SON DAKİKA
Hava Durumu

Hilafet Makamının Oluşumu ve Halifelik Hakkında Bilgiler

Yazının Giriş Tarihi: 20.04.2026 10:36
Yazının Güncellenme Tarihi: 20.04.2026 10:37

Bütün bu bilgilerden sonra daha önce de belirttiğimiz gibi Hz. Ömer’in çabalarıyla daha peygamber gömülmeden oluşturulan sadece Medine içerisinde bulunan önde gelenlerin seçimiyle başlatılan halifelik Ömer’in planladığı şekilde Hz. Ali’nin öldürülmesine kadar hatta Hz. Ali’nin büyük oğlu hasanın hilafetten çekildiğini belirttiği tarihe kadar Hülefa-i Raşidin veya dört halife devri dediğimiz devrin sonuna kadar göstermelik de olsa tüm İslam dünyasının biatının alınmamasına rağmen seçimle biat denilen el öpme seçimiyle oluşturulmuş, ondan sonra İslam halifeleri hanedan usulüyle iş başına gelmişlerdir.

İlk halife hanedanı Muaviye ile başlayan Emevi halifeliği olmuştur. Bu halifelik devrinde bu sisteme yapılan isyanlar 750 yılına kadar başarılı olamamış ancak Osman devrine kadar hilafet merkezi Medine olurken ali devrinde merkez Küfe --olmuştur. Alinin ölümünden sonra Emeviler merkezi Şam’a taşımış, Ebu Müslim önderliğinde Abbasîler Emevi halifeliğini ortadan kaldırınca Abbasi halifeleri için merkez Bağdat olmuştur.

Ne var ki Abbasîler tarafından yapılan Emevi kırımından kaçan Emevi hanedanına mensup Abdurrahman isimli şahıs bugünkü ispanyaya o zamanki adıyla Endülüs’e kaçıp orada kurduğu Endülüs Emevi Devletini oluşturduğunda Emevi hanedanına mensup sadece ispanyaya hakim yeni bir halifelik oluşturmuştur. Böylece İslam dünyasında Sünni İslam toplumu açısından iki halifelik ortaya çıkmıştır.

Abbasiler Bağdat’ta hilafet sürüp dağılmakta olan Abbasî halifeliğinin başkenti ve çevresinde devlet olarak varlıklarını sürdürürken Abbasîlere şeklen bağlı bazı Tavaif-i Müluk devletler bu halifeliği din başkanı kabul etmişler ancak Mısır ve Kuzey Afrika’da bulunan Şii İslam kitlesi adına Şii-Fatimi halifeliği oluşturulmuştur.

Böylece İslam dünyasının Sünni kesiminde üç halife meydana gelmiştir. Şii-Fatımi halifeliği Selahattin Eyyubi tarafından ortadan kaldırılınca Sünni İslam dünyasında biri ispanyada biri Bağdat’ta iki İslam halifesi söz konusu olmuşsa da İlhanlılar Bağdat’ı ele geçirip Abbasî halifesini öldürünce bu kez Abbasî hanedanından Mısır’a kaçan kişiler tarafından Mısır’daki Memlüklülerin koruması altında Abbasî hilafeti devam edebilmiştir.

Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki bu hilafet sistemleri mevcutken Irak İran sahasında Şii mezhepli yanlıları tarafından oluşturulan bir imamet sistemi ortaya çıkmış, Sünni İslam dünyasının hilafeti kesilmelere uğramışsa da Şii imameti sürekli olmuş, devletler değişse de imamet sistemi kesintiye uğramamıştır.

Şunu da belirtmek gerekir ki Abbasîlerden sonra Osmanlı’ya geçtiği kabul edilen halifelik makamı bence farazi olmuştur. Çünkü İslam dünyasında her saha Osmanlı hilafetini kabul etmemiştir.

Hele hele çocuk padişahların akıl hastası olan padişahların halife olduklarını ifade etmek oldukça komik bir iddiadan öte bir şey olmasa gerektir. Ne var ki yine de bu komik iddiaya dayanan halifelik Osmanlı ülkesinde 500 sene kadar kendini göstermiş ve kabul ettirmiştir.

Osmanlı imparatorluğu tebaası Müslümanlar aslında halife durumunu taşımayan bu sekli halifeleri halife kabul etmeyi sürdürmüşler, İslam dünyasında kendilerinden başka kimsenin tanımadığı bu halifeleri İslam halifesi olarak kabul edip onların dini fetvalarını uygulamayı sürdürmüşlerdir. Ne var ki bu halifeler Mondros mütarekesinden sonra düşmanla iş birliğine yönelmiş Hristiyan işgalci devletlerin kuklası olmuş ve onların emirlerini uygulamaya, uygulatmaya gayret göstermişlerdir.

Aslında Osmanlı halifelerinin Hristiyanlarla iş birliği 1. Dünya savasında başlamış ve katıldığı bu savaşta Osmanlı halifeleri Hristiyan Almanların müttefiki olarak onların düşmanı olan Hristiyan devletlere karşı onlarla birlikte savaşa katılmak için Osmanlı Müslüman tebaasını kutsal cihada çağırmışlardır. Haliyle bu Osmanlı halifelerinin İslam dünyasında kabul görmediğinin bir ispatı olarak İslam dünyasından hiç bir kimse ve kitle halifenin çağrısı uyarınca savaşa dahil olmamışlardır.

Bu çağrıya sadece Osmanlı tebaası olan sahalardan askerlik görevi için bu görevi yerine getirmek amacıyla katılanlar dışında o zamanki Osmanlı sınırlarından dışarda kalan İslamlar katılmamış aksine Osmanlı sınırları dışında kalan İslam topraklarından Sudan’dan Hindistan’dan bazı Müslüman kitleler İngiliz ve Fransızların safında Osmanlıya karşı savaşmışlardır. Bu nedenle Osmanlı halifesi 1. Dünya harbinde tüm İslam toplumunu temsil etmediğini bir oranda ortaya koymuştur. Devam edecek…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.