SON DAKİKA
Hava Durumu

Kut’ül Amare Zaferini ve Komutanı Halil Kut Paşa’yı Öven Kesimlerin Amaçları

Yazının Giriş Tarihi: 25.05.2023 00:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 24.05.2023 16:14

İngiliz tarihçisi James Morris, Kut'un kaybını "Britanya (İngiltere) askeri tarihindeki en aşağılık şartlı teslimi" olarak tanımlamıştır. Bu yenilgi İngiliz basınında ve kamuoyunda çok büyük bir infial uyandırdı. Bunun üzerine General Lake ve General Gorringe İngiliz ordusunda görevlerinden alınmış ve yerlerine General Maude getirilmiştir.

Bu çarpışmaların askeri tarih açısından bir başka önemi de bilinen ilk havadan ikmal denemesini İngiliz ordusunun Kut'taki birliklerini ikmal için 26 gün boyunca Dicle'deki Ora Üssü'nden 3 adet Short 184 tipi 225 beygirlik deniz uçakları ile bu kuşatma sırasında gerçekleştirmiş olmalarıdır. Ancak bu çaba yeterli olmamış ve sonucu değiştirmemiştir. Halil Pasa Kut'ül Amare zaferine istinaden Kut soyadını almıştır.

Destek kuvvetlerinin gelmesiyle Kut şehrine ilerleyen General FrederickMaude komutasındaki Britanya kuvvetleri, İkinci Kut Muharebesi sonrasında 23 Şubat 1917' de Kut şehrini geri aldı. Bu bilgiler gösterir ki Selman-ı pak Kut'ül Amare zaferinde Osmanlı ordusu İngilizler karşısında Zafer kazanmış onların ilerleyişini bir müdahale için durdurmuştur ama kısa bir zaman sonra toparlanan İngilizler yeni kuvvetler çıkararak Irak cephesinde ilerlemeye geçmişler ve kısa zamanda harbin sonlarına doğru Bağdat yakınlarına ulaşmışlardır daha sonra Bağdat düşmüş Mondros Muharebesi olduğu sırada İngiliz Kuvvetleri Musul önlerine gelmiş.

Hatta Mondros imzalanırken bir oldu bitti ile Musul ve çevresinde İngiliz işgaline girmiştir. Bütün bunları göz önünde starstruck Kut'ül Amare zaferi Osmanlılara geçerli olmayan Hatta Teslim alan 13 bine yakın İngiliz subay ve askerinin beslenmesine bakılmasına Birinci Dünya Harbi boyunca Osmanlı Devleti'ne Türk milletine yüklenen bir zafer olmuştur.

Muzaffer komutanı gösterilen bir anda son dönemdeki komutanı durumunda olan Halil Kurt paşaya fazla bir şey kazandırmamıştır zaten onu Muzaffer'den bir şey kazanmadığını Öz geçmişine baktığımızda açıkça görürüz.

Eski rejim yanlılarının, Osmanlıcıların, hilafetçilerin, ümmetçilerin Arap hayranlarının Türkiye Cumhuriyeti rejimi karşıtlarının kut zaferi dedikleri ve önemli göstermeye çalıştıkları bu faydasız ve neticesiz zaferi olan kut zaferinin komutanı durumunda gösterdikleri Halil Kut Paşanın öz geçmişine baktığımızda şu bilgilerin verildiğini görürüz:

Halil Kut (1882, İstanbul- 20 Ağustos 1957, İstanbul), Türk asker. "Kut'ül Amare Kahramanı" olarak da bilinir. Enver Paşa'nın kendisinden bir yaş küçük amcasıdır. 1934 yılında Soyadı Kanunu'nun çıkmasından sonra Mustafa Kemal Atatürk tarafından Kut'ül Amare Zaferi nedeniyle "Kut" soyadı verildi. Askerlik Hayatının İlk Yılları Harp Akademisi'nde Mustafa Kemal ile sınıf arkadaşıydı.

1905 yılında Harp Akademisi'nden Mümtaz Yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin 117 (17) numaralı üyesi oldu. II. Meşrutiyet ve 31 Mart İsyanı arası dönemde İran'daki hürriyet hareketine desteğe gönderildi. 23 Ocak 1913 tarihindeki Bâb-ı Âli Baskınından sonra İstanbul Merkez Komutanlığı'na atandı.

Halil kut paşanın özgeçmişinde Kafkas harekatlarında da yer aldığını görürüz. Kaynaklar bu konuda şu bilgileri verir:

1917 yılında Ekim Devrimi'nin ardından arçtibolşevik Rusların zayıflamasından yararlanmak için kurulan, yeğeni Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu'nun ileri harekâtına katıldı ve Azerbaycan'ın başkenti Bakü'ye girdi.

Halil paşanın mütareke ve kurtuluş savaşı yıllarındaki yaşam ve icraatlarını da kaynakların şu şekilde verdiğini görmekteyiz:

Mütareke'nin imzalanması sonrasında Ermenistan'a büyükelçi olarak atanmasına rağmen, yoldan geri döndürülerek İstanbul'a getirildi. Daha sonra İtilaf kuvvetleri tarafından Bekirağa Bölüğü'ne hapsedildiyse de buradan kaçarak Anadolu'ya geçti.

Anadolu'da Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlaması üzerine o sırada Sivas'ta bulunan Mustafa Kemal Paşa ile buluştu. Mustafa Kemal Paşa tarafından Sovyetler Birliği'nin Millî Mücadele'ye desteğinisağlamakla görevlendirildi. Moskova'ya giderek Sovyet liderleriyle görüştü ve daha sonra Sovyetyönetimi tarafından TBMM Hükümeti'ne gönderilen külçe altınları ve silahları getirdi.Daha sonra Türkiye'de kalmasına izin verilmeyince, önce Moskova'ya, Enver Paşa'nın Türkistan'da Sovyet yönetimine karşı savaş başlatması üzerine de 1922 yılında Berlin'e gitti. Devam edecek…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.