Osmanlı halifesi kurtuluş savaşında düşmanla mücadele eden onu yurttan çıkarmayı amaçlayan Kuvay-i Milliye ile zıtlaşmış ve mücadeleye girişmiş onları din dışı görüp göstermeyi ihmal etmemiştir. Bu davranışıyla Anadolu’da iç isyanlar çıkmasına teşvik etmiş Anzavur isyanları ile Konya isyanı, Bolu isyanı, Adapazarı isyanı, Delibaş Mehmet isyanı, Çapanoğlu isyanı gibi isyanları teşvik ederek ülkenin işgalden kurtuluşuna zarar vermekten çekinmemiştir.
Bütün bunlar göstermiştir ki Hz. Muhammed’in ölümünden sonra İslam toplumlarında İslam düzenini korumak İslam halkın refah ve kültür seviyesini yükseltmek için oluşturulan halifelik makamı Osmanlıların son döneminde bu amacın aksine davranmaya başlamıştır. Bu neden ile kaldırılması şart olmuş bir kurum olmuştur.
Nitekim Mustafa Kemal Cumhuriyet’in ilanını müteakip dönemde 1924 yılının 3 Mart’ında hilafetin kaldırılmasına karar vermek zorunda kalmıştır. Bu kararı verince TBMM’sinde alınan bir karar ile daha doğrusu çıkarılan bir kanun ile hilafet kaldırılmış son Osmanlı padişahı ve halifesi Mehmet Vahdettin’in kaçmasından sonra TBMM’nin atadığı halife Abdülmecit Efendi de yurt dışına çıkartılmıştır.
Böylece Ülkemizde dinen olması zarureti olmayan bir makam ortadan kaldırılmış hilafet sona erdirilmiştir. Bu icraat ülkemizdeki laikliğin en temel icraatı olmuş akabinde gerçekleştirilen Tevhidi Tedrisat Kanunu ile medeni hukukun kabulü ve şeriat mahkemelerinin kaldırılması gibi icraatlar ile ülkemizin laik düzeni kesin olarak kurulmuş, oluşturulmuştur.
Bundan 102 sene önce cereyan eden bu icraat Türk ulusunun medeni toplumlara katılışının laik ülke oluşunun en önemli uygulaması olarak gerçekleşmiştir. Bugünlerde bu önemli icraatın 102. yılını idrak ederken bu makamı yurt dışına çıkararak ortadan kaldırarak bize bugünkü laik ortamı hazırlayan başta ulu önder Mustafa Kemal olmak üzere devrin lider ve yöneticilerine minnet ve şükranlarımızı sunarım.
Bugünkü toplumsal düzenin laik ortamı koruyup kollamak Mustafa Kemal’in 3 Mart 1924’te lav edip ortadan kaldırdığı hilafet makamı gibi makamların tekrar kurulmasına imkan tanımamak olduğunu önemle hatırlatırım. Ne yazık ki 102. yılında laikliğimiz ciddi ciddi saldırılarla karşı karşıyadır. Bu saldırıları hedefleyenler arasında ne yazık ki hala hilafet isteyenlerin halifecilerinde bulunduğunu görmenin mümkün olduğunu düşünmekteyim.
Umarım toplum olarak millet olarak hilafetin kaldırılması ile getirilmeye çalışması başlatılan ve bugün büyük oranda hala ayakta durabilen laik ortamı korumayı başarırız. 102. yılında umarım tekrar hilafete gidecek yönde toplumu götürmeye çalışanlar başarılı olamazlar umarım toplumumuzda uyanmıştır.
Bütün bunlara rağmen temennilerimize rağmen ne yazık ki toplumumuzda laik sistemi ortadan kaldırmayı hedefleyen laik kaideleri ihlal eden pek çok görüntüler toplum yapımızda hızla görülmekte görüntü vermektedir. Hatta diyebiliriz ki Cumhuriyet sisteminin getirdiği Cumhuriyet kaidelerini korumayı amaçlayan bazı kuruluşlara dayalı olarak sergilenen veya medyada sergilendiği yolunda bilgiler ortaya konulan bu tür davranışlar laik sistemin ciddi tehlikeyle karşı karşıya olduğunu söyleyebilmeyi mümkün kıldığını düşünmekteyim.
Bazı kuruluşlarımızın Osmanlı dönemindeki halifelik kurumunun veya onun alt kuruluşları olan şeyhülislamlık gibi kurumların faaliyetlerine benzer bazı faaliyetler gösterdiğinin medyada ve halk arasında söylenti bulduğunu düşünürsek laik Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak 3 Mart 1924’te kaldırılan hilafet kurumu acaba yavaş yavaş geri döndürülme çabaları siyasetine konu edilmeye mi çalışılıyor diye düşünmemiz pekala mümkün olabilir kanaatindeyim.
Umarım bu kurum geri döndürülmez laik yaşam sistemimiz ortadan kaldırılmaz böyle bir geri dönüş icraatı toplum yaşantımızı sosyal hayatımızı tamamen Osmanlı dönemi anlayışına döndürebilir. Özellikle kadın hakları ve kadınlarımızın yaşantıları eğitim hayatımız medeni hukuk anlayışımız tamamen alt üst olabilir. Atatürk inkılapları ve yenilikleri ortadan kalkıp yüzyıllar öncesi yaşam sistemi ülkemize geri getirilerek milletimize yazık edilmiş olabilir. Bu nedenle bu kurumun dönüşüne yarayacak faaliyetlere karşı ulusça başta gençliğimiz olmak üzere uyanık olmalı, bu davranışa izin vermemeliyiz düşüncesindeyim.