Biz Türkler haliyle Bandırmalımız geçmişine karşı duyarlılığı az bir insan kitlesidir dersek kanaatimce yanlış söylemiş olmayız. Özellikle bu duyarsızlığımız başta yerel olmak üzere ulusal olaylar ve kahramanlıklar konusunda daha barizdir. Ancak hemen belirtmek isterim ki vatandaşımızın Osmanlıcı, saltanatçı, hilafetçi, tarikatçı ve cemaatçi kesimi kendi fikirlerine uygun icraatlar yapan kişileri hiçbir zaman unutmazlar.
Nitekim bunun son örneğini 4 Şubat’ta Çorum’da 1927 yılında cumhuriyete karşı olması eski yönetim yanlısı olması nedeniyle yaptığı konuşmalar ve girişimler nedeniyle idam edilen İskilipli Atıf Hocayı ölümünün yıldönümünde mezarı başında anan vatandaşlarımız göstermiştir. Oysa kurtuluş harbi sırasında faydalı hizmetler yapan hatta şehit olan vatandaşlarımızın anılması, hatıralarının yad edilmesi konusunda nedense vatandaşlarımız daha az duyarlıdır.
Yukarıda sözünü ettiğim kesim yani Osmanlıcılar, hilafetçiler, saltanatçılar, şeriatçılar, tarikatçılar ve cemaatçiler kendi adamları için daha vefakardırlar. Üstelik bu kesim kendi adamlarını anmak hatırlamak konusunda gösterdiği vefakarlığın yanında kendilerini engelleyen kendi hedeflerinin aksine işler başaran şahsiyetleri unutturmak konusunda da ellerinden geleni yapmayı ihmal etmezler.
Nitekim bu nedenle kurtuluş savaşını kazanıp ülkemizi cumhuriyet idaresine kavuşturan başta Mustafa Kemal olmak üzere kurtuluş savaşının önde gelen liderlerini onlarla birlikte çalışan geçmişte kalmış ulusal ve yerel bütün kahramanlarımızı unutturmak için ellerinden geleni yapmayı ihmal etmezler. Bu amaçla yerel, ulusal kurtuluş günlerini bu konudaki yerel kahramanları anmaktan, andırmaktan uzak durur, içinde bulundukları kamuoyunu da uzaklaştırmaya yönelirler.
Şunu belirtmek isterim ki Bandırmamız kurtuluş harbi başlarında Osmanlı devletine daha doğrusu saltanat ve hilafete bağlı veya taraftar kişiler, yine Kuva-yi Milliyeci gözüküp daha sonra Kuva-yi Milliye’ye karşı cephe alan bir takım kişiler tarafından işgal edilmiş ve bu işgallerden kurtulmayı başarmış bir yerleşim yeridir.
Sözüne ettiğim tür işgallerden bandırmayı yerel kuvvetler değil aksine Balıkesir üzerinden gelen Kuva-yi Milliyeci kuvvetler kurtarmıştır. Sözüne ettiğim bu tür işgallerin ilkini gerçekleştiren Anzavur Ahmet çevresinde 1. Anzavur isyanının müsebbipleri gerçekleştirmiştir. Anzavur işgalinden bandırmanın kurtuluşunu Balıkesir üzerinden gelen kuvvetlerle birlikle gerçekleştiren Kuva-yi Seyyare’si Anzavur işgalinden kurtulmanın gerçekleştirilmesinden bir süre sonra düzenli ordunun kurulmasına karşı isyan ettiğinde bu kez Bandırma bölgesinde Çerkes Ethem işgalinden bir oranda söz edilebilir düşüncesindeyim.
Bu kez yine Balıkesir üzerinden gelen düzenli ordu kuvvetlerinin harekete geçmesi üzerine bölge Çerkez Ethem Kuva-yi Seyyare’si tarafından boşaltılmıştır. Ancak bugün yazmakta olduğumuz İngiliz işgali bu iki işgalin başarısızlığından sonra görülebilmiştir. Bu sözüne ettiğim işgal ve bu işgalden kurtarılma yani bandırmanın İngiliz işgalinden kurtuluşu nedense bugün unutulmuş gözükmektedir. Kanaatimce benzeri bir olay Bandırmamız için de söz konusudur. Bandırmanın önemli bir kurtuluş günü, gerçekleştiği andan bugüne hiç kutlanılmamıştır.
Bandırmamız geçmişinde yaşanmış önemli tarihi olayları unutan belki de unutturulan bir yerleşim yeridir dememiz pekte yanlış olmayacaktır düşüncesindeyim. Nitekim Bandırmamız kurtuluş harbi öncesinde uğradığı işgallerin bir kısmını unutup sadece Yunan işgalinden kurtuluşunu değerlendiren bir yerleşim yeri durumundadır. Oysa daha önce belirttiğimiz gibi Bandırmamızın Yunan işgalinden önce yaşadığı iki işgal daha vardır.
Bu işgalleri detaylı dile getirmemiz gerekirse; Birincisi Anzavur Ahmet ve onun şürekâsının işgali, ikincisi de 11 gün süren bir İngiliz İşgalidir. Ama nedense birileri bu iki işgalden bahsedilmesinden hoşlanmıyor olsalar gerektir ki bu iki işgalden bahsedilmez. Bu yazımızda bu unutturulan veya unutulan 1 Şubat 1920 tarihli İngiliz işgalinden ve 11 Şubat İngiliz işgalinden Bandırmanın kurtarılışından söz etmek durumundayız. Bandırma kurtuluş harbi açısından önemli olaylara sahne olmuş bir yerleşim yeri değildir. Hatta diye biliriz ki Bandırmamız kurtuluş harbinde öncülüğü ile değil sonunculuğu ile tanınan bir yerdir.
Hatırlanırsa kurtuluş harbi açısından öncülük genellikle İzmir’e mal edilmektedir. Çünkü Yunanlıların ilk işgaline uğramış bir yerleşim yeri olmasına karşılık İzmir aynı zamanda kurtuluş harbimizin fiili olarak başladığı ilk yerleşim yeridir.
Bunu izah etmeye kalktığımızda 2 tür silahlı direnişle izah etmemiz mümkündür. Bunlardan 1.’si 15 Mayıs 1919’da Yunanlılar İzmir’e asker çıkardığında İzmir’de bulunan gazeteci Hasan Tahsin Recep veya bir başka adla Osman Nevrez tek başına Yunanlılara karşı silah kullanmış ve onlar tarafından şehit edilmiştir. Onun bu icraatı kurtuluş harbinin ilk silahlı direnişi kabul edilmiştir. Hatta bu nedenle onun adına onun direnişi gerçekleştirip şehit olduğu yerde ilk kurşun anıtı diye bir anıt yapılmıştır. Devam edecek…