SON DAKİKA
Hava Durumu

Geçmişte Kudüs Şehrine Hakim Olmuş Şahsiyetler Hakkında Hatırlatmalar

Yazının Giriş Tarihi: 09.02.2026 09:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.02.2026 09:01

Bu asılsız mesnetsiz anlatımların benzerleri Yavuz Sultan Selim hakkında ileri sürülürken onun evliyalığı zihniyeti uyandırılmaya çalışılırken babasının, kardeşlerinin ve yeğenlerinin yüzbinlerce Şii’nin katili olduğu neden unutulmaktadır. Daha önce de belirttiğim gibi Yavuz hükümdarlık hayatı sırasında hep İslam kanı dökmüştür. Özellikle Türk devletlerinin üzerine saldırmış, hükümdar olarak hiç bir Hristiyan devletle mücadelesi olmamıştır.

Yine Yavuz Sultan Selim’in bence tam manasıyla önem vermediği halde Cezayir’de bulunan Barbaros kardeşlerle ilgilenip onlara yardım etmesi Barbaros Hayrettin Reis’in Oruç Reis öldükten sonra yalnız başına Cezayir’e hükmetmesi sırasında onu Osmanlı hizmetine alıp ona sahip çıkması Yavuz Sultan Selim için kaybedilebilecek önemli icraatlardan biridir. Çünkü daha sonra Kanuni Sultan Süleyman zamanında tam manasıyla Osmanlı denizciliğinin en tepe noktası olacak Hayrettin Reis’le yani Barbaros’la Osmanlı Akdeniz’e hakim olacak, bugün dahi önem arz eden mavi vatanın temelini o atmış sayılabilecektir.

Son olarak Yavuz Sultan Selim hakkında Osmanlı tahtında baba katili olarak bilinecek sayılı sultanlardan biri olan belki de tek örneği olan Yavuz Sultan Selim’in zehirlettiği babasının bunu anlayıp kendisine “oğul ciğerlerimi yaktın, dilerim ciğerlerini göresin” intizarı uyarınca öldüğü söylentisi şirpençe denilen çıban hastalığı sebebiyle ölürken rivayete göre ayna ile sırtına baktığında derine inmiş yarasının ortaya koyduğu görüntüye baktığında ciğerlerini görmüştür.

Yavuz Sultan Selim sonrasında yıllar geçip Osmanlının yıkılma devrine geldiğimizde Filistin Kudüs bölgesiyle yakından ilgilenmiş, oranın hakimiyetine önem vermiş ve aynı zamanda halifelik makamını ön plana çıkarmaya, bu sayede İslam dünyasına hakim olmaya önem vermiş bir şahsiyet olarak 2. Abdülhamit’ten bahsetmemiz gerekir düşüncesindeyim. Gerçi bu padişah Kudüs’e her hangi bir askeri harekat yapmamış, yaptırmamıştır.

Zaten bu padişahın zamanında Osmanlı imparatorluğu büyük topraklar kaybetmiştir. Balkanlarda Bosna Hersek dahil neredeyse bugünkü Trakya topraklarına kadar olan araziyi Kuzey Afrika topraklarını bu padişah zamanında kaybeden Osmanlı devleti 2. Abdülhamit döneminde adeta topraklarının yarısına yakınını kaybetmiştir.

Bu toprak kaybı üzerine silahlı icraat yapmaktan uzak kalan Abdülhamit elinde kalan toprakları kontrolünde tutabilmek için bir takım siyaset denemelerinde bulunmuş, bir yandan Türkçülüğe yani Pantürkizm siyasetine yönelirken taşıdığı halife sanı nedeniyle bel bağladığı İslam birliği, İslamcılık denilen Panislamizm siyasetine de icraatlarında yer vermeye çalışmıştır.

Ne var ki 2. Abdülhamit 33 sene iş başında kalmasına karşılık 1. Meşrutiyeti getiren isyanla, bu isyanın sonucunda tahta otururken 2. Meşrutiyet isyanıyla yöneticileri arasında Mustafa Kemal’in de bulunduğu harekat ordusu eliyle tahtan uzaklaştırılmış, uzun bir süre sürgün ve hapis hayatı yaşadıktan sonra hayata veda etmiştir.

Abdülhamit denilen bu şahsiyet zamanında Anadolu topraklarında doğuda şark meselesi denilen mesele ortaya çıkmış, doğuda Anadolu’yu tehdit eden ermeni sorunu Osmanlı devletinde pek çok karışıklıklar patırtılar çıkmasını getirmiştir. Ermenilere karşı mücadele edebilmek için doğuda kullanmak üzere Kürtlere ağırlık vermiş onlar vasıtasıyla Ermenileri etkisizleştirmeye yöneldiğinde Anadolu sahasında toprak ve kendi yönetimlerini kurmak çabasına düşen Kürt toplumunu kurduğu silahlı güç Hamidiye alaylarıyla silahlanma imkanına kavuşturmuştur.

Eğer bugün ayrılıkçı Kürtler Anadolu topraklarında sorun yaratıyor, sorunlara benden oluyorsa onların silahlanmasında, kuvvetlenmesinde kurduğu Hamidiye alaylarıyla 2. Abdülhamit’in etkisi bence tartışmasız mevcuttur.

Asya topraklarında halifelik makamını ön plana çıkarmak için yaptığı İslam misyonerliği sayesinde etkili olmaya yönelmiş Abdülhamit halifelik makamının da ön plana çıkarması nedeniyle de bugün yaşanmakta olan toplumumuzda bazı kesimlerin hilafet makamını geri getirme çabasının, isteklerinin altında 2. Abdülhamit’in hilafet makamına önem kazandırması da yatmaktadır demek mümkündür.

Şunu da belirtmek isterim ki bugün toplumumuzda bazı kesimlerin Abdülhamit’in kendisinden toprak isteyen Yahudi milliyetçilerine Filistin’i ve Kudüs’ü kapatmak için, onları etkisizleştirmek için Filistin sahasını çıkardığı bir yönetmelikle kendi tapusuna geçirmesini, özel mülkü yapmasını onun Yahudilere karşı İslam dünyasının kutsal kabul ettiği bu sahayı korumak çabasını görmekte ve bu faaliyeti nedeniyle onu övebilmektedirler.

Devam edecek…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.