Rize doğumlu olan Dr. Nazım Gürbüzoğlu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Uzmanlık eğitiminin ardından uzun yıllar çeşitli sağlık kuruluşlarında görev yapan Gürbüzoğlu, Bandırma Devlet Hastanesi’ndeki hizmetinin ardından Royal Hastanesi’nde çalışmalarını sürdürüyor.
Mesleki tecrübesini Bandırma’da sürdürmekten memnun olduğunu ifade eden Gürbüzoğlu, özellikle son yıllarda artan masa başı yaşam tarzının omurga sağlığını ciddi şekilde etkilediğine dikkat çekti.
Boyun ve Bel Fıtığı Nasıl Oluşur?
Gürbüzoğlu, boyun ve bel fıtığının oluşum mekanizmasını şu sözlerle anlattı: Boyun bölgesinde 7, bel bölgesinde ise 5 omur bulunduğunu belirten uzman doktor, omurlar arasında yer alan disklerin omurgaya binen yükü dengelediğini ifade etti. Zamanla yaşlanma, yanlış duruş, ağır kaldırma veya hareketsiz yaşam nedeniyle bu disklerin elastikiyetini kaybettiğini söyleyen Gürbüzoğlu, disklerin taşarak sinirlere baskı yapması sonucu fıtığın ortaya çıktığını vurguladı.
En Sık Görülen Belirtiler Neler?
Boyun fıtığında en sık görülen belirtilerin, boyun ağrısı, boyun hareketlerinde kısıtlılık, omuz, kol ve sırta vuran ağrı, kollarda uyuşma ve karıncalanma, kuvvet kaybı ve eşyaları düşürme. Bel fıtığında ise: bel ağrısı, bacağa vuran ağrı (tek ya da çift taraflı) uyuşma ve karıncalanma, yürüme güçlüğü, kas zayıflığı olduğunu belirten Gürbüzoğlu, özellikle kuvvet kaybı ve kas incelmesi gibi nörolojik belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.
“Fıtık Olan Herkes Ameliyat Olmaz”
En çok merak edilen konulardan birine de açıklık getiren Gürbüzoğlu, bel ve boyun fıtıklarının yüzde 97-98’inin ameliyatsız, yani konservatif yöntemlerle tedavi edilebildiğini söyledi. Tedavi sürecinde: ayrıntılı muayene röntgen ve MR görüntüleme, nörolojik değerlendirme, fizik tedavi uygulamaları, egzersiz programları, gerekli durumlarda ilaç ve enjeksiyon tedavileri uygulanıyor. Ancak ciddi kas kaybı veya ilerleyici nörolojik defisit varsa hastanın beyin cerrahisine yönlendirildiğini ifade etti.
“Günlük Hayat Alışkanlıkları Çok Önemli”
Dr. Gürbüzoğlu’na göre tedavinin en kritik noktası yaşam tarzı düzenlemesi. Uzun süre telefon kullanımından kaçınmak, bilgisayar başında ergonomik oturuş sağlamak, uzun süre öne eğik pozisyonda kalmamak, fazla kilodan kaçınmak, düzenli egzersiz yapmak, özellikle boyun ve bel sağlığını korumada büyük rol oynuyor. Ayrıca stres, anksiyete ve depresyonun da kas spazmını artırarak ağrıyı tetikleyebileceğini belirten Gürbüzoğlu, multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekti.
“Toplumun Yüzde 80’i Hayatında En Az Bir Kez Bel veya Boyun Ağrısı Yaşar”
Gürbüzoğlu, çarpıcı bir istatistik de paylaştı. Toplumun yüzde 80’i yaşamının bir döneminde bel ya da boyun ağrısı yaşıyor. Ancak bu ağrıların sadece yüzde 10’u gerçek fıtık kaynaklı. Geri kalan büyük çoğunluk kas ve mekanik nedenli ağrılar. “Panik yapmasınlar. Boyun ya da bel fıtığı tanısı almak ameliyat olunacağı anlamına gelmez. Tedavisi var ve büyük oranda yüz güldürücü sonuçlar alıyoruz.” sözleriyle vatandaşlara önemli bir mesaj verdi.
Röportaj boyunca doğru bilinen yanlışlara da değinen Dr. Nazım Gürbüzoğlu, erken teşhis ve bilinçli hareket etmenin önemini vurguladı. Bel ve boyun fıtığı konusunda korkunun değil, bilinçli yaklaşımın çözüm getireceğini belirten Gürbüzoğlu, düzenli egzersiz ve doğru duruş alışkanlıklarının birçok sorunun önüne geçebileceğini ifade etti.
Haber: Serhat Barış