibi, metinde “onlar” zamiri kullanılmakta olup, bir topluluk sözkonusudur. Bu durumda yılanın bu varlık topluluğunu yalnızca simgelemek üzere, bir sembol olarak kullanıldığı düşünülebilir. Amerika`nın eski uygarlıklarının göksel olguları simgelemede büyük ölçüde yılan sembolünü kullandıkları görülmektedir. Tüylü yılan sembolizminde, tüy yeryüzündeki birçok tradisyonda (örneğin eski Mısır tradisyonu) görüldüğü gibi, burada da hakikatin, doğruluğun, hafifliğin ve -göğe çıkmada kuşlara en büyük yardımcı unsur olduğundan- yükselmenin sembolü olarak kullanılmış olmalıdır.
“``O zamanlar, atalar ilahlarla aynı dili konuşuyorlar ve birbirleriyle mükemmel biçimde anlaşıyorlardı``.” (Popol-Vuh)
“``Atalarımız orada doğdu, Dünya`da yaşadılar``.” (Bir Aztek şiirinden)”