Geride bıraktığınız nesiller hatırlamasa da hala bu başarının değerini bilen ve hatırlayanların olduğunu onların topluma bu önem ve değeri belirtmeye çalıştıklarını hatırlatmak isterim. Mağrur İngiltere’ye tükürdüğünü yalatıp ters adım attıran 1920’lerin Bandırmalısına şükran ve minnetler sunuyor, günümüz Bandırmalısının onları hatırlayıp onlara layık olmalarını diliyorum.
Bu dileğimiz umarım gerçekleşir ama Bandırmalının, Bandırmalı yerel yöneticilerin ve merkezi yöneticilerin Bandırma halkının yıllar önce gerçekleştirmiş olduğu bu başarısına ilgisiz kalmasına, yeni nesillerin bu başarıyı tanımasına vesile olabilecek kurtuluş gününü hatırlatacak kutlama günleri gerçekleştirmeye yer vermemesine şaşmamak elde değildir. Gerçi Bandırmalının ve Bandırmalı yöneticilerin kayıtsızlığı sadece bu İngiliz işgalinden kurtuluş gününü değerlendirmemesinden ibarette değildir.
Bandırmada şehitler mezarlığında yatan Çanakkale şehitlerinin aynı mezarlıkta gömülmüş bulunan Trak Şehitlerinin kabirlerine değer verilmeyişin de onlara anıt yapmama konusunda da görülebilmektedir. Kurtuluş harbi şehitlerine yapılan Cumhuriyet Meydanı’ndaki Şehitler Anıtı da Ayyıldız Tepe’deki Kurtuluş Anıtı da Bandırma halkının önderliği ile yapılmış anıtlar değildir. Kısacası Bandırmalı topraklarında gerçekleşmiş tarihi olaylara bu olayları yaratan ve yaşayan şehit ve gazilere de gereken önem ve değeri vermekte değerlendirmekte de kayıtsızlık göstermektedir diyebilmemiz pekala mümkündür.
Şunu da vurgulamak isterim ki bireysel kahramanlıklar dışında Bandırma halkının kurtuluş harbi yıllarında işgalcilere karşı gösterdiği tek direniş ve başarı 11 Şubattaki İngiliz işgalinden Bandırmanın kurtarılışıdır. Yine şunu da belirtmek isterim ki şehrimizin Yunan işgalinden kurtarılışı sırasında şehir düşmüş Bandırma çevresinden ve Bandırmadan 17 Eylül gününde faaliyet göstermiş ve şehit düşmüş tek bir fert mevcut değildir. 17 Eylül kurtuluşu da resmi ordunun eseridir.
Bu arada Bandırmamızın kurtarılışı yolunda ve 17 Eylül’deki kurtuluşu sırasında atılmış tek bir kurşunu bulunmayan bazı bireylerin Bandırmada heykeli dikilirken Bandırmamızın kurtuluş harbi sırasında Bandırma halkının öz çalışmasıyla kendi faaliyetiyle İngiliz devletinin askerine karşı zafer kazanıp şehrinin kurtuluşunu sağladığı tarih olan 11 Şubat kurtuluş gününün hatırlanıp bir protokol dahilinde kutlanmayışını anlayamamakta, bu duyarsızlığı şaşkınlıkla değerlendirmekteyim.
Şunu vurgulamak gerekir ki İngilizlerle ve İngiliz devletiyle tarihimizin hiçbir devresinde halk olarak, millet olarak yakınlaşmamız, onlarla birlikte hareket etmemiz gerçekleşmemiş, söz konusu dahi olmamıştır. Ancak kurtuluş harbinin hazırlık devresinde iş başındaki halife ve padişah olan Abdülhamit’in ve onun eniştesi olup söz konusu devrede sadrazamlık yapmış olan Damat Ferit Paşa’nın İngilizlerle dostluğu herkesçe bilinmektedir. Hatta bu iki şahıs ve onları örnek alan İstanbul hükümeti görevlilerinden pek çok kişinin kurduğu İngiliz muhipler cemiyeti sayesinde elde kalan Osmanlı mülkünün yani Anadolu’nun İngilizlerin himayesinde bir devlet haline getirilmesi isteği hatırlanmalıdır.
Aynı İngilizlerin doğu Anadolu’da Ermenistan ve Kürdistan oluşturma istekleri ve batı Anadolu’yu Marmara bölgesini Yunanlılara verilmesini istedikleri düşünülürse bir yandan Ermeni Hınçak ve Taşnak Cemiyetleri üyelerinin bir yandan Kürt Teali Cemiyetlerinin diğer yandan Rum Pontus Cemiyetinin Mavri Mira Cemiyetinin bir yandan da İslam Teali Cemiyeti gibi hilafetçilerin kurtuluş harbinin başlangıç döneminde İngilizlerle ortak hareket ettiği unutulmamalıdır. Hatta Osmanlı saltanat hükümetinin onların isteklerini yerine getirmek için hilafet ordusu diye bir ordu kurup Kuva-yı Milliyecilerle mücadele etmeye başladığını hatırlamamız gerekir.
Bütün bunlar yetmezmiş gibi bizim bölgemizde gerçekleşen bandırmanın da bu isyan b ölgeesinde kaldığı Anzavur Ahmet isyanının Konya’da Delibaş Mehmet isyanının Düzce-Bolu Hendek isyanlarının hatta daha sonraki dönemlerde Kuva-yı Milliye’den ayrılarak ona cephe alan Çerkez Ethem isyanının hep İngilizlerle iş birliği içinde gerçekleştirilmiş faaliyetler olduğunu hatırladığımızda bugün bandırmanın 11 Şubat tarihli İngiliz işgalinden kurtarılışını değerlendirmesini, kutlamasını acaba sözüne ettiğim derneklerin, sözüne ettiğim isyancıların bugünkü uzantıları, nesilleri tarafından gerçekleştirilen hareketlerle söz konusu ediliyor, Bandırmanın tarihinin en şanlı günü olan 11 Şubatı bu sözüne ettiğim kitleler mi engelliyor diye düşünmemek elde değildir. Ancak günümüzün gerek yerel yöneticileri gerek ulusal hükümetimizin temsilcileri bence bugünü kutlanacak günler arasına alıp bandırma ve Bandırmalıların kutlamasını sağlamaları gerekir düşüncesindeyim.
Yukarıda sözüne ettiğim kurtuluş harbine karşı olan Mavri Mira Rum Pontus, Şark-ı Karib Çerkezleri, İslam Teali Cemiyeti, Kürt Teali Cemiyeti, Ermeni Hınçak ve Taşnak Cemiyetleri gibi cemiyetlerin bugünkü kalıntılarına önem vermeden onların siyasetteki etkinliklerini önemsemeyerek mutlaka 11 Şubat bandırmanın İngiliz işgalinden kurtuluş gününün bir yerel bayram olarak ilan edip kutlamamız bence mutlak gereklidir.
Bandırma ve Bandırmalının söz konusu kurtuluş gününü kutlaması kendileri için bir milli görev, tarihe bir vefa borcudur. Bandırmalıya önder olmak da bugünkü yerel ve ulusal yöneticilerimizin de bu göreve öncü olup bu şerefe katılmaları gereklidir düşüncesindeyim. Yıllardır bugünün dikkate alınıp kutlanılması konusunda yazılar yazmama rağmen sanırım ki yakarıda söz konusu ettiğim kitlelerin etkisiyle tesir uyandıramamış, 11 Şubat tarihi hiçbir kutlamaya esas alınamamıştır.
Umarım gelecekte bu uyarı ve dileklerim kale alınabilsin. Bandırmalı unutmuş olsa da tarihin hiçbir zaman unutmadığı bandırmalı inkar etse de tarih hiçbir zaman inkar etmeyeceği ve edemeyeceği bu başarıyı sağlayan insanlar tarihte yerlerini almaya devam edeceklerdir. 11 Şubat İngiliz işgalinden bandırmanın kurtarılışı, bu başarıyı kabul edip bu başarıya gelecekte de sahip çıkacak Bandırmalılara kutlu olsun.