Ancak zaman ilerleyip Sovyetler Birliği ortadan kalkınca dünya Hristiyan liderliğini tek başına ele geçiren Amerika Birleşik Devletleri işte o zaman kökenini geçmişten alan İslam düşmanlığını ve İslamlara karşı bu düşmanlığın gereği uygulamak istediği planlarını ortaya koymaya başlamıştır. Nitekim bu dönemde İslam dünyasını birbirine düşürüp bölünmeye ve küçük parçalar halinde kendisine bağlamaya yahut kendisinin menfaat bölgesi haline getirmeye yönelik planlarını uygulamaya koyduğunu görmekteyiz. Bugün ABD’nin orta doğuda uygulamak istediği büyük orta doğu projesi ABD’nin yürütmek istediği bir nevi Hristiyan İslam mücadelesinden başka bir şey değildir.
Ne var ki bu mücadelede artık direk Hristiyan askeri yerine İslam’a karşı yine İslam askeri kullanılması hedeflenilmekte ve amaçlanılmaktadır. Bunun için İslam’da İslam toplumlarında daha önceden ortam hazırlanmıştır. İslam toplumlarında girişilen misyonerlik faaliyetleri dinler arası diyalog ve medeniyetler ittifakı gibi çalışmalarla İslam ülkelerindeki Hristiyan düşmanlığı yavaş yavaş ortadan kaldırılmıştır. İslam ülkelerindeki Hristiyan düşmanlığının yerine İslam ülkelerinde mezhep düşmanlıkları, etnik grup düşmanlıkları teşvik edilmiş ve pompalanmıştır.
Zaten Hz. Ömer devrinden başlayıp Emeviler devrinde en doruk noktasına ulaşan Alevi-Sünni, Sünni-Şii düşmanlığı bu son dönemde İslam ülkeleri içerisinde tekrar kaşınmaya kışkırtılmaya başlanmış eskiden yeryüzünde görülen din savaşlarının yerine İslam dünyası içerisinde mezhep savaşları yaratılmaya çalışılmaktadır.
Bu hedefte ne oranda başarıya ulaşılır bunu zaman gösterecektir. Ancak bunun başarıya ulaşmasının tipik örneği bugün Irak’ta bir Sünni ve Şii bölgesinin oluşması ve Suriye’de de yaşanan iç savaşı ve çatışmaları bir Sünni-Şii çatışması şeklinde ifade edilebilmesi mümkündür. Bence Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa birliği İslam devletlerini asker kullanmadan kendilerinin silahlı kuvvetlerini kullanmadan dize getirmek için kendilerine bağlamak veya onları menfaat bölgesi haline getirmek için kullanmaya yöneldikleri yeni yöntem budur. Yani Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa devletleri el birliği ile Ortadoğu ve Afrika’daki Asya’daki İslam devletleri içerisindeki farklı mezhepleri farklı etnik grupları birbirine düşürerek iç çatışmalar ve iç savaşlar çıkarmayı kendileri için yeni bir yöntem olarak seçmişlerdir.
Bu yöntemle eskiden gerçekleştirilen Hristiyan İslam çatışmalarının benzeri bir hava yaratılarak İslam dünyası veya devleti içten parçalanmak istenmektedir. Böyle yapıldığında Hristiyan taraf hem kendi can kaybına uğramayacak hem amacına ulaşmış olacaktır. Üstelik dünya kamuoyunda saldırgan olarak kınanmaktan değerlendirilmekten de kurtulacaktır.
Bu nedenle İslam toplumlarına Türk, Arap, zenci, Acem her millete önemle belirtmek isterim ki Amerika Birleşik Devletleri’nin ve batı Hristiyan dünyasının bu yeni yöntemine alet olmaktan uzak kalmalıdırlar. Onun büyük orta doğu projesi başta olmak üzere benzer projelerinin gerçekleşmemesi için aralarında İslam dinine mensup farklı mezheplerden olmak dolayısıyla çatışmalardan, çatışma yaratmaktan uzak durmalıdırlar. Bilhassa ülkemiz insanı gelecekte bizde de denenmesi büyük olasılık olan bu yönteme karşı şimdiden tedbir almalı Şii’siyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle hepimizin İslam olduğunun bilincine varması Hristiyan dünyasının teşvikiyle birbirine düşmemeye gayret etmesi şarttır.
Umarım Irak’ta görülen, Suriye’de uygulamaya çalışılan bu yeni metoda ülkemizde gelecekte uygulama imkânı verilmez, verilmemesi için gerekenler yapılır. Yoksa gelecekte bir Suriye olmak bir Irak olmak bizim içinde kaçınılmazdır.
Şunu da vurgulamak isterim ki Avrupa Hristiyan dünyası İslam devletlerini bölüp parçalamak amacıyla sadece Sünni-Şii çatışmasını oluşturmak, yaratmak durumuyla kalmamakta Sünnilerin ve Şiilerin kendi içlerinde tarikatlara ve cemaatlere bölünmesini sağlamak amacıyla da ellerinden geleni yapmakta başta ülkemiz olmak üzere İslam devletleri bünyesindeki halkı oluşturmasını teşvik ettikleri yeni tarikatlar ve cemaatlerle daha da parçalamakta onları birbirine düşman hale getirerek gelecekte bu kitleler arasında yaratılacak çatışmaları ve savaşları kullanarak bu devletlerin üzerindeki emellerini daha rahatça sağlayabilecek imkanlara kavuşma yolunda çalışmalar göstermektedirler düşüncesindeyim. Yukarıda da belirttiğim gibi böl parçala yönet taktiğini uygulamak için en iyi yol bu görülmektedir.
Bu nedenledir ki eskiden milliyetçilikle parçaladıkları kitleleri bütünlüklerinden uzaklaştırmak için şimdide mezhepleri ve tarikatları kullanmayı tercih eden Avrupalılar bir yandan da alt kültür gruplarını birbirine düşürmeyi milletleri parçalamak için taktik olarak uygulamaya koymaktadırlar. Nitekim sadece Türk milletini değil Arap milletini de hatta Türk milletinin bir alt kültür grubu olduğunu düşündüğüm Kürt grupları da aynı yolla birbirine düşürmeye yöneldiklerin söylemenin de hata olmayacağı kanaatindeyim.
Bu arada Avrupa Hristiyan dünyası ve Amerika İslamiyet’e karşı kullandıkları bu taktiğin yanında İsrail vasıtasıyla Musevi Hristiyan çatışmasını da arttırmakta desteklemekte mahsur görmemektedirler. Nitekim bugün yaşanan Filistin, Gazze olayları da Hristiyan dünyasının İslam toplumuna karşı savaşlarda İsrail vasıtasıyla devam ettirilmesinden başka bir şey değildir. Hatta ülkemizde yaşanmakta olan PKK sorunu da yahut ayrılıkçı Kürt sorunu da Hristiyan dünyasının İslam dünyasına Türk İslam dünyasına karşı yürüttüğü bir din savaşından başka bir şey değildir düşüncesindeyim. Umarım İslamlar olarak Türkler olarak hatta Kürtler olarak bu durumun farkına varabilir, gerçekleştirilen bu oyuna alet olmaktan vazgeçeriz.