Türk milleti olarak farklı milletler tarafından savaşçı, kavgacı bir millet olarak tanımlandırılırız. Aslında bu kanaat yanlış değerlendirilmemizden gelmektedir. Millet olarak tarih sayfalarında doğuş yerimiz Orta Asya olarak belirlenmektedir.
Bu belirlenmeye karşılık tarih boyunca değişen coğrafi şartların zorlamasıyla bir başka sebep olarak vurgulayabileceğimiz hakimiyet sahalarımızı değiştirmek isteğimize nedeniyle sürekli olarak Asya kıtasından batıya doğru Avrupa kıtasına, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Ortadoğu sahalarına göç etme durumuna düşmüş ve yeni yaşam sahaları elde etmek için sürekli göç halinde olmuşuzdur.
Bu faaliyetler neticesinden Avrupa kıtasına ön saya üzerinden Afrika kıtasına ilerleyen Türk grupları bir yandan da doğu ve güney sahalarına göçler gerçekleştirmiş, Okyanusya kıtasına doğru hatta bazı anlatımlara göre Bering boğazı üzerinden Alaska üzerinden kuzey hatta güney Amerika’ya göç eden kitlelerin olduğu ifadeleri mevcuttur.
İşte bu göçler nedeniyle gittiğimiz yerlerde bizden önce mevcut insan kitleleriyle çatışmalar olmuş, bu yüzden saldırgan millet olarak belirlenmiş bir duruma düşmüşüzdür. Ancak Orta Asya üzerinden gelen göçler süreklilik arz ettiğinden sonra gelenler önce gelmiş olan kitlelerle ters düşmüş, ilk gelenlerin savunma son gelenlerin hakim olma isteğiyle pek çok çatışma söz konusu olmuştur.
Bu yüzdendir ki Turani yani Türk kitleleri Asya’dan Afrika’ya Asya’dan Avrupa’ya pek çok devlet kurmuş, kurulan bu devletler yıkılmış yerine yeni devletler kurulmuştur. Bu tarihi safhalar nedeniyle yerleşik nizama sahip olan Çin, Hindistan, İran, Anadolu, Orta Doğu, Kuzey Afrika sahaları biz Türk ırkını pek sevememiştir ve bu durum yerleşik nizam, yerleşik kültür sahibi devletlerin bizi istilacı, katliamcı hatta soykırımcı olarak görmüşler ve bu şekilde tanımlamışlardır.
Bunun sonucu olarak Rumlar, Ermeniler gibi bazı ırklar bizi soykırımcı olarak belirtmişlerdir ki bunların en tanınmışı Ermeniler hatta aslında bir Türk alt kültür grubu olmasına karşılık Türkler biz Türkleri soykırımcı olarak kabul etmiş ve bunu dünya üzerindeki tüm devletlere uygarlıklara kabul ettirmeye yönelmişlerdir.
Oysa yeryüzünde en çok katliama, soykırıma biz Türk ırkı uğramışızdır. Asya sahasında Çinlilerin, Moğolların, Hintlilerin Avrupa sahasında ise Rusya, Orta Avrupa ve Balkanlardaki Hristiyan devletlerin orta doğuda ise Müslüman Arapların katliamına, soykırımına uğramış ne var ki Türk milleti olarak hiçbir zaman bu katliam ve soykırımlardan şikâyetçi olup uluslararası sahada belirtmeler, belirlemeler yapmaktan kaçınmışızdır.
Türk ırkının en külliyetli miktarda kayıp verdiği en büyük Türk soykırımı balkan harpleri dediğimiz 1912 de başlayıp aralıklı olarak gerçekleşen 1. ve 2. Balkan harplerinde yaşamışızdır. Yükselme devrinden balkanlara Anadolu’dan göç ettirilip yerleştirdiğimiz İslam Türk kitleleri 1300’lü yıllardan 1900’lü yıllara kadar Osmanlının hakimiyetinde olan sahalarda rahat ve huzur içinde yaşamıştır.
Bu yaşam sırasında Osmanlı Devleti savaşlar ve isyanlar dışında Avrupa’nın yerleşik halklarına hiçbir baskı hiçbir katliam uygulamamıştır bu sayededir ki ilk çağlardan başlayarak Avrupa’ya gelmiş olan Türk kökenli grupların yine ilk çağlardan Avrupa’ya göç etmiş özellikle balkanlara yerleşmiş Türk kökenli kitlelerin bazıları İslamiyet’i kabul edip Türklerle özdeşleşmiştir.
Bunun sonucu olarak Boşnaklar, Pomaklar, Bosnalılar hatta Arnavutlar Müslümanlarmış, Makedonlardan bir kısım İslamiyet’i kabul etmişlerdir. Ne var ki bu durum devam etmemiş, güçlenen Rus çarlığı, Avustralya imparatorluğu, İngiltere ve Fransa, İspanya ve Portekiz hatta İtalya gibi devletler Osmanlının zayıflamasından gerileme devrine girmesinden istifade ederek sürekli ya kendileri yahut ta Osmanlı tebaasından olan Hristiyan kitleleri kışkırtmışlar Osmanlıyla savaşmışlardır. Osmanlıyı Avrupa’dan atma Anadolu’ya doğru geriletme savaşının Osmanlıya insan kaybettiren en son ve en güçlü saldırıları balkan savaşları dediğimiz savaşlarda gerçekleşmiştir. Bu savaşlar 1912 yılında başlamış ve ilk şehitlerini 1. Balkan harbinin mart ayında vermek durumunda kalmışızdır. Devam edecek…