SON DAKİKA
Hava Durumu

30 Ağustos Zaferini Hazırlayan Sakarya Müdafaa Harbi ve Önemi

Yazının Giriş Tarihi: 02.09.2024 08:11
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.09.2024 08:16

1.Dünya harbinde yenilen Osmanlı devletinin imzaladığı Mondros mütarekesi neticesinde işgale uğrayan Türk yurdu haline getirilmiş Anadolu’muz adeta Avrupalı galip devletler tarafından paylaşılmıştır. Sultan Vahdettin ve İstanbul hükümeti imzaladığı Mondros mütarekesinin 7. Maddesi uyarınca Türk yurdunun yer yer işgaline ses çıkarmıyor. Hatta bu işgalleri kolaylaştırmak için Osmanlı halkını direnmekten caydırmaya uğraşıyordu. İtalyanlar Konya ve Antalya bölgesine, Fransızlar Adana ve Güneydoğu Anadolu bölgesine ayak basarken, bu bölgelere yerleşirken, galip devletlerin onayını alan Yunanistan da İzmir bölgesine ve Trakya’ya giriyordu.

Bütün bunlar olurken Anadolu’da yer yer Kuvayı Milliye teşkilatları, müdafaayı hukuk dernekleri oluşturan Türk halkı vatanın uğradığı bu işgallere karşı direniş için organize olamaya çalışıyordu. Onlar gibi düşünen vatanın müdafaası için Anadolu’ya çıkmanın Anadolu halkının direnişinin organize edilerek vatanın kurtuluşunun sağlanacağını düşünen Mustafa Kemal zamanın olaylarının getirdiği fırsatlardan yararlanarak Bandırma Vapuruyla Samsun’a çıkmış, oradan Erzurum ve Sivas illerine geçerek organize ettiği Erzurum ve Sivas kongreleri neticesinde oluşturduğu Anadolu müdafaayı hukuk derneğinin sağladığı imkanlarla Anadolu direnişinin başına geçmiştir.

Daha sonra Ankara’ya gelip orayı merkez edinen yine kurtuluş harbi öncesi olaylarının sağladığı fırsatlardan istifade ederek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni oluşturmuş teşkil ettiği düzenli ordu vasıtasıyla işgalcilere karşı direnişe başlamıştır. Bir yandan işgalcilerle mücadele eden Mustafa Kemal başkanlığındaki Kuvayı Milliye ve düzenli ordu, bir yandan da Sultan Vahdettin ve İstanbul hükümetinin kendisine karşı ayaklandırdığı halkın çıkardığı bölgesel isyanlarla mücadele etmiştir. Bu da yetmezmiş gibi halkın hilafet ordusu dediği resmi adı Kuvayi inzibatiye denilen oluşturduğu askeri kuvvetlerle, bütün imkansızlıklara rağmen İstanbul hükümetinin ve sultanın halife sıfatını kullanarak çıkardığı isyanlarla başa çıkan Mustafa Kemal ve arkadaşlarının oluşturup yönettiği düzenli ordu Yunanlılara karşı 1. İnönü ve 2. İnönü gibi Kütahya-Eskişehir muharebeleri gibi savaşları vermiştir. Bu savaşlarda başarı kazanan Türk ordusunun direnişini kırmak başarılarını yok etmek için Avrupalı galip devletlerden aldığı yardımlarla oluşturduğu büyük bir orduyla karşı saldırıya geçmiştir. Bu saldırının amacı Ankara’yı ele geçirip Türk direnişini yok etmek olduğundan bu saldırıya karşı Türk ordusunun yönetimi Mustafa Kemal’e verilmiştir. Tarihimizde Sakarya Muharebesi veyahut Sakarya Meydan Muharebesi adıyla anılan 23 Ağustos 1921 tarihli bu savaş bazı tarihçiler tarafından Sakarya savaşı yerine haymana savaşı adıyla da anılmaktadır. Çünkü bu savaşın en çetin safhaları en çetin mücadeleleri haymana civarında gerçekleşmiştir.

Sakarya Meydan Muharebesi Türk ordusunun vatan müdafaası yolunda meydan muharebesi şeklinde gerçekleşmiş bir müdafaa savaşıdır. Saldıran Yunan kuvvetlerini tuttukları bir cephe hattı şeklinde müdafaa etmenin zorluğunu gören Mustafa Kemal dünya harp tarihinde daha önce hiç görülmemiş ve uygulanmamış bir müdafaa sistemi gerçekleştirmeye karar vermiştir. Emrindeki Türk ordusu birliklerine topyekûn hat tutarak yapılacak bir müdafaa şekli yerine düşman karşısında tutunamayacak hale gelen her birliğin geri çekilip tutunabildiği yerde yeniden direnişi sürdürmesi şeklinde gerçekleşecek bir taktik ortaya koymuştur.

Türk ordusu birliklerine verdiği “hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır bu satıh tüm vatandır.” Şeklinde verdiği emri uygulayan Türk ordusu karşısında Ankara’ya yaklaşmış olan Yunan ordusu bu müdafaa karşısında başarıya ulaşamamış, bozulmuş ve geri çekilmeye mecbur kalmıştır. 22 gün 22 gece süren bu amansız boğuşma ve müdafaa Türk ordusuna çok can kaybettirmiştir. Özellikle kurtuluş harbinde en çok zayiat verilen subay kaybedilen bir harp olmuştur. Şunu vurgulamak isterim ki bu savaşı kaybeden Yunan kuvvetleri geri çekilerek ellerindeki işgal ettiği toprakları korumak için Avrupalılardan aldığı destekle muazzam bir müdafaa hattı oluşturmaya yönelmişlerdir. Bu Sakarya Savaşı dediğimiz Türk müdafaası Türk ordusuna ve Mustafa Kemal’e artık saldırma gücünün kendi ellerine geçmesini getirmiştir. Bu yüzdendir ki bu müdafaa savaşı daha sonra gerçekleşecek olan büyük taarruz harekatının, Dumlupınar Zaferinin, İzmir’in kurtuluşunun müjdecisi olan bir zafer bir müdafaadır.

Bu özelliği nedeniyle çekinmeden Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri kazanılan Sakarya Meydan Savaşı denilen bu müdafaa savaşıyla atılmıştır diyebiliriz düşüncesindeyim. Tamamen gönüllü sitemiyle oluşmuş Türk silahlı kuvvetlerinin Mustafa Kemal yönetiminde kazandığı bu zafer Türk milletine bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmayı getirmiştir. Bundan 103 yıl önce kazanılan Sakarya Zaferi Türk ordusu başta olmak üzere Türk milletine kutlu olsun. Bu zaferi ve kurtuluş savaşını gerçekleştirme uğruna hayatını kaybetmiş bütün Türk şehitlerini ve Sakarya Savaşı’nın ve Kurtuluş Savaşı’nın başta Mustafa Kemal olmak üzere bugün toprak olmuş gazilerini şükran ve minnetle anıyor Tanrı’dan rahmet diliyor, huzurlarında saygıyla eğiliyorum.

Sonuç olarak şu gerçekleri bir kez daha vurgulamak isterim ki Sakarya zaferi denilen müdafaa sisteminin sonucu kazanılan zafer gerçekleştirilemeseydi Dumlupınar meydan muharebesi bir başka adıyla 30 Ağustos zaferi kazanılamayabilirdi. Gerçi Türk milleti işgal devletlerini ve onların silahşörlüğünü yapan Yunan devletini ve onun silahlı kuvvetlerini yurttan atması konusunda kararlı olması nedeniyle şüphesiz istiklal harbini yine devam ettirecek zafere ulaşmak için elinden geleni yine yapacaktı ama bu zafer belki de daha kanlı geçecek Türk ordusu ve milleti daha çok şehitler verebilecekti. Bu nedenledir ki aralarında bir sene zaman farkı olmasına rağmen çatışmaların Sakarya nehrinden daha doğuda gerçekleşmesi durumuna rağmen bu savaş Yunan kuvvetlerinin Sakarya’yı geçmesiyle başladığı için Sakarya savaşı adını almıştır.

Şunu da vurgulamak gerekir ki kazanılan bu müdafaa zaferi de öz ve öz Türk evlatlarının yani Türk erlerinin Türk subaylarının Mustafa Kemal yönetiminde kazandığı bir zaferdir. Bu zaferin kazanılmasında Arap ırkının ve çoğunluklu olarak kendini ayrı bir ırk kabul eden Kürt ırkının payı kitlesel olarak yoktur. Ancak kendini sözüne ettiğim ırklarda olmasına rağmen Türk sayıp Türk silahlı kuvvetlerinde görev yapan Kürt veya Arap kökenli kişilerin bireysel olarak katkıları vardır. Bu kişiler de kurtuluş uğruna kan dökmüşler can vermişlerdir. Bu arada belirtmek isterim ki Sakarya savaşı denilen savaş 26 Ağustos Büyük Taarruzunun Dumlupınar Meydan Muharebesinin yani 30 Ağustos zaferinin ön çalışması olmuş, ardından kazanılan 30 Ağustos zaferi zaten Mondros mütarekesiyle fiilen yok olan Osmanlı devletinin yerine Türkiye Cumhuriyeti adıyla Türk ulusunun kurduğu ulusal devleti getirmiştir. Başta Sakarya zaferi olmak üzere büyük taarruz ve Dumlupınar meydan muharebelerini kazanmış 30 Ağustos Zafer Bayramı gibi bir bayramın kutlanmasının sebep ve temellerini yaratmış Türk silahlı kuvvetlerinin bu zaferleri odsumuza ve milletimize tekrar kutlu olsun.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.